Galatasaray üç günde bir maç oynuyor. Daha sezon başı, havalar sıcak... Kolay bir iş değil haftada iki maç oynamak. Fenerbahçe karşısında gol pozisyonu olarak Arda ile iki, Linnes ile bir, Taylan ve Emre Kılınç ile birer fırsat yakalamalarına rağmen Altay’ı geçemediler. Sarı-lacivertliler daha çok hücum yaptı ama kaleyi tutan öyle yüzde yüz gol vuruşu yok denecek kadar azdı.

Luyindama, Marcao ve Taylan rakibin ataklarında gerçekten çok başarılıydılar. Bilhassa son vuruşlarda konuk ekibin hücumcularına, topa rahat vurma imkanı vermediler. Baktığımız zaman Feghouli, Arda, Belhanda geçen haftaki tempolarına çıkamadılar. Buna rağmen Arda Turan’ın enteresan vuruşları vardı. Orta sahada Belhanda, iki maçtır harikalar yaratıyor. Dün gece sarı-lacivertlilerin karşısında o başarısını gösteremedi. Tabii bunda Fenerbahçe’nin orta sahasında oynayan Gustavo’nun, Ozan’ın çok büyük payı var.

Galatasaray’ın en büyük silahı iki beki, Fenerbahçe karşısında fazla hücuma çıkamadı. Kontrollü oynadılar. Kanatlardan rakibe pozisyon vermeyelim diye hiç risk almak istemediler. Falcao, top gelince son vuruşlarda başarılı bir futbolcu. Bu maçta topla fazla buluşamadı hatta defansına gelip çok top çıkardı. Gol yollarında da etkisiz kaldı.

Sonuçta iki takım için de üzülüp karalar bağlanacak bir maç değil. Galatasaray ve Fenerbahçe kazanmak için güçleri yettiği kadar, iyi niyetle mücadele ettiler. Heyecan var mıydı, vardı ama gol yoktu. Yine de her iki takım da gol bulabilirdi. Sıkıcı bir derbi olmadı.
Sarı-kırmızılıların Avrupa kupası maçları var. Perşembe günü Glasgow Rangers ile oynayacak, kazanırlarsa UEFA Avrupa Ligi’nde gruplara kalacak, kaybederse bu defteri kapayacaklar.

Fenerbahçe ise yeni bir takım kurdu. Oyuncuların birbirine alışması ve takımın oturması için zaman lazım. Türk Telekom’daki beraberliğe iki takımın teknik patronları da herhalde üzülmemişlerdir.

Beni en çok sevindiren taraf ise, futbolcular oyunu germediler. Hatta şöyle diyeyim, son 20 yılın en sakin derbisini seyrettik. Hakem için de zor maç olmadı. Oyuncular iyi niyetli olunca, onun da işi kolaylaşıyor. Hakem Ali Palabıyık da ufak tefek hataları olsa da, adaletli düdük çalmaya çalıştı. Ama ne yalan söyleyeyim taraftarsız derbi maçı çok yavan oluyor. İnşallah şu virüsten kurtuluruz da, hiç olmazsa bu maçlar yüzde 20 kapasiteyle seyircili oynanır.