Galatasaray’da 20 gündür yaşanan sorunlara, çekilen sıkıntılara bakın. Yalanlar, hakaretler havada uçuşuyor. Taraftarlar bölünüyor. Sonra ne oluyor... Fatih Terim ile Başkan Mustafa Cengiz bir saat yan yana geliyorlar, her şey sona eriyor. Var mı böyle bir şey...
Bu kadar üzüntü çekenler, strese girenler ne olacak? Hiç kusura bakmasınlar. Fatih Terim de Mustafa Cengiz de kendilerini ne kadar çok sevdiğimi, saygı duyduğumu bilirler. Ama o konumda olan insanların daha aklıselim hareket etmeleri gerekir. Madem Galatasaray bu kadar süre çalkalanıyor, yalan haberlerle yıpranıyor, kulübün televizyonu ve internet sitesi var. Daha önce bu açıklamalar yapılıp, sorunların önüne geçilebilirdi. Her zaman olduğu gibi yine geç kalındı.
Fatih Terim, kızabilir, isyan edebilir, ama ağzından çıkan laflara dikkat etmek zorunda. Yeni Malatya maçında kulübedeki görüntüsü herkesi yaraladı ve böldü. Maçtan sonraki açıklamaları ise tuz biber oldu. 25 milyon taraftar, Terim Galatasaray’a tekrar gelsin diye ortalığı yangın yerine çevirmişti. Ve Igor Tudor’u gönderip, Fatih Terim’i getiren taraftardır. Hoca ne kadar kızarsa kızsın ‘Ben sezon sonu’ gidiyorum iması yapma lüksü yok. Kulübün durumunu en iyi bilen Terim’dir.
Evet, sezon başında daha futbolcu alınmadan basında çıkan transfer haberleri... Bilhassa Vedat Muriç, Deniz Türüç ve Mert Hakan Yandaş. Bu isimlerin Galatasaray’a gelmemesi, son olarak da yine basında çıkan İrfan Can Kahveci manşetleri... Ancak bu transferin gerçekleşmesinin çok zor olması hocayı yaralıyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama yapacak bir şey yok. Başkan Cengiz bunun da önüne geçemiyor.
Ama ne yaşanırsa yaşansın Fatih Terim bununla mücadele edip beş senelik sözleşmesinin sonuna kadar Galatasaray’da kalmak zorundadır. Evet, bu görev kolay bir sorumluluk değil. Türkiye’de yaşıyoruz, her türlü haksızlığa da uğrarsın, yalnız da kalırsın, iftira da atarlar... Artık bunlara hepimiz alıştığımız gibi hoca da yaşadıklarına katlanmalı.
Son olarak da şunu söyleyeyim... Belki şu anda kulübe huzur geldi gibi gözükse de sosyal medyadaki provokatörler, camianın içindeki laf götürüp, getirenler olduğu müddetçe Galatasaray’a huzur gelmez!

16 yabancı saçmalığı!
Kulüplerin her istediğini Türkiye Futbol Federasyonu’nun yapma zorunluluğu yok. Bütün dünyada federasyonlar bir kural koyuyorlar, talimatları sıralıyorlar, hiçbir kulübe ayrıcalık tanımadan bunlar uygulanıyor. Onun için de Avrupa futbolu zirve yapıyor, biz Türkiye’de kıvranıyoruz. Uluslararası başarımız, milli takım da olmasa yok gibi.
Benim anlayamadığım 4 ay önce yabancı sayısı kademeli düşecek diye karar alınıyor. Bu yabancılar yüzünden maçlarda İstiklal Marşı söylenmiyor. ‘10-11 yabancı ile sahaya çıkılmaz’ deniyor. Şimdi ise ara transfer dönemi başlıyor, yabancı sayısı 14’ten 16’ya çıkıyor. Üstelik ‘Kulüpler batıyor. Sıkı bir denetleme olacak. Bir kuruşun bile hesabı sorulacak’ diye demeçler veriliyor. Ama şu anda gelinen noktaya bakın. Valla o kadar şaşkınım ki artık kime inanacağımızı şaşırdık.

Derbinin hakemi
Pazar günü Fatih Terim’in Galatasaray’ı ile Sergen Yalçın’ın Beşiktaş’ı karşı karşıya gelecek. Nefesler tutuldu, herkes çok heyecanlı. Beşiktaş, Süper Lig’in en çok koşan, mücadele eden takımı. Galatasaray ise büyük maçlarda çizgisinin üstüne çıkıp iyi futbol oynuyor. Keyifli bir maç izleyeceğimizi düşünüyorum.
Burada tek sorun maçın hakemi. İsmi ne olursa olsun önemli değil. Avrupa’daki futbol kurallarını, maalesef Türkiye’de bizim hakemlerimiz uygulayamıyor. Nizami goller verilmiyor, yüzde yüz penaltıları atlıyorlar. VAR olmasına rağmen kafalarına göre düdük çalıyorlar. Hepsinden önemlisi de alakası olmayan pozisyonlarda kırmızı kart çıkarıyorlar, oyuncuyu kesinlikle atmaları gereken durumlarda ise gözlerini kapatıyorlar.
Dilerim pazar günü hakem Cüneyt Çakır ve VAR odası bize bu olumsuzlukları yaşatmazlar.