Önemli olan başkan mıdır, yoksa kulüp mü? Bunun kararını hala ne Galatasaray camiası ne de taraftar veremedi. 19 Haziran’da seçim olacak ve şu anda altı aday var. Mutlaka başkan adayları kulübün geleceği için planlarını yapmıştır. Kendilerine güveniyorlar ki aday oldular.
Ama öyle bir konumdaki şu an Galatasaray, kendi tuttuğu aday haricindekileri karalama kampanyası en tepede. Seçimde oy kullanacak genel kurul üyelerinin hepsi üniversite mezunu, kaliteli insanlar. Hepsinin de tek düşüncesi Galatasaray’ı daha ileriye götürecek başkanın göreve gelmesi. Oy kullanacak her üyenin kafasında mutlaka bir isim var. Kulübün menfaati için de gidip güvendiği adaya oy atacaklar.
Bu seçimde başkan kim seçilirse seçilsin herkesin ona saygı göstermesi lazım. Kulübün menfaati için bu şekilde düşünülmesi gerekiyor. ‘Benim adayım seçilmedi’ diye ortalığı yangın yerine çevirmek kulübe çok büyük zarar verir. Her şeyden önce yeni başkana destek olunmalı.
Gerçekten kulübün sorunları çok büyük. Florya, ada, Kemerburgaz, stat, transferler ve üstelik Şampiyonlar Ligi’nde temmuz ayında ön eleme maçı oynanacak. Bu sorunların hepsinin altından yeni başkan kalkmaya çalışacak. Yani yük çok ağır. Kulübün yeni patronu destek görmezse hiçbir şekilde başarıya ulaşamaz. Olan da Galatasaray’a olur.
Stadın dış görüntüsü çok kötü. Koltukların bile artık rengi değişmiş, solmuş. Yağmur suyu kanallarının elden geçirilmesi lazım. Geçen sezon yaşanan sorunlardan sonra zemin yenilenmeye başlandı. Ama bu saydıklarımın acilen yapılması gerekiyor. Galatasaray’ın mabedinin insanların göz zevkini de okşaması lazım.
Transfer başlı başına büyük bir sorun. 35-36 yaşındaki futbolculardan 4 milyon 300 bin, 3 milyon 800 bin ve 6,5 milyon euro alanı bile var. Bunlardan ne şartla olursa olsun kurtulmak lazım. Yerli ya da yabancı genç isimlere yatırım yapılmalı. Ben adayların hiçbirinden şimdiye kadar ‘Mustafa Muhammed’in ve Halil Dervişoğlu’nun bonservisini alacağız’ diye bir şey duymadım. Öncelik bu isimler olmalı. Tabii bana göre.
Sonuçta Galatasaray’da herkes birbirini kucaklamazsa bırakın başarıyı, yeni sezonda ne kulübün ne takımın iki yakası bir araya gelmez. Son sözüm de seçilecek olan başkan kim olursa olsun mutlaka önce Fatih Terim ile görüşmeli. Şayet anlaşamazlarsa o zaman başka alternatifler aramalı.

Ataman büyük koç
Ne yalan söyleyeyim ayaklarım yere basmıyor. Fenerbahçe’den sonra Anadolu Efes de basketbolda kulüpler düzeyinde Avrupa’nın en büyük kupasını Türkiye’ye getirdi. Benim için Türkiye ligi şampiyonluğu ya da Türkiye Kupası hiç önemli değil. Avrupa’da kazanılan her kupa hepsinden önce gelir. Başantrenör Ergin Ataman hangi takımı çalıştırırsa çalıştırsın mutlaka bir Avrupa kupası kazanıyor. Şu anda bakıyorum basketbolda Avrupa’da kaldırmadığı bir kupa yok. Bu çok büyük bir başarıdır.Anadolu Efes yöneticilerini de kutluyorum. Vazgeçmediler... Ergin Ataman’a sahip çıktılar. ‘Biz bu kupayı kazanacağız’ hedefinden hiçbir zaman şaşmadılar. Ve sonuçta da Ataman ve öğrencileri Avrupa’nın en büyük kupasıyla tarihe geçti. Hepsini kutluyorum. Bu gerçekten tarif edilemez bir gurur.

TFF rekabeti bitirecek
Yabancı sayısını sıfır yapsak, Türk futbolculara ne faydası olacak? Ersin Destanoğlu, Halil Dervişoğlu, Uğurcan Çakır, Rıdvan Yılmaz, Kerem Aktürkoğlu, Abdülkadir Ömür, İrfancan Kahveci, Ozan Tufan... Yabancılarla rekabet ederek ve futbol çıtalarını yükselterek milli takıma seçiliyorlar. Düşünün Kerem, Onyekuru ile rekabete giriyor ve onu keserek formayı kapıyor. Taylan, bir sürü yabancının olduğu yerde ilk 11’de oynuyor ve başarılı oluyor. Rıdvan, N’Sakala ile forma savaşı veriyor ve kazanıyor. Bu başarılar da milli takımımıza yansıyor. Bunun gibi futbolcular kendi takımlarında ‘yerimiz garanti, yabancılarla rekabete girmemize gerek yok’ düşüncesine sahip olurlarsa biz bir tek yerli futbolcunun çıtasını yükseltemeyiz. Ligimize dönüyorum; Hatayspor, Alanyaspor, Sivasspor, Trabzonspor’un bu başarıları nereden geliyor? Yabancı sayısından... Bana göre federasyonun yabancı kısıtlaması için aldığı karar, Türk futboluna faydadan çok zarar getirecek. Her şey iyi giderken, Milli Takımımız başarılı olurken böyle bir karar neden alındı onu da bilemiyorum. Bundan daha önemlisi antrenör eğitim projemiz yok, ligdeki hocaların yarısının pro-lisansı bulunmuyor. Bana göre bunlar daha önce çözülmesi gereken konular.Kulüpler bu kısıtlamadan çok zarar görecekler, kadro oluşturamayacaklar. İnşallah ben bu düşüncemde yanılırım.