Sarı-kırmızılılar ihtiyaç duydukları futbolcuyu transfer ediyorlar. Tabii bu taraftarın bir kısmını tatmin etmiyor. Ama ortada bir gerçek var. Galatasaray’ın kadrosu gerçekten çok iyi. Bu takıma Arda, Diagne, Luyindama, Omar, Oğulcan, Fatih ve Emre Kılınç dahil oldu. Bu futbolcuların ne yapabileceklerini maçlar başlayınca herkes görecek. Sadece şu kadarını söyleyeyim, yapılan testlerde Diagne, Arda ve Emre Kılınç en tepede.
Defansa bakıyorsunuz Omar, Luyindama, Marcao, Saracchi... Muslera gelinceye kadar da kalede Fatih veya Okan oynayacak. Santrforlara bakıyorsunuz; Diagne ve Falcao. Bu iki golcü geçen sene takımda olmayan, rakip takım savunmasına presi, hava topları hakimiyetini getirecek, belki de bugüne kadar görmediğimiz goller atacak. Falcao da rahatlayacak. Defansa gelip top çıkarmayacak. Geçen sene göremediğimiz son vuruş becerilerini bize gösterecek.
Fazla transfer yapılmadı diye eleştirenlere söylüyorum. 7 futbolcunun yeri garanti. Geriye Arda, Emre Kılınç, Donk, Emre Akbaba, Belhanda, Feghouli, Ömer, Adem, Babel, Linnes ve Taylan kalıyor... Görüyor musunuz kadro zenginliğini? Ama yine Fatih Terim ve yönetim orta sahaya gerçekten savaşçı Fernando ve Melo’nun genci iki futbolcu daha almak için uğraşıyorlar. Bu transferler bana göre de şart. Bu kadar iyi defansın ve bu kadar iyi forvetin varken, orta sahaya gerçekten çok iyi iki genç futbolcu transfer edilince taraftarın istediği savaşan Galatasaray ortaya çıkacak. Onun için taraftarın bir kısmı ‘neden Galatasaray az transfer yaptı’ diye yönetime sallamasın. Alınan futbolcuların hepsi birbirinden kaliteli ve değerli. Geçen seneki sıkıntıları bu sezon Fatih Terim yaşamayacak.
Bir çok kişi ‘Bu Belhanda’dan, Falcao’dan, Feghouli’den, Arda’dan hiç bir şey olmaz’ diyor. Tabii Florya’dan bi haber olanlar böyle yorumlar yapıyor. Fatih Terim yeni bir sayfa açtı. Sezon başı olmasına rağmen oyuncuları müthiş bir rekabet içerisine soktu. Arda’nın gelmesiyle futbolcular arasındaki diyalog, arkadaşlık en üst seviyeye çıktı. Bunlar geçen sezon yoktu. Florya’da yaşananlar, oradaki birlik-beraberlik ve hava, basına fazla sızmadığı için hiç kimsenin haberi olmuyor. Bunun için de insanlar sanki Galatasaray’ın kadrosu yetersizmiş gibi panik yapıyor. Bunlara hiç gerek yok. Bu kadro orta sahaya da iki futbolcu geldikten sonra, Süper Lig’de de, Avrupa’da da başarılı olacak kalitede.

Zekeriya Alp yakışanı yaptı
MHK Başkanı Zekeriya Alp’i çok eskiden beri tanırım. Adam gibi adamdır. Gerçekten çok sıkıntılar çekti. Bu kadar çok eleştirilmeyi, yıpranmayı hak edecek davranışta bulunacak bir insan değil. Ama her zaman söylüyorum Oğuz Sarvan ile mesai arkadaşlığı yapmak kolay bir iş değil. Oğuz Sarvan kaç kere istifa etti ve yine göreve getirildi. Her gelişinde de hakemlere olan güven, MHK’ye olan güven hep zedelendi.
Geçen sezon yaşadığımız Süper Lig’e bakın. Adalet dağıtamayan hakemler... Bizler futbol konuşacağımıza, hep hakemleri konuştuk. Bunun da tek sorumlusu Oğuz Sarvan’dır. Bir aydır gazetelerde haberler çıkıyordu, ‘MHK devrim yapıyor’, ‘Artık VAR hakemleri için ayrı bir kadro oluşturuluyor’ diye. Bu ne demek? Süper Lig’de maç yöneten hakemler VAR hakemliği yapamayacak. Biraz araştırdım, hiç böyle bir şey yok. Gene aynı düzen. Süper Lig hakemi gidecek çok hatalı maçlar yönetecek, iki gün sonra yine VAR hakemliği yapacak. Devrim bunun neresinde?
İkinci devrim diye bahsedilen olay, oğlu hakem olan gözlemciler oğluyla aynı ligde gözlemcilik yapamayacak. Bundan daha normal bir şey var mı? Bu yapıldığı zaman hakem tayinleri daha mı adil olacak ve hakemlerimiz tüm takımlara daha mı eşit davranacak? Bilmiyorum, bana göre hiçbir şey değişmeyecekti. Bunun için MHK’nin görevi bırakması doğru bir karar. Artık Türk futboluna bir faydaları olmayacaktı.

Gerilim bitmeli!
İnanın çok üzülüyorum. Yüz yıllık kulüpler birbirlerini öyle suçluyorlar ki şu stresli günlerde taraftarlar transfer sevinci bile yaşayamıyor. Buna birilerinin dur demesi lazım. Bakın kenarından köşesinden taraftarlar da bu gerilimin içine giriyorlar. Bunun sonu iyi değil. Herkesin akıllı olması lazım. Federasyonun koyduğu kurallar varsa, bu kuralların uygulanıp uygulanmadığının takipçisi de yine federasyon olmalı. Dört büyük kulüp aralarında sulh sağlamazlarsa bunun sonu iyi bitmeyecek. Herkes pişman olacak ama bu pişmanlık da bir işe yaramayacak. Her kulübün başkanı semboldür. Taraftarlar bu başkanlarını çok severler, sahip çıkarlar. Başkanlarına eleştiri gelince de, bundan son derece rahatsız olurlar. Bilemiyorum ama benim düşüncem, bu dört başkanı birileri yan yana getirip yeni bir sayfa açtırmaları gerekir. Futbolumuzun selameti için bu şart.