Üç penaltıyı da aynı köşeye, aynı noktaya ve kalecilerin tersine yollayışı bile önemli. Fakat daha da önemlisi yine aynı noktaya attığı serbest vuruş...

Ankaragücü beklendiği gibi Mesut Bakkal tarzı bir oyunla sahadaydı. Önde bastılar, Fenerbahçe'nin geride oyun kurmasını engellediler.
Bunun içinde bireysel ve bütün halinde yapılan baskı da vardı. Son opsiyon olarak faul de... Öyle ki henüz 15. dakikada Vittek ile Fatih Tekke rakip savunma ve orta sahaya ikişer faul yapmıştı. Bu taktik faulleri de içeren pres, Fenerbahçe'yi fazlasıyla zorladı. Zaten var olan stres muhtemelen Trabzon'dan gelen gol haberleriyle birlikte iyice büyüdü.
Ankaragücü ekstra motiveydi. Ancak onların sonunu da bu ölçüsüz motivasyon getirdi. Oyun kuramayan Fenerbahçe neredeyse ilk kez ceza sahası içine girişinde Alex'le bir penaltı kazandı. Hemen ardından ikinci penaltı geldi. Hem Ankaragücü eksik kaldı, hem de skor 2-0'a gelmiş oldu.
Bundan sonra Fenerbahçe her presi aşmasında rahatlıkla oyun kurabildi. Defans yaparak rakip alana geçti.
Bu oyunun içinde Alex'e hiç kuşku yok ki ayrı bir parantez açmak gerekiyor. İki penaltı alan ve kaleci Senecky'yi attıran Niang, her zamanki gibi üst seviyeli oynayan Gökhan Gönül bir yana Alex'in yaptığı şov inanılmazdı. Üç penaltıyı da aynı köşeye, aynı noktaya ve kalecilerin tersine yollayışı bile önemli. Fakat daha da önemlisi yine aynı noktaya attığı serbest vuruş ve perdeyi kapatan olağanüstü aşırtma golüydü.
Fenerbahçe geçtiğimiz yıllarda birçok finali kaybetti ve bana kalırsa Alex'in liderlik rolünü yeterince üstlenemeyişi de önemli bir nedendi. Sadece bu sezon için değil, geride kalan tüm o kaybedilen finaller için arayı kapattı diyebiliriz. O artık çok daha büyük...