Müjdeyi hafta içi Emre Belözoğlu vermiş, Fenerbahçe’nin topu rakibe bırakan tatsız ve sonuçsuz oyunu bırakacağını söylemişti. Uygulamasında Erol Bulut’a ne gibi bir katkısı oldu bilinmez ama Karagümrük deplasmanına Mesut Özil ile başlayan Fenerbahçe yorulana kadar tam da bunu yaptı.
Diyeceksiniz ki, “ilk 11’de başlayan Mesut Özil’in farkı”!
O da var elbet… Ancak, Mesut oynayan takımın kalitesini yükselten bir futbolcu; tek başına mucizeler yaratacak değil. İşte Karagümrük karşısında Fenerbahçe’nin farkı “oynayan takım” ilaveten “Mesut Özil”di… En azından ilk yarı!
Topa sahip olan, önde oynayan, basan ve en önemlisi atak tamamlayan bir Fenerbahçe vardı 45 dakika. İkinci devre ise rakibin boşalttığı arka alana nefis kontrataklar yaparak başlayan Fenerbahçe maçı eski haline dönerek tamamladı. Yarım porsiyon oynadı yani…
Belki, eksikler dönünce tüm maça yayabilir sezon bitmeden!
Fenerbahçe’nin üstün olduğu yarıda kanatlarda Caner ve Sangare neredeyse sıfıra iniyor, forvet sürekli yer değiştirip savunmaya da katkı veriyor, Mesut Özil ise ince paslar ve kaliteli ortalarının yanı sıra genç takımdan gelip ilk kez forma giymiş bir genç gibi rakip çıkarken bile baskı yapıyordu.
Fenerbahçe, Mesut’u topla buluşturdukça futbol kapasitesi ve oyun zekası artıyordu takımın. Zaten Fenerbahçe’yi üç maçtır kalesini gole kapatmış rakibine karşı ilk devre 1-0 öne geçiren golün ortası da duran topta Mesut Özil’den geldi.
Yüksek viteste olmasa da maçlarını dengeli ve kontrollü oynayıp top yapan Karagümrük’ü bir devre boyunca sahasına hapsetti Fenerbahçe.
Ancak maçın ilk pozisyonu Karagümrük’tendi ve Ademi’nin sert şutunu çok şık kurtaran Altay, formunun devam ettiğini belli ederek takımına güven verdi. Daha sonra üç gol kurtarışı daha var Altay’ın. Formu dört nala gidiyor genç kalecinin.
Karagümrük ilk yarıda Ademi’ye uzun toplar yollamak ve Caner’in kulvarından Ndao ile çizgiye inmek dışında bir şey yapamadıysa bunun asıl sebebi öne doğru baskılı oynayan Fenerbahçe’ydi. Tıpkı ikinci yarıda ağır baskı yapan Karagümrük’ün sebebi de Fenerbahçe olduğu gibi. Karagümrük ilk yarıda Ademi’ye uzun toplar yollamak ve Caner’in kulvarından Ndao ile çizgiye inmek dışında bir şey yapamadıysa bunun asıl sebebi öne doğru baskılı oynayan Fenerbahçe’ydi. Tıpkı ikinci yarıda ağır baskı yapan Karagümrük’ün sebebi de Fenerbahçe olduğu gibi. İkinci devre 1-0’ı telafi etmek isteyen ve aynen ilk yarıdaki Fenerbahçe gibi oynamaya niyetlenen bir Karagümrük vardı ama Valencia, Osayi gibi hızlı kanatları olan, yorgun olsa da orta sahadan forveti besleyen Ozan-Sosa gibi yıldızları bulunan Fenerbahçe karşısında riskleri vardı bu fikrin. Nitekim 53. dakikada Ozan’ın topla buluşturduğu Valencia tam da klasına uygun şekilde santradan rakip kaleye kadar gitti topu zeki bir şekilde Karagümrük ağlarına bıraktı.
Bir artı daha Fenerbahçe için…
Rakibin değişen oyun tarzına göre kontra oyun yaratabiliyor artık sahada. Çok baskı ve pozisyon olursa da Altay kurtarıyor. Tabi bir yere kadar. Sakat futbolcularının düzelmesini sevgili yolu bekler gibi bekliyor Fenerbahçe. Gustavo, Pelkas ve İrfan Can dönene kadar “pısırık futbol” yerine tercih edilen yöntemi çok eleştirmemek lazım.
Ancak, baskı yerken orta saha veya savunmaya takviye yapılmasını da Emre Belözoğlu söyleyecek değil ya.
120 dakikalık kupa maçı yorgunluğunun yavaş yavaş ortaya çıktığı ve Karagümrük baskısının arttığı son yarım saatte Borini’nin mükemmel dönüp mükemmel vurduğu şut için Altay’ın yapacak bir şeyi yoktu açıkçası.
Erol Bulut’un 2-1’i korumak için yaptığı değişiklikler ancak Karagümrük baskısı amansız hale geldikten sonra maçın son on dakikasındaydı. Son iki maçta 80’er dakika oynayan Özil de çıktı ama Caner’in çıkıp Tisserand’ın girmesiyle dirileşen savunma gole izin vermedi.
Sonuçta Fenerbahçe için küçük ancak Erol Bulut için çok büyük bir adımdı bu galibiyet. Ek süre aldı hoca!