Garip bir oyun, şu futbol... Hele, bu Türkiye'de ise, daha da garip... Üstelik, bizde, artık bu oyun, sadece saha içinde de oynanmıyor!

"Sahanın hakimi hakemdir" ilkesi, yavaş yavaş tozlu raflarda kalmaya başladı. Çünkü herkes hakem! Sivasspor'un Kaptanı Hakan Aslan bile, devre arasında, Arda Kardeşler'e işini öğretmeye kalkmıyor mu? Hem de akıllı telefon üzerinden... Biraz telefonu kadar kendi akıllı olabilseydi, takımını 10 kişi bırakmazdı.

Ama, o da haklı! Hakemin ne itibarı kaldı, ne gururu... Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu marifetiyle, hakemlerin karizması iyice sıfırlandı. Zaten, VAR ile birlikte foyalar da ortaya çıktı (!), kenar yönetimlerin "hakaret"leri bile yutulmak zorunda kalındı, sonunda çıkardıkları kartlar bile iptal oldu! Başakşehirli Rafael'in ikinci sarısı ve bundan kaynaklanan kırmızısı rafa kaldırıldı ya, son nokta da bu oldu. Doğrusu bilmiyorum, sadece merak ediyorum! PFDK bu kararı verirken, hakem raporunun neresine baktı? Başakşehir, verdiği savunmanın neresinde haklı?

Yeter! Futbolun yakasını bırakın! Bırakın ki sadece sahada kalsın.

İtiraf gibi!

PFDK'nın, Rafael'i oynatma çabası, Başakşehir'e çok da yaramadı. Sambacı, 63. dakikada oyundan alındı. Neden biliyor musunuz? Bunu, cezalı olan Başakşehir Teknik Direktörü Okan Buruk'un yardımcısı İrfan Saraloğlu açıkladı: Sarı kartı bulunmasından dolayı... Yani... Yanisi, her an kırmızı kart görebilecek potansiyelde de ondan... İtiraf gibi!

Krizleri fırsata çevirmeyi bilmek

Galatasaray bu... Nerede bir kriz görürse, oradan başarı çıkarır! Bakmayın siz Fatih Terim 5 maç ceza almış, eksik kalmış, Falcao'nun kılı dönmüş laflarına... Bu Galatasaray'ın krizleri nasıl fırsata çevirdiği bir kez daha görüldü. Terimsiz 2 maç, 6 puan...

Cim-Bom'un geçmişi de böyle... Örnek; Fatih Terim'in ilk dört yıllık paketi... Takım zaman zaman parasızlıktan kırılıyor, oyuncular bazen protesto olarak antrenmanlara bile çıkmıyor, Terim bu karambolün içerisinden, dört şampiyonluk çıkarıyor. Sadece o mu? Türk Futbol Tarihi'nin tek Avrupa kupası da, bu karmaşada Galatasaraylıların avuçları içerisinde göğe yükseliyordu.

Ya Cevat Güler ile şampiyon olunan 2007-08 sezonu... Hocası yoktu, boşluk çoktu, ama aslanlar gibi ayakta durdu. Tüm krizlere rağmen yine kupa onun oldu.

Kısacası Galatasaray için 'kriz', zaferin anahtarı gibidir. Her çalkantı ona yarar; rakiplerin bilgisine!

İmza olacak ama nasıl?

Kulüplerin bankalarla yaptığı anlaşmanın yeni versiyonu, hemen hemen hazır... Önce Galatasaray, sonra Beşiktaş, son olarak da geçen cuma Fenerbahçe genel kurullarında onaylandı. Genel kurul diyorum, yanlış anlaşılmasın. Şirketlerin genel kurulu... 6 Ocak'ta da Trabzonspor bu işi halledecek.

Bu doğrultuda iki yıl, gelirin 4'te 1'i faize, kalan 7 yılda da, gelirlerin en az yüzde 50'si ödemeye gidecek. Üstelik, ödeme sıralamasında, hep sona konan vergi, bu kez ilk sırada, ardından bankaların parası, en sonunda transfer rüyası!

Denize düşen yılana sarılır. Kulüpler isteksiz, yönetimler çaresiz... Yapacak bir şey yok. Ya küçülerek mevcudiyetini koruyacak ya da büyüme uğruna kepenk kapatacak. Tercih onlarda...

Tabii bu gördüğümüz sadece temel prensipler... Acaba detaylarda ne var? Mesela, ilk anlaşmada bulunan başkanların kefaleti, bu kez de var mı, yok mu? Herkesin faizi aynı mı? Tüm kulüplerin koşulları benzer mi? Yapılan bu anlaşmanın, TFF tarafından belirlenen bütçeye yansıması nasıl olacak? Ara transfer dönemine kadar belli ki, bu imzalar yetişmeyecek, yeni yüzler takımlara nasıl katılacak?

İstikrar lideri Gaziantep

Ligde istikrar lideri Gaziantep, belki puan sıralamasında zirvede değil ama, 13 haftalık yenilmezliği, Teknik Direktör Sumudica'nın elinde yoğrulan 3-5-2'nin başarı bulmuş haliyle ilk sırada...

Değişik bir yönetim yapısı var. Klasik şehir takımlarında yaşanan çekişme yok, koltuk sevdası yok, sadece profesyonellere bırakılan bir idare biçimi var. Başkan Mehmet Büyükekşi'nin profesyonel hayattan esinlenmesi diyeceğim ama, Büyükekşi'den daha nice zenginler var, futbolun patronları arasında... Demek ki, işi bilmek parayla olmuyor.

Ama burada esas hakkı, Sumudica'ya teslim etmek gerekiyor. Bugün onun yaptığını, büyük takımlardaki bir hoca yapsa, Terim, katmerli "İmparator" olur, Sergen Yalçın'ın Çarşı'ya heykelinin dikilmesi için şimdiden yer aranır, Erol Bulut'un Avrupa altyapısından tutun da, bilmem kaç dil bilmesinin getirdiği faydalara kadar, türlü destanlar yazılırdı.

Ama Sumudica'nın teknik adamlığı, içtenliğe dayalı delidolu hareketlerinin gölgesinde kalıyor. Olsun, biz onu öyle sevdik!

Donk'un genç versiyonu: Ankaragücü'nden Atakan

Ankaragücü'nde son haftalarda stoperde dikkat çeken genç bir yetenek; Atakan Rıdvan Çankaya... Her ne kadar Atiba'yı kendine örnek seçip, Emre Belözoğlu'nu beğendiğini söylese de, klasik Galatasaraylı Donk...

Neden mi; gerçek bölgesi ön libero olsa da, stoper için biçilmiş kaftan... Bir savunma oyuncusuna göre daha iyi oyun kurabildiği için, takımına daha çok katkı veriyor. Denizlispor karşısında bu başarısını bir de golle süsledi. Herhalde, stoperden de kurtulamayacak! Böyle devam Atakan...

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet