“Ölü doğmuş” Avcı projesi

Gümbür gümbür çöken Beşiktaş’ın “Abdullah Avcı Projesini” bugün yerden yere vurmak kolay tabi…
Ben yapamam!.. Düşene tekme vuramam.
O “şerefi” bir zamanlar Abdullah Avcı’yı “futbol mesihi” ilan edenlere bırakıyor ve dört ay önce yayınlanan bir Ters Köşe’yi yinelemekle yetiniyorum.
Zaten Abdullah Avcı ve Beşiktaş “aynı tas aynı hamam”!
***
AVCI’YI DA ALIP GİT BAŞKAN
Beşiktaş son on yılın en kötü başlangıcını yapıp futbola zulmederken, Beşiktaş taraftarı tribünden Sergen Yalçın’ı çağırırken, Başkan Fikret Orman bile kaçıp kurtulmaya çalışırken, “adam asmaca” üstadı necip medyamız, neden suçu/günahı Abdullah Avcı’nın 4-1-4-1’inde arayıp eveleme/geveleme ötesine geçemiyor hâlâ?..
Beşiktaş çatırdıyor… Tetikleyen sahadaki futbol… Kimse o futbolun mühendisini sorgulamıyor.
Çünkü “angaje” olmuşlar Abdullah Avcı’ya… Zamanında, sermayeyi ona yatırmışlar! Sanmışlar ki, zaten kalitesi belli güneşli günler yaşamış Beşiktaş’ı uçuracak, Kartal’dan yerli malı bir Manchester City çıkaracak Avcı.
Geri alamıyorlar Avcı’ya zimmetledikleri güvenlerini.
Beni bağlamaz… Beşiktaş henüz sezonun ilk maçını oynayıp Sivas’tan 3 yemeden 5 gün önce, yeni hocaya ilişkin tüm çekincelerimi açıkça yazmışım ben:
“Orhan Ak meselesindeki duruşundan ortaya çıktı ki, Abdullah Avcı Beşiktaş’a bir numara küçük” demişim!
Şüphelerimde ne yazık ki- haklı çıkmışım.
***
Avcı’nın Başakşehir’i birkaç sezondur şampiyonluk adayı yapması kadar, niye sonunu getiremediğine, hele geçtiğimiz sezon son altı haftada Galatasaray’a nasıl hediye ettiğine bakması, incelemesi gerekirdi (başkanın).
Bitmedi… Ataların “taş yerinde ağırdır” nasihatini unuttu Beşiktaş. Süper Lig’in taraftarsız kulübündeki teknik direktörü kolundan tutup Süper Lig’in özgül ağırlığı en yüksek, en keskin taraftarına sahip Beşiktaş’a taşımak “teknik hata” değilse en azından büyük bir riskti…
Kartal bakir ormanların üzerinde de uçar, metrekareye on taraftar düşen Dolmabahçe’de de… Birinde avcı olarak, diğerinde avlanmaktan korkarak.
Tribün baskısı bozar falan demiyorum… Daha sıra ona gelmeden “otobaskı” bozar adamı… Baskıların en kötüsüdür insanın kendi kendine yaptığı! Kimyası değişir o hocanın. Kendini ekstra işler yapmak zorunda hisseder. Muhtemelen bildiğini bile yapamaz; nerede kaldı daha ötesi.
Kimyası gerçekten de değişti Avcı’nın…
***
Avcı ile hiç mi geleceği yok Beşiktaş’ın?
Olmaz olur mu…
Başakşehir gibi bir-iki sezon sabrederse bu alemin en güzel paslaşmalarını seyredebilir Beşiktaşlı.
Bir-iki sezon da son anda rakiplere hediye edilen şampiyonluklara dayanabilirse…
Gelsin başarı!
Şaka bir yana… Şayet Fikret Orman giderken yanında götürmezse, Abdullah Avcı’nın ne zaman gitmesi gerekir biliyor musunuz Beşiktaş’tan?
4-1-4-1’ini değiştirdiği hafta…
Çünkü sorarlar adama; Beşiktaş deneme tahtası mı, niye beş haftada beş puanla sezonu perişan ettin, önerdiğin oyunu oynatmayacaksan Beşiktaş’a niye geldin, yoksa Başakşehir’deki futbolun altında yatan zeka Orhan Ak’ın mıydı, Vs…
Üzerine tuz biber ekti durumdan vazife çıkarıp olaya el koyması gereken Başkan’ın gemiyi terk etmesi…
Zamanı mıydı?
Beşiktaş, ilk ve asıl görevi olan sahadaki kurgu/düzen ve verim işini başaramamış, gelirken yanına yanlış adamı almış, fikri ve eylemi koşut gitmeyen, beş haftada dengesini yitirip komşuya taş atmaya başlamış taze bir hocaya emanet edilemeyecek kadar büyüktü oysa…
Fikret Orman’ın protestolardan bıkmasını veya protestoları fırsata çevirerek pılıyı pırtıyı toplamasını anlamak mümkün…
Tek şartla… Avcı’yı da alıp gitmeli.
26/09/2019