Sezon başı takımlar oturuncaya kadar sıkıntılar yaşanıyor, bu kaçınılmaz. Galatasaray’ın şanssızlığı sezona PSV gibi çok iyi bir takımla maç oynayarak başlaması oldu. Bir yandan da belki de iyi oldu. Hepimiz, başta Fatih Terim olmak üzere takımın eksiklerini gördük.
Önce şunu söyleyeyim; yeni transferlerden takıma beş futbolcu girecek ama kesinlikle söylüyorum bu futbolcuların oynanan futbola katkısı yüzde 50 değil, yüzde 200 olacak. Sağ bek, sol bek, orta saha tamamen değişecek. Şu an yenilen gollerde bütün suçu defansa atıyoruz ama işin doğrusu o değil. Orta saha yetersiz olunca rakip ataklar ve takımın bütün yükü iki stoperin üzerine biniyor. İki bek de yetersiz olunca sorunlar ortaya çıkıyor.
Şu an takımda 6 numara futbolcu yok. Taylan gelecek, ondan da önemlisi Alanyaspor’dan transfer edilecek olan Berkan hem defans hem hücumda Galatasaray’a çok büyük katkı yapacak. Rumen futbolcu Cicaldau, ilerdeki santrforla rakip savunmaya devamlı baskı yapabilecek ve kaleye şut çekecekler. Şu an bunu takım yapamıyor.
Takımdaki diğer bir sorun Kerem ve Emre Kılınç… Kerem’in en yararlı olduğu yer, sağ çizgide oynayıp kaleye dikine girmesi ve etkili şutlar çekmesi. Bu konuda Sekidika’nın üç basamak üstünde. Aynı şekilde Emre orta sahada böyle oynarsa Galatasaray’daki futbolculuk hayatı bana uzun sürmeyecek gibi geliyor. Sol çizgide çok çabuk hareket ederek, etkili şutlar atıp etkili paslar vererek takımına daha yararlı olacağını düşünüyorum.
Santrfor mevkisinde Diagne mi, Mustafa mı, Falcao mu oynar, bunun en iyi kararını Fatih hoca verecek. Ama orta sahada Taylan, Bertan, Aytaç ve Cicaldau’nun takımın bütün oyununu olumlu anlamda değiştireceğini sanıyorum. Muslera hatalar yapıyor diye hepimiz eleştiriyoruz. Bu çocuk Süper Lig’de maçlar bittikten sonra Copa America’ya gitti ve ordan döndükten sonra dinlenemeden burada maçlara çıktı. İşin doğrusu kendini dinlendirip, yenileyemedi. Çok değil, bir iki hafta sonra yine eski Muslera olur. Bunun için fazla panik yapmaya gerek yok. Şu an Galatasaray’ın en çok ihtiyaç duyduğu şey taraftarın desteği. Çok değil üç hafta sonra bu yazdıklarımın ne kadar gerçekçi olduğunu göreceksiniz.

Türk futbolunun önü açılıyor
Önceki gün Ankara’da TFF’nin mali kongresi vardı. Orada çok önemli kararlar alındı. Birinci karar: Tahkim ve disiplin kurulunu bundan sonra federasyon değil, kulüplerin delegeleri seçecek. Yani seçimle göreve gelecekler. Aynı şekilde UÇK da (Uyuşmazlık Çözüm Kuralı) bundan sonra seçimle gelecek.
En önemlisi de Süper Lig A.Ş kurulacak. Bundan sonra yayın ihalesi dahil her şey bu kurulun denetiminde yapılacak. Bu kurulda görev alacak yöneticiler, Kulüpler Birliği’ne bağlı çalışacaklar. Geriye bir tek şey kalıyor. O da MHK…
Atamalar, hakemlerin performansı Avrupa düzeyinde olur ve daha çok adalet dağıtırlarsa artık futbolumuz yönetimsel anlamda eleştirilmeyecek. Böyle bir sistem kurmak için de Kulüpler Birliği ayrıca çalışma yapıyor. Hayırlısı olsun. Ben bu alınan kararların futbolumuza olumlu olarak yansıyacağını düşünüyorum.

Olimpiyat heyecanı bambaşka
Ayrı duygular içerisinde olimpiyatları seyrediyorum. Bambaşka bir heyecan yaşıyoruz. Kimi zaman sporcular gibi gözlerim doluyor. Kimi zaman seviniyorum, kırılan rekorları alkışlıyorum. Türk sporcularımız gerçekten madalya almak için büyük savaş veriyorlar. Ama bu birdenbire olmuyor, uzun bir süreç. Bazı dallarda madalya şansımız var. Ama yüzmede, yelkende ve atletizmde daha çok yol almamız lazım. Yine de sporcularımıza, Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Kasapoğlu’na teşekkür ederim. Bize çok değişik duygular yaşatıyorlar. Madalyanın rengi ne olursa, bu bir ilk adımdır. Ben gerisinin geleceğini düşünüyorum.