46 yıl dile kolay... 21 kupa... Bunların içinde UEFA Kupası da yer alıyor. Zaferlerle dolu uzun bir süreç.
Hele şu günlerde Galatasaray’ın her zamankinden daha fazla Fatih Terim’e ihtiyacı var. Şampiyonluk önemli değil. Son iki yılda sarı-kırmızılılar, Terim ile dört kupa kazandı. Bu sezon ise her şey ters gitti ve bu şanssızlık devam ediyor. Virüsten sonraki düşüş süreci içinde sakatlıklar, cezalılar, hakem hataları büyük etken.
Anladığım kadarıyla bu sürecek. Ama bu olumsuzlukların hiçbiri Terim’in ipini çekmek isteyenleri umutlandırmasın.
Evet, bu sezon yapılan transferlerin hiçbiri Galatasaray’a uyum sağlayamadı. Bunların içinde Terim’in istediği futbolcular da var, istemediği oyuncular da... Bir de bunun üzerine Marcao, Luyindama ve Muslera’nın sakatlıkları işin tuzu biberi oldu. Buna rağmen Galatasaray’ın üçüncülük şansı devam ediyor. Bu olayın bir yönü. Diğer yönü ise maçların seyircisiz oynanması sarı-kırmızılılara çok büyük darbe vurdu, takım en büyük gücünü kaybetti.
Futbolcuların zayıf performansının, hakem hatalarının artmasının tek sebebi bu... Bunun yanında Başkan Mustafa Cengiz’in hastalığı, diğer yöneticilerin her türlü olumsuzluğa karşı sessiz kalmaları, suya sabuna dokunmamaları Fatih Terim’i çok yalnız bıraktı.
Düşünebiliyor musunuz; şu anda yaşananları herkes görüyor. Buna rağmen ne Galatasaray yöneticileri ne de divan kurulu, olumsuzluklar adına tek laf konuşmuyor. Şu anda bu gemi yürümeye devam ediyorsa tek sebebi Terim’dir. O da ‘eller yukarı, pes’ derse o zaman işte en büyük felaket olur. Bunun için Fatih Terim kulübün kırmızı çizgisidir.
Bu sezon böyle oldu, gelecek sezon Galatasaray yeni bir beyaz sayfa açacak ve zirveyi kovalayacak. Bu yaşananlardan herkes ders çıkaracak bundan eminim. Ama transferlerde gidenler, gelenler... Çok zor bir süreç yaşanacak. Kesin olan bir şey var ki, bu takımdan en az 8 futbolcu gönderilecek. Yani işin Türkçesi; zararın neresinden dönülürse kârdır. Bunu da yapacak Fatih Terim’dir.

TFF yanlış yapıyor
Yabancı kuralının yeni halinin Türk futboluna hiçbir katkısı olmayacak bu kesin. Bu karar alınırken ne düşündüler bunu da bilemiyorum. Önümüzdeki sezon 14 yabancı sabit kalıyor, sahada 8’i görev yapabilecek. Peki bu altı yabancı ne olacak? Kulüplerimiz o kadar zengin ki para verdiği altı oyuncuyu kulübede, tribünde oturtacak.
Ondan sonraki sezon ise sahada 7 yabancı olacak, 5 yabancı saha dışına çıkacak. Bir sonraki sene bu sayı bir daha düşecek. Madem böyle bir karar alıyorsunuz, kulüplerin menfaatini düşünüyorsunuz o zaman bu tribünde oturma kuralını kaldırın. Kulübün sahada 8 yabancı hakkı mı var, o zaman kulüpler de 8 yabancı alsın. Verilen karar bana göre yanlış. Kulüplere hiçbir katkısı olmayan kararda takımlar yine milyon euroları yabancılara verecek.
İkinci sorun... Bundan sonra Tarık Çamdallar, Alper Potuklar, Mehmet Topuzlar, böyle isimler kıymete binecek. Dört büyükler almak istediği yerli futbolculara çuvalla para verecek ve bu paraların çoğu çöpe gidecek.
Hadi hayırlısı diyelim ama yine söylüyorum bu karar Türk futbo luna fayda değil, zarar getirecek.

Kimine var, kimine yok!
Bu Video Yardımcı Hakem Sistemi, Türkiye’ye geldiği zaman en çok sevinenlerden birisi de bendim. Ama maalesef bu sistemden hiç faydalanamıyoruz. Daha doğrusu yarar sağlamak istemiyoruz. VAR hakemleri canları istediği zaman orta hakem ile diyalog kuruyorlar, istemediği zaman ise bir sürü hataya göz yumuyorlar.
Geçen hafta Galatasaray-Trabzonspor maçını yöneten Cüneyt Çakır, VAR hakemi ise Ali Palabıyık... Önce Galatasaray aleyhine hiç alakası olmayan pozisyonda penaltı verdi. Daha sonra da Taylan’ın pozisyonunda penaltıyla alakası olmamasına rağmen Trabzonspor aleyhine penaltı verdi.
Halil Umut Meler... Trabzonspor-Antalyaspor maçında VAR’ı çok iyi kullandı. Hiçbir pozisyonu kaçırmadı.
Önceki gün oynanan Alanyaspor-Galatasaray maçı... Mete Kalkavan, Emre Akbaba’ya yapılan net penaltı pozisyonunu tekrar izlemeye gerek duymadı. Peki bu iş nasıl olacak? VAR kimine göre var, kimine göre yok... Biz bu muhteşem sistemi bile kullanamıyoruz.