Geri Dön

Şansal Büyüka: Bir fiyasko daha olursa...

Ali Başkan, ilk yılını ıskaladı, “yeni geldi” diye hoşgörü ile karşılandı. Ali Başkan ikinci yılını fena ıskaladı, homurdanmalar başladı. Ali Koç üçüncü yılı da, yani yeni sezonu da ıskalarsa, hiç istemem, hiç dilemem ama kendisi için üzücü, dramatik, hatta travmatik bir final olabilir

Şansal Büyüka: Bir fiyasko daha olursa...

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Fenerbahçe kötü oynamıyor, “feci” kötü oynuyor. Maçtan sonra kendi futbolcuları kullandığına göre, bu ifadeleri bizim yazıp söylememizde bir sakınca yok; Fenerbahçe “Utanç verici” futbol oynuyor, “skandal” futbol oynuyor. Aslında futbol oynamıyor, futbola “ihanet” ediyor, futbola ve taraftarına “acı” çektiriyor.
Fenerbahçe bugün Süper Lig’in en kötü futbol oynayan takımı... Ligin son iki sırasındaki Kayserispor ve Ankaragücü bile Fenerbahçe’den en az beş gömlek daha iyi oynuyor. Zaten hem Kayserispor, hem Ankaragücü, Fenerbahçe’yi yenmedi mi?

Fenerbahçe’nin neden bu hallere düştüğünü, neden futbol oynayamadığını artık bilmeyen kalmadı. Yanlışlar zincirinden “roman” olur. Biz bu sezonun geri kalan bölümünden başlayarak, yeni sezon için neler yapması gerektiğini sıralayalım. Gerçi kimseye kulak asmazlar, kendi bildiklerini okurlar ve bu hallere düşerler ama biz gene de yazalım...

Fenerbahçe’ye hangi hoca gelirse gelsin, ne zaman gelirse gelsin, dünyada eşi benzeri olmayan, mahalle maçlarında bile oynanmayan “Yan pas... Geri pas... “Frene bas” anlayışından derhal vazgeçmeli... Dünyada bu kadar bıktırıcı, gereksiz, anlamsız yan ve geri pas yapan, sürekli frene basıp “hızlı hücumu” unutan bir takım olamaz, yoktur.

Madem “hızlı hücum” dedik, oradan devam edelim; Günümüzün futbolu “Hızlı... Hızlı... Daha hızlı” diyor. Her iddialı takıma baktığınızda, orta kenar adamlarının çok hızlı olduğunu göreceksiniz. Fenerbahçe’nin orta kenar adamlarından biri Deniz Türünç... Takımın en ağır oyuncusu, şaka gibi... Sezon bitiyor, siz Deniz’in bir defa olsun, hızla hücuma çıktığını, rakip bekin arkasına sarktığını topu ceza alanı çevresine ortaladığını gördünüz mü? Diğer kenar adamı Rodrigues... Mazide kalmış. Susuz Arabistan çöllerinde kurumuş, bitmiş... İkisini de salın gitsin. Madem çok biliyorsunuz, iki hızlı kenar adamı bulun...

1.5 yılda sanıyorum 6 stoper geldi, oynatacak tek stoper yok. Çok iyi iki stopere ihtiyaç var. Hava topuna hakim, kademeye giren, kontrollü oynayan, topu oyuna iyi sokan... İyi oynayan ama her fırsatta sakatlandığı için “camdan adam” diye anılan Serdar Aziz ile sakatlığı geçerse Sadık, bu iki yeni ve iyi stopere ancak “yedek” olur.

Hasan Ali’ye, yaptıklarına, katkılarına sevgiler, saygılar... Ama Hasan Ali artık bitik... Son Konya maçı dahil, her atak, her orta, her tehlike Hasan Ali’nin kanadından geliyor. Avrupa şansı sıfır olduğuna göre, bu mevki için U19 takımından bazı oyuncular kalan maçlarda ısrarla denenemez mi? Hiç olmazsa yeni sezona belki de bir-iki genç yakalanamaz mı?

