Atamayan, tutamayan her takım eleştirilir!

Galatasaray’da büyük tartışmalar var. Bunun sonu nereye gidecek bilmiyorum. Bilhassa sosyal medyada bir kısım taraftarlar Teknik Direktör Fatih Terim’i eleştirirken, bir kısmı ise ‘Hoca ne yapsın, sahaya çıkıp gol mü atsın, kaleye geçip yenilen golleri mi çıkarsın’ diyerek sahip çıkmaya uğraşıyor. Bunu yaparken de hocaya zarar verdiklerinin farkında değiller, işin en kötü yanı bu...
Olay Denizlispor’a yenilip kupadan elenmek değil. Her takım gol kaçırabilir. Ama Galatasaray’da Kerem, Halil ve Mustafa’nın birbiriyle hiçbir bağlantısı yok, kopuklar. Kaleyi gören mesafe tanımadan şut çekip, gol atmak, kahraman olmak istiyor. Yurt dışındaki takımlara bakıyorum forvet oyuncuları gözü kapalı birbirlerine pas veriyorlar. Bu uyum sarı-kırmızılı takımda bir türlü sağlanamıyor.
Peki bunu kim başaracak, tabii ki teknik ekip...
Necati Ateş iyi bir golcüydü. Şu anki görevi de yardımcı antrenörlük. Forvetlere özel çalışma yaptırarak bu handikapı ortadan kaldırabilir mi? Bana göre kaldırır. Saydığım üç isim de çok kaliteli futbolcular. Biraz işlenirse hepsinin daha fazla katkı vereceğini düşünüyorum. Mustafa Muhammet’in özel bir durumu var. Sezon başında bir anda kadroda düşünülmediği söylendi ve Fransa’ya gönderilmek için çok çaba sarf edildi. Daha sonra bonservisinde sorun çıkınca bu transfer gerçekleşmedi.
Mustafa bu yaşadıklarını daha hala unutamadı. Başakşehir maçında son anlarda takımının beraberlik golünü attıktan sonra tribünlere giderek formasını çıkarıp taraftarla kucaklaşıp sarı kart görmesi bunun tepkisiydi. Şimdi 2025 yılına kadar yeni mukavele yaptı ve morali düzeldi. Ligin ikinci yarısında farklı bir Mustafa Muhammed’i herkes seyredecek.
Galatasaray orta sahada kaptırdığı topları takip edemiyor. Bu yüzden de rakipler Denizlispor maçında olduğu gibi gol atıyor. Sezon başından beri buna bir çare bulunamadı. İsmail Çipe’ye kimse kızmasın. Onun kapasitesi bu kadar, daha fazlasını vermesi zor. Buna rağmen kasım ayında yeni sözleşme yaparak mukavelesi uzatıldı. Bakın size şunu söyleyeyim; hiçbir Galatasaraylı düşman olamaz. Bu muhabbet bitmeli.
Geçen sezon averajla şampiyonluğu kaybeden, iyi futbol oynayan bir takım, 11 transfer yapıp liderin 19 puan gerisine düşüyorsa, Ziraat Türkiye Kupası’ndan ilk maçında eleniyorsa eleştirilir. Bu böyle biline... Sportif başarı yoksa ve tatmin edici futbol oynanmadığı müddetçe de her takımın hocası, futbolcusu, başkanı sorgulanır. Bu sıkıntıları bitirecek olan Galatasaray’ın teknik heyetidir. Onu, bunu suçlu göstermek hiç kimseye bir şey kazandırmaz.

Futbolumuzu yasa kurtaracak

Kim eleştirirse eleştirsin, Gençlik ve Spor Bakanımız Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu çok doğru adımlar atıyor. Kulüplerimiz batma noktasında. Her kulüp sezon başında gidip bankadan kredi alsın, 10 transfer yapsın... Ardından ilk yarı sonunda futbolcuları çöpe çevir, sonra yeni bir kredi ile devre arasında yine oyuncular al!
Bu paralar kimin parası? Bu para devletin parası, kulüpleri yönetenlerin değil. Yıllardır bu düzen devam ediyor. Pazartesi günü mecliste yeni spor yasası oylanacak. Bundan sonra hangi kulüp başkanı ne kadar borç yaparsa onu cebinden karşılayacak. Bu açık ve net. Teknik direktörler sezon başında 10 tane, devre arasında 10 tane futbolcu isteyemeyecek. İşte kulüplerimizin kurtuluşu burada. İnşallah bu yasa farklılaştırılmadan bu haliyle kabul edilir.

Alkışlar Belözoğlu’na

Medipol Başakşehir için, ‘Kadrosu eskidi, yıprandı, bu takım kesin küme düşer’ yorumlarını sezon başında çok duyduk. Herkes kendine göre bir senaryo yazdı. Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ ise yürekli davrandı. Emre Belözoğlu’nu teknik direktörlük koltuğuna oturttu.
O günden beri de Başakşehir’in oynadığı futboldan herkes keyif alıyor. Ve şu anda puan durumunda üçüncü sıradalar. Trabzonspor-Başakşehir maçı son yıllarda seyrettiğim en iyi müsabakaydı. Emre Belözoğlu olsun, Abdullah Avcı olsun takımlarına harika futbol oynatıyorlar. Bu hocaların kıymetini bilmek lazım. İkisinin de önü çok açık. Pırıl pırıl parlıyorlar.