Terim’e Arda’dan ikinci soğuk duş gelecek

Her teknik direktörün kaprisleri, fantezileri hatta kişisel hesaplaşmalarında çalıştırdığı takımı kullanma girişimleri olabilir.
Dozunu ayarlayan, hocanın huyu ve kalibresidir.
Geçmişte pek çok örneği yaşanmış, bir kısmı niyet olarak kalmış, bazıları refüze edilmiş, bazılarına boyun eğilmiş, ancak tümü “sonun başlangıcı” anlamına gelmiştir kendi yarattıkları sıra dışı güç sınavlarının…
Fatih Terim’in, yeniden Arda Turan’ın hocası olmak için çabası ve Galatasaray Yönetimi’ni “sinek ikilisine çeviren” ısrarı ise örneği az görülecek bir meydan okumadır.
O kadar ki… Terim, sebebini bile açıklamamış, hepimizin kafa patlatmasını istemiştir bu transfer için… Tabi saygıdan korkuya kadar geniş bir yelpazedeki Fatih Terim karizmasını rencide etmeyecek, tercihan pozitif sebepler bulmak şartıyla!
Aslında iki olasılıkla sınırlıdır “öngörü özgürlüğümüz”:
Birincisi; Fatih Terim’in bağrına bastığı Arda Turan yüksek moral motivasyonla Atletico Madrid performansına geri sıçrama yapar ve hocasının futbol zekası karşısında şapkalarımız havaya fırlarken, Galatasaray takımını da sırtlayıp şampiyonluğa taşır.
“Vay be” deriz topluca! Arda hala dünya yıldızı, Terim deha…
İkincisi ise Başakşehir çizgisi sürüp giden Arda Turan, sezonu Galatasaray kulübesindeki en pahalı adam olarak tamamlar ama kulüp tarihi -evladına sahip çıkmış, giderayak ona formasını giydirmiş - yönetimi ve Fatih Terim’i “vefa”nın ete kemiğe bürünmüş şekli olarak yazar.
Dört milyoncuğun lafı mı olur böyle şerefli bir apolet için?
Lakin insanları düşünmeye teşvik etmenin bazı sakıncaları var! Zihin sınır tanımıyor ki.
“Terim Arda’yı neden aldı” sorusunun yanıtı bizlere bırakılınca, geçen yüzyılın en büyük mizah dergisi Mad’in “tuhaf sorulara tuhaf yanıtlar” bölümündeki gibi cevaplar da çıkabilir ortaya!
Mesela, Fatih Hoca’nın -yarım kalmış ve pek de olumlu gitmemiş bir hikayeye- mutlu son yazma hırsı olabilir biri.
Herkesin bildiği gibi, Fatih Terim’in büyük emek verdiği ve evlattan ayırmadığı Arda Turan, Avrupa’ya basan kendi ayakları üzerinde durduktan sonra Terim ile bu özel ilişkisini hiçe sayıp “Batı’nın en hızlı silahşöründe şansını deneyen” yeni yetme kovboy gibi Türk futbolunun en ünlü adamını alt etmek istemiş, bir yere kadar da başarılı olmuştu.
Kendi milli takım defterini kapattı ama Fatih Hoca’nın da milli hocalık sürecini sonlandırdı veya sonlanması için ilk hamleyi yaptı.
Fatih Terim egosunda bir insanın üzerine bir bardak su içip sineye çekebileceği bir şey midir bu?
Daha sonra el öptü falan, ama yetmez…
Yeniden hocası olup Arda’yı ya parlatması ya da onurla yolcu etmesi gerekir ki, kimin patron olduğu anlaşılsın. Kontrolünden çıkan veya çıkmaya niyeti olanlara ders olsun tövbe edene fırsat verileceği.
Kısaca, Arda eski günlerine dönse de dönmese de “ya küllerinden yıldız yaratmak ya da vefa hissinin krallığına oynamak” şeklinde kaçınılmaz “kazanç” gösteriyor Terim’in hesabı.
Acaba?
Bence hayır!
Daha sezon başlamadan açık açık yazayım… Arda operasyonunun her koşulda tatsız bitme ihtimali, “mutlu son”dan fazladır!
Bir kere “işe adam değil, adama iş bulmak” niteliğindedir Arda transferi. En azından an itibarıyla öyle.
Sonra Arda’nın “En iyi Türk futbolcu benim” gibi “Yerli İbrahimoviç” jargonu endişe verici.
Asıl önemlisi eski defterler…
Unutulmadı, unutulmayacak, çünkü bir bölümü “milli”.
Terim-Arda kavuşması sonucundan sönmüş yıldız yeniden parlamaya başlarsa, her TC vatandaşı gibi dört yıl önce Fransa’daki Avrupa Şampiyonası’nda “neden milli formalarınızla bilek güreşi yaptınız ve gruptan çıkamamamıza sebep oldunuz” diye sorma hakkım doğuyor benim bile. Öyle ya… Çok daha yaşlı, çok daha formsuz bir Arda, Galatasaray’da Fatih Hoca ile şahane oynuyorsa, ya birinin ya da ikisinin birden ego savaşına kurban gitmiş bir milli takım var demektir geçmişlerinde.
Milli Takım hepimizin olduğuna göre…
Tersi olursa, Arda dökülmeye devam ederse. Hele bu yüzden Terim eleştiri hedefi, Arda sıkıntı kaynağı olur ve Galatasaray hedeflerinden bir tanesini bile ıskalarsa, kimseye anlatamazlar “vefa”yı falan…
Fatih Terim’in görmezden geldiği “Arda günahları” yeniden tefrika yapılır.
O zaman Terim’den hesap sorma hakkı TC vatandaşlarının sadece Galatasaraylı olanlarına kalır ki, aynı suda ikinci defa yıkanmaya kalkan Terim, Milli Takım hocalığından sonra Galatasaray teknik direktörlüğünde de soğuk bir “Arda Turan duşu” almış olur.
Bizden iyi bilir bunları Fatih Hoca…
Lakin “riski” seviyor. Hatta riskle motive oluyor.
Bu kez abarttı… Çünkü ucu takıma da dokunuyor.