Sağ bek İsla... Yapı olarak küçük adam... Arka direğe gelen her yüksek topa rakipler vuruyor. İsla o ufacık haliyle rakibin altında eziliyor. Kalan maçlarda bir U19 oyuncusu da sağ bekte deneyin. Ama sakın Murat Sağlam demeyin, olmaz... Seneye fizik gücüyle ezilmeyecek, hızı ve ortaları ile takımın hücum gücüne katkı sağlayacak bir sağ beke mutlaka ihtiyaç var.

Sürekli bir Ömer Faruk adını duyuyoruz. Çok iyi olduğu söyleniyor. O zaman ne duruyorsunuz, tam sırası, oynatsanıza... Korkmayın, kimse bir şey demez. Zaten ne kadar kötü oynarsa oynasın, şimdi oynayanlardan, istese de daha kötü oynayamaz. Sevgili Emre, Galatasaray’da oynarken kaç yaşındaydı? Genç yaş kusur olmasın. Bugün Real Madrid, Barcelona, PSG, Manchester United gibi takımlar 17 yaşındaki gençleri Avrupa kupalarında bile oynatıyor. Korkmayın, “trenin kaçtığı” bir ortamda hiç olmazsa gençlere şans verin. 

Kaleci Altay’da ısrar edilmesinden yanayım. Kabul, çok iyi bir kaleci alınsın ama Altay’da ısrar edilsin. Fenerbahçe’deki ilk yılında böyle bir savunmanın arkasında oynamak kolay iş değil... Fenerbahçe savunması o kadar kötü oynuyor ki, bugün yere-göğe sığdıramadığımız Muslera’yı, Uğurcan’ı bile bozarlar.

Hep söyledim, hep yazdım... Vedat Muriç iyi oyuncu ama Fenerbahçe’nin santrforu değil... Santrfor arkası, çalışkan iyi bir oyuncu... Fenerbahçe’ye çok iyi iki golcü lazım... “Golcü bulmak kolay mı, nereden bulacağız?” diyorlarsa, ben de “Bulan nasıl buluyor” diyorum.

Fenerbahçe’nin iyi bir kadro için radarlarını mutlaka yurt dışına çevirmesine gerek yok. Süper Lig’de sezon sonu sözleşmesi bitecek oyuncular da var, kiralık oyuncular da... Şimdiden bunlarla temasa geçilebilir. Sadece Süper Lig’den bile güçlü bir kadro kurulabilir. Yeter ki bu transfer işleriyle uğraşanlar “Gören gözler” olsun. İyi hatırlansın, bugün ligin en iyilerinden biri olan Ömer Bayram’ı Galatasaray sadece 400 bin euroya aldı. Günümüzün liginde böyle örnekler çok var.

Menajerlik şirketleriyle, “bilgisayar çocuklarıyla” transfer olmaz. Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Sadece kulübe ait, menajerlik şirketleriyle organik bağı olmayan, futboldan çok iyi anlayan, dünyayı tanıyan scout ekibine “kaçınılmaz” şekilde ihtiyaç var. Böyle bir scout ekibiniz var mı? Varsa, kimdir onlar, kamuoyu niye bilmiyor? Futbolu ne kadar biliyorlar, futboldan ne kadar anlıyorlar? Futbolu biliyor, anlıyorlarsa bu kadar “rezalet” transferlere niye öncülük yapıyorlar? Eğer scout ekibiniz yoksa, niye yok, niye kurmuyorsunuz?

Bugün Galatasaray’da oynayan Sarachhi, Marcao, Luyindama, Onyekuru ve benzer bir çok oyuncu Türkiye’de tanınıyor, biliniyor muydu? Adları bile geçmiyordu. Hepsini Galatasaray’ın scout ekibi ile Fatih Terim’in izleme komitesi bulup getirdi. Böyle bir örgütlenme sizde niye yok? Bu örgütlenmeyi yapmak çok mu zor?

