Lige ikide ikiyle başlayan Galatasaray ve kendi sahasında 9 kişilik Hatay’ı yenemeyen Fenerbahçe karşı karşıya gelince, üstüne üstlük seyirciyi pandemi almış olsa da derbi Galatasaray’ın evindeyse…

Bitmedi… Format olarak Galatasaray saldıran Fenerbahçe savunan takımsa ve biri ezber kadroya sahip, öteki hava alanında futbolcu karşılıyorsa hala.
Ezer geçer Galatasaray değil mi?

Hayır, öyle değildi derbi. Neden mi?Fatih Terim’in tercihi kazanmaktan çok kaybetmemekti çünkü.
Geçen sezon tedavülden kaldırdığı “Kadıköy Geleneğini” gölgelemek, henüz mağlup durumdayken ne yapacağını pek kestiremediği takımının erken bir golle şok geçirmesini ve kazaya kurban gitmesini istemiyordu.

Fenerbahçe tamam da; Galatasaray resmen savunmaya ağırlık veriyordu derbide. Aynen rakibi gibi topu kaybettiği anda savunmaya geçiyor, rakip de aynı halde olunca orta sahalar pandemi kurallarına çok uygun oluyordu… Boş ve rahat yani.

Bu koşullara bir de ortada görünmeyen Falcao’yu, “yalancıktan” oynayan Arda ve Belhanda’yı ekleyin… Fenerbahçe tam tersi; hiç bitmeyen hırslarını kaldıkları yerden sürdüren Fenerbahçe kanat bekleri Caner-Gökhan, rakip defansı sürekli zorlayan Ozan ve hepsi görevlerini yapan gerisi… Hiç olmadığı kadar disiplinle oynayan ve varını yoğunu ortaya koyan eski-yeni Fenerbahçeliler vardı ortada. Galatasaray için evdeki hesap stada uymadı tabi.
Sahasını gözü gibi savunan iki tarafın gayretleri, pozisyonların sayısını biraz azalttı sadece. O da maçın ilk yirmi dakikasında.

Rize’de 8, Hatayspor’a karşı 6 eski futbolcuya yer veren Erol Bulut, Galatasaray maçında bu sayıyı 4’e indirmişti. Samatta yeni gelmiş olmasa 3 de olabilirdi. Hem yenileniyor Fenerbahçe hem direnci temposu disiplini yükseliyor. Savunmada ilk kez yan yana oynayan Lemos ve Tisserand alarm çaldırmadı mesela. En uçta Valencia sırıtmadı. Sosa- Gustavo-Ozan orta sahası en verimli oyununu oynadı. En az Galatasaray kadar rakip kale önünde çoğaldı takım, en az Galatasaray kadar pozisyona girdi, baskı yaptı.

Rakip kaleye rahat gittiğini gören Fenerbahçe Hocası, Samatta’yı da oyuna sürüp gol şansını arttırmayı düşündü ikinci yarı. Ardından Ferdi’yi aldı.
Galatasaray ise Diagne, Babel, Etebo ile adeta takıyı yeniledi. Çünkü dakikalar ilerledikçe Fenerbahçe’nin kaybetmeme ihtimali artıyor, hatta kazanma fırsatları buluyordu. İki takımında forvet hatları yenilenmiş, yorgun olanlar savunmadakiler, hatta kalecilerdi maçın son çeyreğinde.
Hiçbiri hata yapmadı…

Ve derbi Fatih Terim’in tercih ettiği gibi golsüz bitti.
Şayet sadece derbi motivasyonu değilse, Fenerbahçe’ye bir “artı” yazabiliriz.