Özgüven değil akıl kazandı

Pereira sakat oldukları için İstanbul’da bıraktığı altı futbolcuya (Zajc, Sosa, İrfan Can, Sangare, Serdar, Tisserand) kulübede oturttuğu Mesut, Pelkas ve Osayi’i de ekleyince Fenerbahçe’nin on eksikli Beşiktaş’a döndüğünü düşünenler fena yanıldı.
Ali Koç’un deyimiyle “mecburen değil tercihen”di Pereira’nın yaptığı.
Fenerbahçe eksikti ama sol ayaklı olduğu için Ferdi ile kanat değiştirmiş Muhammed üçlü defansa çok iyi destek verip Gustavo “güvenlikçi” gibi savunmanın önünden ayrılmayınca, orta sahada Mert Hakan, önde Rossi ve özellikle Valencia şimşek kadar hızla yer değiştirince ve tüm takım sahayı çok iyi parselleyince, Fenerbahçe’nin topa sahip olmasına gerek kalmadı gol atmak için.
Dışarıdan bakınca oynayan, üstün görünen, bastıran Hatayspor’du… Pas sayıları bile Fenerbahçe’nin iki katıydı. Lakin Riberio’yu topa dokundurtmayan, her defansı bozacak Hatay santrforu Diouf’u üçlü savunmanın ortasına çektiği Kim Jea’nin fiziği ile durduran, kanatlardan gelen Hatay akınlarını Ferdi ve Muhammed’in savunmaya katkıları ile eriten Fenerbahçe, az ve öz ataklarıyla skoru yakaladı.
Maçı ilk yarıda aldı.
İşin sırrı, dört maçlık galibiyet serisine sahip Hatayspor’un özgüveni ile Fenerbahçe’nin sahaya koyduğu akıldaydı aslında.
Özgüven kaybetti, akıl kazandı.
Tempolu başlayan ve orta saha çabuk geçilen maçta doğal olarak takım boyları uzadı, bu da topa sahip olup baskı yapan Hatayspor’a değil arkada boşluk bulan hızlı Fenerbahçe forvetine yaradı.
Bir de, tek devrede 90 dakikalık oynayan Valencia’nın alın teri var galibiyette… İlk yarıdaki iki golün ikisi de Valencia’nın ama son dokunuşlar (ki, gerçekten minik dokunuşlar) Rossi ve Novak’ındı. Ayrıca, Valencia’nın kaleciyle karşı karşıya kaldığı Münir’in kurtardığı “yarım” gol var.
2-0 öndeki Fenerbahçe açısından maçın ikinci yarısı yeni fırsatlara, muhtemel farka gebeydi. Hatayspor gol atmak için yüklendikçe Fenerbahçe’nin rakip kale önünde daha çok fırsatı olacaktı.
Yani her şey aynen devam etseydi!
Ve öyle oldu… Ama sadece 60. dakikaya kadar.
Uzun zamandır en verimli futbolunu oynayan Fenerbahçe adına, ilk yarının aksine oyunun üstünlüğünü alıp pozisyonlar bulduğu ikinci yarının ilk çeyreğinde skorun 4-0 olması işten bile değildi önce.
Sonra, Fenerbahçe’yi durduran Hatayspor değil yorgunluk ve 2-0’ın rehaveti oldu.
Hatayspor affetmedi… İkinci yarıda tükenen Valencia’nın yerine oyuna giren Fenerbahçeli Osayi’nin yaptığı basit pas hatasını, ikinci yarıda oyuna giren Hatayspor’lu Saint-Louis bomboş durumda kaleye gönderince 69. Dakikada skor 1-2 oldu.
Yine bireysel hata!.. Savunmanın suçu yoktu. Osayı’nin güzel(!) ara pası ile resmen konturpiyede kaldılar. Yerini Crespo’ya bırakan Mert Hakan çıktıktan sonra Crespo fena oynamasa da orta sahanın güvenliği azalmıştı çünkü. Fenerbahçe “kazandık bitti” havasına girmişti.
Valencia’dan sonra topu kaleye gönderecek adam sıkıntısı çeken Pereira uzun süreli sakatlıktan çıkan Serdar Dursun’u Fenerbahçe’nin zayıf halkası Berisha ile değiştirdi. Ki, Serdar bıraktığı yerden başladı; 80’den sonra kaleciye takılan yüzde yüzlük şutu, son dakika direkten dönen dokunuşu vardı.
Maçın bitmesine beş dakika kala topu Fenerbahçe kalesinden uzakta tutmak için Rossi ve Muhammed’i çıkarıp Pelkas ile Mesut’u oyuna soktu Pereira ve amacına ulaştı. Mücadele dozu yükselse de Fenerbahçe en zorlu deplasmanı 1-2 kazandı.
Akıl ve ayakların uyumu ile deplasmandan alınmış ve takımı hem puan cetvelinde hem de yüreklerde yukarı taşıyan bu galibiyet, Fenerbahçe için yeniden “ezeli normale” dönüş mü olacak, yoksa tek tük parlamalardan biri olarak mı kalacak; onu zaman gösterecek. Çünkü bir hafta sonra 6 futbolcu daha katılacak kadroya.
Kartlar yeniden dağıtılacak yani.