Türkiye’de yabancı bir futbolcunun herkes tarafından bu kadar çok sevilmesi kolay kolay gördüğümüz bir olay değil. Pazar akşamı futbol severlerin hepsi çok üzüldü. Ama işin doğrusu Muslera bu sevgiyi fazlasıyla hak ediyor.
Ahlaklı, kibar, ailesine bağlı, hiç kimseyi kırmaz, kavga etmez, sosyal kuruluşlara büyük yardımlar yapar... Bu sevginin altında yatan gerçekler bunlar. Baksanıza başta, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Mustafa Denizli... Gidebilen birçok insan Muslera’yı hastanede ziyaret etti. Neredeyse bütün kulüpler ‘geçmiş olsun’ mesajları atarak üzüntülerini belirttiler. Dilerim bir an önce düzelir ve sahalara döner.
Tabii sevip üzülenler haricinde ‘Allah’ın sopası yok’ diyerek bu acıyı paylaşmayanlar da var. Bir takım kazansa ne olur, kaybetse ne olur... Şampiyon olsa ne olur, olmasa ne olur... Çok mu önemli! Ama sevdiğimiz bir insan acı çekiyorsa, sakatlanıyorsa bu her şeyden önemlidir.
Maalesef hırslarına yenilip, bu üzüntüyü paylaşmayan insanları Allah’a havale ediyorum. Yazık... Biz eskiden bu kadar kavgayı, şiddeti spora sokmazdık. Şimdi ne oldu böyle? Bunun sebebini bulmak için çok düşünüyorum ama işin içinden çıkamıyorum. Bilhassa böyle düşünen kulüp başkanlarımızın futbolun içinde olmaması gerekir.
Hakemler ise ayrı bir konu... Defalarca yazdık, ‘Şu kalan 8 maçta adaletli bir yönetim ortaya koyun’ diye. Hatalar olsa da bunların masum olması gerektiğini söyledik. Tabii söylediğimizle kaldık. Yaşar Kemal Uğurlu’ya yaptığı hata yakışmadı. Genç bir hakem. Bu kafayla giderse kendi geleceğini bitirecek.
Evet, Adem Büyük’ü atıyorsan, Donk’a sarı kartını gösteriyorsan, Ömer Bayram ve Feghouli’nin aldığı darbeleri de göreceksin. Andone’nin sakatlandığı pozisyonu cezasız bırakmayacaksın.
Tabii hakem Uğurlu kendi kararını kendi verecek. Ya gerçekten adalet dağıtan bir hakem olacak ya da herkesin tepkisini çeken biri olarak mesleğine devam edecek.
Evet, Galatasaray kötü bir gününde olabilir. Rakibi daha iyi futbol oynayıp galibiyeti de hak edebilir. Ama bunların hiçbiri hakemi ilgilendirmez. Madem seni o maça tayin ettiler, elini vicdanına koyarak çıkıp adalet dağıtacaksın. Maalesef Yaşar Kemal Uğurlu bunu yapamadı.

Kaptan parayı tercih etti!

Işıl Alben, Galatasaray Kadın Basketbol Takımı’nın kaptanı... Aralık ayında yöneticilerle masaya oturup, fiyat indirimini kabul ederek el sıkıştı. Dikkat edin takımın kaptanından bahsediyorum. Daha sonra resmi mukavele imzalamadı diye sarı-kırmızılılardan alacağı paranın daha yükseğine BOTAŞ’a gitti.
Burada samimi olmak lazım. Galatasaray kaptanının daha mukavelesinin bitmesine zaman varken, yaşadıklarını bahane ederek ayrılması, daha sonra da yöneticileri suçlaması bana göre etik bir hareket değil. ‘Para için gittim’ dersin hepimiz saygı duyarız. Ama daha yüksek bir ücret için gidip, kulübü suçlarsan ben buna saygı göstermem. Sadece yeni takımında kendisine başarılar dilerim...

F.Bahçe’ye bir üst akıl lazım

Büyük camialarda başarılar da başarısızlıklar da büyük sansasyon oluşturur. Hele başarısızlık ağır basıyorsa taraftar bir susar, iki susar, üçüncüsünde çok büyük tepki verir.
Başkan Ali Koç büyük bir iş insanı. Buna tabii ki saygılıyız. Kendisini Fenerbahçe kongresi seçti, buna kimsenin itiraz edecek durumu yok. Ama futbol ayrı bir şey. Amatör sporlarda kötü sonuçlar alabilirsin. Ama futbolda bunu taraftarına anlatamazsın.
Fenerbahçe’nin futbolda yeni bir yapılanmaya ihtiyacı var. Daha doğrusu bunu yapabilecek bir üst akla, yani tecrübeli, dünya ve Türk futbolunu iyi bilen bir beyine ihtiyacı var. Teknik direktörden bahsetmiyorum. Bakın Comolli bunu başaramadı. Bir sürü transfer yaptı, dünya para harcattı, ama ortada başarı yok.
Ersun Yanal da bunu yapamadı, sadece günü kurtarmaya uğraştı. Emre Belözoğlu’nun futbol bilgisine saygım büyük. Ama kulübü yeniden yapılandırmak ayrı bir iş. Bu konuda tecrübe, sabır ve sakinlik şart. Başkan Ali Koç’un iyi düşünmesi lazım. Fenerbahçe taraftarı ve camiası başarısız bir sezonu daha zor kaldırır. Benden söylemesi.