Süper Lig’in çizgisi bir kademe daha yukarı çıktı bu sezon... Bu da genç hocalar sayesinde gerçekleşti.
Okan Buruk elindeki kadroyu çok iyi kullanarak Başakşehir’i zirveye taşıdı. Her şeyden önce futbolcularla, Başkan Göksel Gümüşdağ ve yönetim ile, medyayla... Bütün takımların taraftarlarıyla bile diyaloğu en üst seviyede. Kendini herkese sevdirmiş. Bu bana göre de büyük bir artı. Üstelik Avrupa kupalarında devam eden tek Türk takımının teknik direktörü. Başka ne söylenir ki...
Aynı şekilde Sergen Yalçın... Uzun senelerdir kendisini tanırım. Adam gibi adamdır. Beşiktaş’ı hangi konumda aldı, nerelere getirdi. Hadi lig üçüncülüğünden vazgeçtim. Yalçın’ın en büyük özelliği; koşmayan, mücadele etmeyen, savaşmayan futbolcu kim olursa olsun forma vermez. Okan Buruk da Sergen Yalçın da başarılarıyla Süper Lig’e yeni bir hava getirdi.
Erol Bulut... Hangimizin aklına gelirdi ki Alanyaspor, ligi beşinci bitirecek, Ziraat Türkiye Kupası’nda final oynayacak. Bu da Erol hocanın başarısı. Kendisi yeni sezonda Fenerbahçe’yi çalıştıracakmış. Gerçek anlamda taraftar ona desteğini verirse o da Buruk ve Yalçın gibi takımını zirveye oynatabilecek kapasitede bir hoca.
Rıza Çalımbay... Bir sürü transfer haberleri takımının içine bomba gibi düşmesine, olumsuz etkilemesine rağmen Sivasspor’u lig dördüncüsü yaptı.
Bülent Korkmaz... Küme düşme bu sezon kaldırılmış olmasına rağmen Konyaspor’daki performansı önce Başakşehir’i, sonra Trabzonspor’u yenmesi büyük başarı.
Artık bazı şeyleri doğrudan konuşmak gerektiğine inanıyorum. Bangır bangır genç teknik direktörler geliyor ve işin en güzel tarafı, Türk futbolunun havasını değiştiriyorlar. Nasıl A Milli Takım’daki gençlerle gurur duyuyorsak, bu hocalarla aynı şekilde gurur duyuyoruz, oynattıkları futbolu beğeniyoruz ve Türk futbolunun çıtasını daha yukarılara taşıyacaklarını hepimiz biliyoruz.

Terim maceraya girmemeli

Galatasaray’ın geçen sezonki transferlerinden bahsetmeyeceğim. Takıma uyum sağlayan bir tek futbolcu yoktu. Evet, her türlü olumsuzluk yaşandı. Ama zirveye oynayan bir takımında ruhunu, kalbini sahaya koyması gerekir. Şimdi yeni sezon başlayacak. Yeni bir heyecan, yeni bir transfer dönemi...
Şu anda alınan bir sürü genç futbolcu var. Hepsi birbirinden kaliteli iyi isimler. Geçen sezon takım forvetsiz oynadı. Büyük bir olasılıkla Falcao ‘gitmeyeceğim’ diyor. 30 gol atmış Diagne ve Adem Büyük... Allah aşkına hangi takımda böyle bir forvet hattı var. Emre Kılınç, bağıra bağıra Galatasaray’a geldi. Geleceği konuşulan Arda’nın da takıma yeni bir ruh katacağına inanıyorum.
Hepsinden de önemlisi bu transferlerin olmazsa olmazı Kaan Ayhan... Çocuk “Galatasaray” diyor başka da bir şey demiyor. Stoper oynuyor, sağ bek oynuyor, orta sahada görev yapıyor. Kaan gelirse kulübe büyük katkı sağlayacak. Bunun haricinde Melo, Sneijder ayarında iki transfer yapılabilirse Galatasaray uçar gider.
Alınacak futbolculardan daha çok gönderilmesi gereken isimler var. Onlar daha büyük sorun... Babel, Belhanda, Jimmy Durmaz, Şener, Feghouli... Bunların Galatasaray’a hiçbir katkısı yokki. Bu isimlerden kulüp kurtulabilirse, söylediğim transferler de resmiyet kazanırsa Galatasaray’ın önü açık. Hiç kimsenin karalar bağlamasına gerek yok. Galatasaray, geçen senelerde olduğu gibi laf olsun diye transfer yapmamalı.

Okan Kocuk ne yapsın?

İnanın üzülüyorum. Muslera’nın sakatlığından sonra Okan Kocuk kaleye geçti. Ve o kadar acımasız eleştirilere maruz kaldı ki, bu hala da devam ediyor. Ben gerçekten böyle bir şey görmedim.
Defans sapır sapır dökülüyor. Orta saha zaten yok. İki tane bekin ayakta duramıyor. Hava toplarında her rakip sana üstünlük sağlıyor. Bu durumda Okan ne yapsın? İnsaf diyorum. Şu anda Okan’ı yerden yere vurmak benim vicdanıma sığmıyor.
Bir de şöyle düşünün. Okan değil de kalede Muslera olsaydı, dökülen arkadaşlarının arkasında ne yapabilirdi? Bence, Okan’dan iki tane az gol yerdi. Okan Koçuk kötü bir futbolcu değil. Ben daha da iyi olacağına inanıyorum.