İsmail Kartal tarafından Antalyaspor - Fenerbahçe maçının 63. dakikasında oyundan alınan Mesut Özil'in şaşkınlık içinde yedek kulübesine dönüp, "Ben mi çıkıyorum!" diye sormasını mutlaka görmüşsünüzdür. O sırada oyun golsüz devam ediyordu ve Mesut'un yanı sıra Rossi'nin de kenara çağrılması herkes için sürpriz oldu. Son yarım saate girilirken Muhammed ve Nazım'ın sahaya sürülmesi de bir o kadar beklenmedik bir hamleydi fakat asıl şaşırtıcı olan Mesut'un o kadar çok şaşırmasıydı...
Mesut Özil tam bir yıl önce Arsenal'den bedelsiz geldi. Yıldız oyuncunun transferi doğal olarak büyük heyecan ve umut dalgası oluşturdu. Arsenal'de uzun süre şans bulamadığı için geldiğinde hiç hazır değildi. Fiziksel açıdan toparlanması uzun süre alırken, ayak bileğinden 1.5 ay süren ciddi bir sakatlık da yaşadı ve geçen sezonu 10 maçta 1 asistle kapattı.
Mesut Özil bu sezon Vitor Pereira ile zaman zaman problem yaşasa da 22 resmi maçta 8 gol, 2 asistlik performans sergiledi. Geride kalan 1 yılın genel istatistiğine bakarsak tablo şöyle: 32 maç, 8 gol, 3 asist...
Mesut'un yeteneklerinden şüphem yok ancak performansından hiçbir Fenerbahçeli tam olarak memnun değildir diye düşünüyorum. Bu memnuniyetsizliğe büyük ihtimalle kendisi de dahildir...
Mesut kariyerinin hiçbir döneminde fiziksel açıdan çok güçlü olmadı. 18 yaşında Schalke forması giyerken de, 2013'te 47 milyon euro bonservisle Real Madrid'den Arsenal'e giderken de aynı oyun karakteriyle mücadele ediyordu: Topla müthiş yetenekli ve tehlikeliydi, takım savunmasında ise hep 'idare edilen adam' oldu. Mourinho ve Wenger, Mesut'tan çok üst düzey performans aldılar. Arteta ise ondan yapamayacağı şeyleri talep etti ve doğal olarak iki taraf da kaybetti.
Mesut Özil; Schalke (1 gol, 5 asist), Werder Bremen (16 gol, 54 asist), Real Madrid (27 gol, 80 asist) ve Arsenal'de (44 gol, 77 asist) attığı golün en az iki katı kadar asist yapmıştı. Ancak Fenerbahçe'de bu tablo tersine döndü ve Özil'in kariyerinde ilk kez asist sayısı, gol rakamının gerisinde kaldı.
Ben bu durumun tesadüf veya doğal olduğunu düşünmüyorum. Cristiano Ronaldo'nun, Sergio Ramos'un hayran olduğu Mesut gibi 'asist yapmak için doğmuş' bir oyuncunun 32 maçta 3 asist üretebilmesi zaten normal olamaz. Gözü kapalı oynasa Mesut'un 32 maçta en az 7-8 asist yapması gerekir.
Bana göre sorunun temelinde Süper Lig'in sertliği yatıyor. Daha açık ifade etmek gerekirse burada doğrudan sakatlamaya, rakibe zarar vermeye yönelik fauller yapılıyor ve Mesut da mümkün olduğu kadar bu darbelerden uzak kalmaya çalışıyor. Hatırlatmak gerekirse geçen sezon Fenerbahçe-Antalyaspor maçında Mesut'un sol ayak bileğine arkadan çok şiddetli biçimde basan ve yıldız oyuncunun 1.5 ay sahalardan uzak kalmasına neden olan Fredy sarı kart bile görmemişti!
Ancak 'hamama giren terler' misali Mesut'un bu zorlukları daha fazla göze alması ve gol/asist sayısını mutlaka artırması gerekiyor. Alex de Souza örneği hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Alex kafası, gözü yarıla yarıla Fenerbahçe'de 344 maçta 171 gol ve 145 asiste imza attı. Üstelik kendi ifadesiyle birlikte oynadığı en iyi santrfor Semih Şentürk'tü...
Özetle Mesut Özil'in Antalyaspor deplasmanında oyundan alınmasında bir gariplik yoktu. O kadar çok şaşırması yersizdi ve ilk maçına çıkan İsmail Kartal'ı da zor durumda bıraktı. Evet belki ilk çıkması gereken isim değildi fakat oyunda kalmayı da çok hak etmiyordu.
Hiçbir Fenerbahçeli, Mesut'u sürekli sağa, sola, geriye pas dağıtırken izlemek istemiyor. Hiç risk almayan, zorlamayan, kazanma arzusunu sahaya yansıtmayan bir Mesut değildi hayali kurulan...
İyi kaptanlar fırtınalı denizlerde belli olur. Bizim bildiğimiz Mesut Özil daha fazla inanırsa, daha fazla sorumluluk alırsa, zorlarsa ve daha çok isterse Fenerbahçe'de birçok şeyin fitilini ateşler. Böyle devam etmesi halinde ise maalesef tüm hayalleri yıkarak, farklı limanlara yol alır...