G.Saray camiasında böyle isimler de var

Her zaman söylüyorum, Galatasaray çok büyük camia. Bu camia kendi değerlerine sahip çıksa kulüp uçup gidecek. Ama maalesef kim faydalı iş yapıyorsa, kulübüne yardım etmek istiyorsa bir takım insanlar çıkıp onu aforoz ediyorlar...
Erdem Timur, NEF’in sahibi… Hayatı boyunca Galatasaray ile yatıp, kalkmış. Her maça gider, kulübüne elinden geldiği kadar destek olur.
Son olarak basketbola sponsorluk desteği verdi. En büyük fedakarlığı da hiçbir yabancı şirketin vermediği bedeli ödeyerek, sarı-kırmızılıların stadyumuna isim sponsoru oldu. Çok büyük bir fedakarlık ve cesaret gösterdi.
Bu tür insanların kulübe tekrar yaklaşması, sadece ve sadece Başkan Burak Elmas’ın güven vermesi, pozitif olması neticesinde gerçekleşti. Galatasaray camiasında Nef örneğinde olduğu gibi birçok insan var.
Hepsinin isimlerini biliyoruz. Milyar dolarları var. Neden Erdem Timur’un gösterdiği cesareti ortaya koyup, kulüplerine yardımcı olmuyorlar? Bunun tek sebebi, bir takım insanlar, kulübe bugüne kadar hiçbir hayrı dokunmayan kişiler, herkesi eleştirip prim yapmaya uğraşıyorlar...
Bu insanlar yüzünden kulübün iki yakası yıllardır bir araya gelmiyor. Hiç şüpheniz olmasın, Başkan Burak Elmas doğru yolda, çok güzel işler yapıyor, bunu yazın bir kenara. Ancak çok değil birkaç ay sonra başkanı da canından bezdirecekler, Erdem Timur’u da sponsor olduğuna pişman edecekler.
Nef gibi gücü yettiği kadar her türlü desteği veren Dinçer Azaphan var. Fazla ortaya çıkmasa da neler yaptıklarını ben duyuyorum. Bu sayıların artması lazım. Bu insanları kaçırmamak gerek.
Her neyse, hafta sonu mali kongre var. Şimdiden savaş naraları atılıyor! Ben buna Başkan Burak Elmas’ın müsaade edeceğini sanmıyorum. Sevabı ve günahıyla eski başkan Mustafa Cengiz ve ekibi Galatasaray’a çok iyi hizmetler yaptı.
Bu insanların cezalandırılması kulübün geleceği açısından doğru olmaz. Artık Burak Elmas ve Disiplin Kurulu Başkanı Alp Yalman ile yeni bir barış sayfası açıldı. Kulübün taraftar da dahil, kenetlenmeye ihtiyacı var, bölünmeye değil.
Herhalde kongre üyelerinin çoğu böyle düşünüyordur. Bu konuda başkana yardımcı olmak lazım.
Bugüne kadar başkanlık yapmış insanların tümünü suçlayarak mahkemelik olmak, bu kulübe bir şey kazandırmaz. 

Transfer balonları

Erken başladılar transfer balonlarına… Bu balonların çoğu da Galatasaray ağırlıklı oluyor.
Marcao Brezilya’ya, Kerem Fransa’ya, Morutan herhangi bir Avrupa kulübüne, Diagne ise İngiltere veya İtalya’ya gidiyor...
Bunların hepsi birer balon. Aynı şekilde şu an üç tane santrfor olmasına rağmen, Norveç’ten, Bosna’dan daha bir çok ülkeden Galatasaray’a santrforlar geliyor! Allah’ınızı severseniz, böyle bir şey olabilir mi?
Kulüp resmi sitesinden ‘Bu transfer haberleri gerçek dışıdır, biz futbolcularımızdan memnunuz, şu an hem Avrupa’da hem Türkiye’de yarışma içerisindeyiz’ diyemiyor.
Ve böyle haberler çıktıkça da, ismi geçen oyuncular bundan etkileniyor.
Yazık!

Kuntz’un gözyaşları

Milli takımımızın başına yerli bir hoca gelsin ben de isterdim. Bizler hiçbir zaman Mustafa Denizli’nin, Fatih Terim’in, Şenol Güneş’in futbolumuza kazandırdıklarını inkar etmiyoruz, etmeyeceğiz de.
Fakat öyle bir duruma geldik ki, yerli hocalarımızın bir tek hatasında yer yerinden oynuyor ve bundan 83 milyon Türk insanı etkileniyor. Bunu son olarak Şenol Güneş’te yaşadık.
Stefan Kuntz geldi… Norveç maçında iyi mi oynadık? Kesinlikle hayır. Ya Letonya maçında? Son 20 dakikayı çıkarıyorum, futbol adına sahaya hiçbir şey koyamadık. Ama bu son bölümde Serdar Dursun ve Halil’in oyuna girişi, üç santrforun yaptıkları baskı ve uzatmalarda gelen galibiyet golü… O futbolcuların kazanma hırsı ve Kuntz’un gözyaşları bizim tekrar milli takımımıza sarılmamızı sağladı.
Katar’daki 2022 Dünya Kupası’na gidebilir miyiz onu bilemiyorum ama teknik direktörü sevinçten ağlayan bir takımın futbolcusu bundan sonra o formayı başka bir ruhla giyecek, bundan eminim. Hatta biraz daha ileri gideyim, Letonya maçının sonu özlediğimiz milli takımımızı tekrar geri getirdi.