Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz adına aldığım hastalık haberi gerçekten moralimi bozdu. Başkanlık yaptığı süreci gözümün önüne getiriyorum, yaşadıklarını düşünüyorum canım daha çok yanıyor.
Batmış bir Galatasaray’a geldi. Köşe başları tutulmuştu, başta store’lar olmak üzere nereyi tutsa elinde kalıyordu, UEFA’dan kırmızı kart görülmüştü, Avrupa kupalarına gidilemeyecekti, Florya da elden gitmiş, mali durum taban yapmıştı... Daha bir sürü olumsuzluklar. Başkan Cengiz bu sorunları tek tek çözdü.
Fatih Terim ile beraber sportif başarıyı yakaladı. Başarılarının karşılığı bu hastalık olmamalıydı. Ama insan nasıl hasta olmasın! Devamlı tenkit ediliyorsun, üzülüyorsun, seni her gün yaralıyorlar, vücudunun direncini sıfıra indiriyorlar ve kimseye bir şey söyleyemeyip içine atıyorsun. Sonunda vücudun zayıf düştüğü zaman bir yerden patlak veriyor bu yaşananlar.
Ben bunu rahmetli Özhan Canaydın’da da gördüm. O da çok içine attı, sonunda kimseye yaranamadı, yaşadıklarını canıyla ödedi. Mübarek Ramazan günü dua ediyorum, inşallah Mustafa Cengiz bu hastalığı bütün zorlukları yendiği gibi atlatır.
Beni üzen esas konu bu kadar başarılı bir başkanı paramparça eden yaklaşık 200 kişi şimdiden timsah gözyaşları akıtmaya başladı. Bunların yüzünü dahi görmek istemiyorum. Hiçbir zaman Mustafa Cengiz’i başkan olarak kabul etmediler. Çünkü dimdik karşılarında duruyor, kulübün her kuruşuna kendi parasıymış gibi sahip çıkıyordu. Kaçak-göçekleri, avantadan para kazananları silkeleyip atmıştı. Aklıma başka bir şey gelmiyor. Yoksa bu kadar başarılı bir başkan, neden yerle bir edilir, bir teşekkür bile edilmez...
Bugüne kadar başkan olarak kaldıysa bunun tek sebebi aklı başında olan kongre üyeleri ve Galatasaray’ın büyük taraftarıdır. Yoksa Mustafa Cengiz şimdiye kadar çoktan istifa edip giderdi. Hiçbir menfaat peşinde koşmadan, çok büyük riskler alarak başkan olacaksın ve sağlığını kaybedeceksin. Allah aşkına bu yapılacak iş mi!
Ben Abdurrahim Albayrak’tan da, Yusuf Günay’dan da korkuyorum. Hele Albayrak haftada iki gün serum alıyor, ayakta zor duruyor. Ve işin kötüsü kendini bu insanlara beğendiremiyor. Tabii ki her insan eleştirilebilir, buna hiçbir sözüm yok. Ama eleştirildiği kadar yaptıkları iyi şeyler için teşekkür de edilmeli. Bunu her insan bekler. Maalesef Galatasaray’da bu 200 kişi yüzünden başarı resmen cezalandırılıyor.
Bu insanlar hiçbir zaman unutmasınlar, Dursun Özbek zamanında olduğu gibi artık köşe başlarına gelemeyecekler. Aslında Dursun Özbek de kötü bir adam değildi. Ama aynı kişiler onu da perişan etti.

Futbolcular bahane bulmamalı
Bütün takımlar antrenmanlara başladı. Ama hepsi kendilerine göre tedbirler alıyorlar. Üçerli-beşerli gruplar halinde çalışıyorlar, birbirleriyle temasta bulunmuyorlar. Bir zaman sonra da toplu çalışmalar yapacaklar.
Bu yapılanlarda risk yok mu? Tabii ki var. Hele maçlarda ikili mücadelelere girecekler, kafa toplarına çıkacaklar... Bunlar futbolun doğasında var. Zaten bunları yapmazsan maç seyretmek zulüm olur. Bunlar kaçınılmaz. Risk de olsa bunlar yapılacak.
Şöyle kafanızı kaldırıp baktığınız zaman, bugün sokaktaki polisler, sağlık çalışanları, fabrikalarda çalışan milyonlarca kişi risk altında değiller mi? Onlar can taşımıyor mu? Bunun için futbolcular risk altında diye kimse eleştiri yapmasın. Madem bir normalleşme sürecine girdik. Herkes bazı riskleri almak zorunda.

Sorun yaşanırsa ligler durdurulur
Futbolumuzun tekrar oynanacağı haberi bile herkesi heyecanlandırdı. İnanın iki gündür, konuşulan tek konu bu. Bana 500 tane mesaj geldi. Taraftarlar bayram ediyor. Artık heyecan arıyorlar. Televizyonlarda eski dizileri, filmleri seyretmekten herkes sıkıldı.
Ben bu konuda eleştiri kabul etmiyorum. TFF Başkanı Nihat Özdemir’in açıklamalarını hepimiz dinledik. Herkes kendine göre yorumladı. Olaya şöyle bakmak lazım. Liglerin tekrar başlaması için bir aydan fazla var. Sağlık Bakanlığımız, virüs tedbirlerini gevşetmeye başladı. Kuaförler, AVM’ler, fabrikalar bazı önlemler dahilinde de hayat normale dönsün diye açılmaya başlanacak. Bu getirilen önlemlere uyulmazsa, virüs tekrar çoğalırsa bu yerler yeniden kapanacak. O zaman federasyon da futbol maçlarını oynatmayacak.
Aslında gayet basit. Böyle düşünmek lazım. Bakın Avrupa’da Bulgaristan’da, Macaristan’da, Almanya’da maçlar başlıyor. Hem de bizden önce oynamaya başlayacaklar. Şayet başarılı olamazlarsa, problem çıkarsa UEFA zaten ağustos ayında istediği her ülkenin Avrupa’ya gidecekler listesini eylül-ekim ayına atacak. Bu yüzden alınan karar için federasyonu eleştirmeye gerek yok. Bana göre aldıkları karar doğru. İnsanlarımız tedbirlerine devam ederlerse futbol maçları oynanacak, etmezlerse oynanmayacak.