Kabul ediyorum; parasal olarak Fenerbahçe bugün çok sıkıntılı bir noktada ve TFF, UEFA talimatlarıyla kuşatılmış durumda... Ortada Fenerbahçe için “servetini eriten” bir başkan var. Ama kabul edelim ki, başkan Ali Koç, kulüp için büyük fedakârlıklar yapsa bile futbol şubesini “çok kötü” yönetiyor. Çok çok kötü yönetiyor. Futbolun gerçeği bu... Kimse başkanın ne yaptığına, kulüp için nelere katlandığına bakmaz, futbol takımına bakar. Fenerbahçe futbol takımına bakınca; manzara tek kelimeyle korkunç... Hatta facia...

Ali Başkan, ilk yılını ıskaladı, “yeni geldi” diye hoşgörü ile karşılandı. Ali Başkan ikinci yılını fena ıskaladı, homurdanmalar başladı. Ali Koç üçüncü yılı da, yani yeni sezonu da ıskalarsa, hiç istemem, hiç dilemem ama kendisi için üzücü, dramatik, hatta travmatik bir final olabilir.
Aman başkan dikkat: Önemli ve değerlisiniz. Yeni bir “ıska”, yeni bir “fiyasko” olmasın. Altından kalkamazsınız.

Sivas yarım puan bile hak etmedi

Sivasspor’dan önce oynayan ve puan sıralamasında üstünde bulunan üç takım Trabzonspor, Başakşehir ve Galatasaray 2’şer puan kaybettiler. Böyle olunca Sivasspor, Antalya karşısında 9 puanlık bir maça çıktı. Sivas maçı kazansa haftayı 9 puanlık bir avantajla kapatacak ve şampiyonluk yarışında adeta “vurgun” yapacaktı. Böyle 9 puanlık maça çıkan Sivasspor’dan “9 canlı” bir görüntü beklemez misiniz? Neredeee... Sanki Sivasspor’un umurunda bile değildi. Açıkçası

Sivasspor’un bu görüntüsüne ve sahadaki duruşuna çok şaşırdım.

Zaten ilk 7 dakikada direkten dönen iki Antalya topu, 90 dakikanın sonu için ciddi bir işaret fişeğiydi. Nitekim, Sivasspor’un “yarım” puanı bile hak etmedği maçı, Antalyaspor “anasının ak sütü” gibi haklı olarak kazandı.

Çifte standart olmasın

Bir maçı işaret ederek değil, genel anlamda yazıyorum. Bir maçta penaltı var, en azından penaltı tartışması var. Hakem penaltıyı vermiyor, hatta VAR’a bile gitmiyor. Doğal ve haklı olarak kıyamet kopuyor. Aynı maçta rakip takım lehine de ciddi bir penaltı, en azından penaltı tartışması var. Hakem penaltıyı vermiyor, VAR’a bile gitmiyor. İki takımdan birinin pozisyonu için kıyameti kopartılırken, diğerlerininki gündeme bile getirilmiyor. Biri için kıyamet kopartıp, diğerini görmezden gelmek adil olmuyor, hakça olmuyor, bu çifte standart gerçekçi bakan gözlerden kaçmıyor.

Nazar boncuğu!

Başakşehirli Skrtel mükemmel oynuyor. Hem Avrupa maçlarında hem Süper Lig’de gerçekten mükemmel oynuyor. Son Trabzon maçında da mükemmel oynadı. Bu maçta kendi kalesine attığı gol “nazar boncuğu” olsun.

