Fenerbahçe Başkanı Sayın Ali Koç'un Joachim Löw'ü uzun süreli bir sözleşmeyle takımın başına getirmek istediğini bilmeyen yok. Löw ile yaklaşık iki aydır Almanya'da yüz yüze görüşmeler yapılıyor, anlaşma zemini aranıyor.
Türkiye ve Fenerbahçe'ye karşı özel duyguları olan Alman hoca gelmeye sıcak bakıyor ancak talibi çok. Özellikle dünya devi Real Madrid'in Löw'ün peşinde olduğu biliniyor. Carlo Ancelotti'nin koltuğunu Alman teknik adama teslim etmek istedikleri ileri sürülüyor...
Löw gibi dünya çapında bir teknik direktörün birçok kulüpten teklif alması gayet doğal. Teklifleri değerlendirme aşamasında olan deneyimli hocanın en geç 1 ay içinde kararını vermesi bekleniyor. Yani, Joachim Löw yarışında en kritik süreç başladı, Başkan Ali Koç'un bu maçı kazanmak için tüm gücüyle ve enerjisiyle bastırması gerekiyor.
İnsanlık tarihi boyunca hayatın her alanında liderler belirlemiştir toplumların kaderlerini. Futbolda da durum farklı değildir. Zaten futbol hayatın ta kendisidir... Doğru başkan, finansal güç ve doğru teknik direktörün uzun vadede elde edemeyeceği başarı yoktur.
Futbolda teknik direktörün başarıya etkisinin yüzde 15-20'yi geçmeyeceğini iddia edenlere bakmayın siz... Teknik direktörün etkisi bana göre yüzde 100'dür. Çünkü bu iş, lider işidir, teknik direktör işidir. Futbol tarihi bunu doğrulayacak yüzlerce örnekle doludur.
Manchester United'ın Premier Lig'de 13 kez şampiyonluk yaşayan Alex Ferguson'un 2013'teki emeklilik kararından sonra bir kez bile şampiyon olamaması en çarpıcı örnektir. Ferguson kulüpte öyle bir etkiye sahipti ki hiç kimse onun yerini dolduramıyor, "Fergie" daima mumla aranıyor.
Bir dikkat çekici örnek daha verelim...
Atletico Madrid, Diego Simeone'den önce Osasuna-Espanyol-Betis-Getafe vs ayarında bir takımdı. Simeone'nin son 11 yılda başardıkları, Atletico'yu devler kategorisine çıkardı. Barcelona ve Real Madrid'in ambargo koyduğu La Liga'da 2 kez şampiyon olan Atletico, Simeone ile Şampiyonlar Ligi'nde iki defa final oynadı. Kırmızı-beyazlılar, UEFA Avrupa Ligi ve Avrupa Süper Kupa'yı da ikişer kez müzesine taşıdı. Yetmedi, İspanya Kral Kupası ve İspanya Süper Kupa'yı birer defa kaldırdı.
Ferguson ve Simeone misallerine karşılık sıradan teknik adamların duvara çarptırdığı onlarca kaliteli takım oldu. Konumuz Fenerbahçe olduğuna göre Başkan Ali Koç'un göreve getirdiği Phillip Cocu, Ersun Yanal, Erol Bulut ve Vitor Pereira'yı bu alanda rahatlıkla örnek verebiliriz.
Başkan Koç bu işin "B sınıfı" teknik direktörlerle asla olmayacağını acı tecrübelerle net biçimde anladı ve dünya çapında bir hocayı göreve getirmek istiyor. Koç kendi ifadesiyle bu defa turnayı gözünden vurmayı hedefliyor.
Malumunuz Fenerbahçe son 8 yılda tek kupa kazanamadı ve artık sabırlar tamamen tükenmiş durumda. Taraftarlar; şampiyon olmak, kupalar kazanmak, maçlara gitmek, formayla gezmek, eski yıllardaki gibi balkonlarına bayrak asmak istiyorlar. Yüz kişi, bin kişi, 100 bin kişi değil, milyonlarca Fenerbahçeli hasretle bekliyor o parıltılı günlerin geri gelmesini.
Çünkü artık kredi de söz de bitti..

* * *
Sayın Başkan Ali Koç...
Jorge Jesus ve Niko Kovac'ı unutup, Joachim Löw'le mutlaka anlaşın.
Asla bir riske daha girmeyin, Löw'ü tüm ekibiyle birlikte göreve getirin, anahtarları teslim edin.
Yeni teknik direktöre ait finansal koşulların kulübün imkanlarının bir nebze üstünde olacağını ifade etmiştiniz; lütfen gereğini yapın. Mutlaka bir formül üretin, parayı asla problem etmeyin.
Löw başarılı olursa yıllar içinde aldığının kat be kat fazlasını verecektir Fenerbahçe'ye... Büyük taraftarın katlanarak artacak desteği de kulübün ekonomik imkanlarını ikiye üçe katlayacaktır. Fenerbahçe adeta küllerinden doğacak, ayağa kalkacak ve taraftarına hüzün yerine yeniden gurur vermeye başlayacaktır.
Sayın Başkan Ali Koç...
Jorge Jesus ve Niko Kovac'ı unutup, Joachim Löw'le mutlaka anlaşın...
Fenerbahçe'yi, Fenerbahçe'yi çalıştırabilecek çapta bir teknik direktörü teslim edin.
Alex Ferguson ve Diego Simeone örneklerini asla unutmayın...
Son şansınızı iyi kullanın...