Rijkaard, şimdi Sabri üzerinden Milli Takım-Millet ilişkimizi sorgulayacak ve yeniden yapılandıracak adam değildir

Basketbol Milli Takımımız’ın “referandum promosyonu” olarak kullanılması, vatandaşın ağzında buruk bir tat bırakıp ağzını bozdurduysa, bunu sayın bakan Özak’ın “edepsizler, ahlaksızlar, ilkesizler” tespitine kafa sallayarak geçiştiremezsiniz.
Gerçi finalde sayın Başbakan’ı protesto edenler, muhtemelen “darbeci” ve “aptal” (!) ama söz konusu Milli Takım-Millet ilişkisi olunca hassasiyet farklı...Rijkaard’a bunu da anlatın
Yazılı olmayan toplumsal sözleşme diyebiliriz buna:
* * *
Birincisi... “Milli forma”, hak edenler açısından fiyatı olmayan bir gurur, terazisi icat edilmemiş sorumluluktur. Yürek çarpıntılarıyla giyilir, cansiperane korunur, son gücüne kadar ona hizmet edilir.
İbadet gibidir. Tüm ihtiraslardan, kişisel hesaplardan hatta ekonomik sonuçlardan arınmış olarak taşınır o forma.
“Açık arttırmalı” prim, yakışmaz ona.
* * *
İkincisi... Millet de aynı hisler içindedir. Görevlendirdiği sporcunun hiçbir farklı niyet sahibi olmadan bayrağı için mücadele edeceğinden emindir.
Siyaset bir numara küçük gelir.
Bu sözleşme insan doğasına aykırı olabilir. Ama bir insan topluluğunun yaratabileceği en güzel sinerjilerden biridir:
Milletinin vekaleti ile her şeyini ortaya koyan adamlar ve onları taparcasına kucaklayan millet...
Daha ötesi, şehitler ve gazilerdir.
* * *
Buraya kadar “hemfikir” miyiz?..
O zaman, herkes “kıssadan hissesini” almalıdır.
Mesela Galatasaray yöneticileri, bu toplumsal sözleşmeyi Rijkaard’a tercüme etmelidir!..
Önce Arda sakatlandı diye Milli Takım’a bozuk çalan Rijkaard, şimdi Sabri üzerinden Milli Takım-Millet ilişkimizi sorgulayacak ve yeniden yapılandıracak adam değildir.
Aslında kimsenin haddi değildir (şimdilik)!..
Israrcı olanların “birkaç yıl” daha beklemesi gerekiyor en azından. “Ulus” kavramı biraz daha boşalsın, o zaman.
* * *
Peki, neden “müstemleke valisi”ne dönmektedir bu ülkeye gelen yabancı hocalar?..
Çünkü müsaade edilmektedir.
Gelmesi lütuftur, nerede kaldı bizim hassasiyetlerimiz için uyarmak!..
Zaten, “kim” “kimi” uyaracak.
Bakın, Rijkaard neredeyse Milli Takım’ın lağvedilmesini talep edecek kadar boşboğazlık ederken Galatasaray’ın duayenlerinden Ergun Gürsoy, “tuzla koşmuştur” Rijkaard’ın fikrine. Tazminattan falan bahsetmiştir.
Galatasaray Başkanı Adnan Polat ha keza...
Sorarım onlara; hangi milli maçta hangi milli futbolcumuzun spor hayatı bitmiş de bu millet onu görmezden gelmiştir?
Hiç merak etmesin sayın Gürsoy, telaşlanmasın sayın Polat; Galatasaray unutsa bile millet unutmaz.
Söyledikleri Galatasaray’ın bir maçlık menfaatine halel gelmesiyse, bu yüzden tazminat istemişlerse, miktarını açıklasınlar onu da verelim.
Lakin 20’sine gelmeden kalleş keleşlerin önüne gönderdiği kınalı kuzuları, tabutuna sarılan al bayrakla “milli” olan analara ödenen üç kuruştan fazla olmasın sakın.
Ve sonuç:
Başbakan’a tribünden tepki, ne normal ne de iyi... Tam da sandık sürecinde milli bir meseleye siyaset karıştırıldığı fikri çıldırtmış olmalı tribündekileri.
Rijkaard’a bunu da anlatın.