‘Şipşak’ Kasımpaşa

- Kasımpaşa önceki hafta henüz 3. dakikada öne geçmişti... Bu hafta Göztepe karşısında hızını arttırdı ve “Dakika bir, gol bir” deyip 1-0 öne geçti. İki haftadır karşımızda “şipşak” Kasımpaşa var.
- Gaziantep, yense de yenilse de iyi ve zevk veren bir takım... Hocası Smudica, huysuz olsa da olmasa da iyi bir teknik direktör...
- Fenerbahçe için “İki eksikli Konya’ya nasıl yenildi?” diyorlar. Yenilmesi son derece doğal... Konya 2 eksikle oynadı, Fenerbahçe 11 eksikle...
- Çok meraktayım, Malatyaspor Yönetimi, birlikte çalıştıklarında bütün puanları topladıkları Sergen Yalçın’la yolları ayırmaktan pişman mıdır acaba?

Sayıları azalsa da...

Koronavirüsten korunma adına “kolonya”ya korkunç bir hücum başladı … Kendi başımdan geçtiği için söyleyeyim; iki gün önce 40 liraya aldığım kolonyaya, iki gün sonra 100 lira istediler.
Böyle bir ortamda gazetelerde “Eyüp Sabri Tuncer” kolonyalarının ilanını gördüm. Kolonyanın hammaddesine gelen büyük fiyat artışlarına rağmen, satış fiyatlarını arttırmadıklarını açıklıyorlar.
Daha da önemlisi; ilanda fotoğrafı bulunan ve sanıyorum kolonya firmasının sahibi olan Engin Tuncer’in kısa bir açıklaması var… Aynen şöyle:
“İnsan sağlığına zararlı, kullanımının sakıncalı olduğunu bildiğim hiçbir madde ürünlerimin içine giremez.”
Enseyi karartmayın... Sayıları azalıyor olsa bile, bu ülkede hala güzel insanlar var; Engin Tuncer’e alkış... Alkış... Alkış...

TFF’nin en ufak günahı yok

Ligin ertelenmesini isteyenlere “banko” hak veriyorum. Ancak maçlar seyircisiz oynandığı için TFF’yi hedef alanlar için, “yanlış adrestesiniz” diyorum. Bilim Kurulu öneriyor, devlet kabul ediyor ve “spor müsabakalarının seyircisiz oynanacağı” Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından açıklanıyor. TFF’ye sadece bu kararı uygulamak kalıyor. TFF’nin 50 türlü günahı olabilir de, bu konuda en ufak bir günahı yok.

İşte büyüklük bu

Giresunspor, Osmanlısporlu Blagojeviç’e tekme atan Bekir Yılmaz’ı kadro dışı bıraktı ve rakiplerinden özür diledi. Bu büyüklüğü takdir ve tebrik ediyorum. Umarım örnek olur.

Haberi Sözcü’nün internet sitesinde gördüm. İsterdim ki, bu haber spor medyasında çok geniş yer bulsun, yankılansın ve desteklensin. Okumaya, duymaya, görmeye alışkın olmadığımız haber şu:

Giresunspor’un geçen hafta Osmanlıspor ile oynadığı ve 1-1 biten 1. Lig maçında, Osmanlısporlu Blagojeviç’e tekme atan Giresunsporlu Bekir Yılmaz kırmızı kart görerek oyun dışı kalıyor.

Giresunspor Yönetimi, bu “tekme” nedeniyle Bekir Yılmaz ‘ı süresiz kadro dışı bıraktığını açıklıyor. İlginç olan ve takdir görmesi gereken bundan sonrası; Giresunspor Kulübü, yaptığı açıklamayla Osmanlıspor Kulübü ve tekmeyi yiyen futbolcu Blagojeviç’ten özür diliyor.

Hele açıklamanın son cümlesi kulüp anayasalarına konacak 1. madde gibi: “Bu ilke ve duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz.”

Şunu söylemeliyim: Büyüklük sadece Süper Lig’de oynamakla, kupaları kazanmakla, milyonları arkana almakla olmuyor. Biz ne büyükler gördük, kendi içinden çıktığı için bütün çirkinliklerin üstünü kapayan ve inanılmaz bahaneler uyduran...

Giresunspor’un büyüklüğünü takdir ve tebrik ediyorum. Umarım örnek olur... Tabi “anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna az...”

Çok aradım çok!

Çok kritik karşılaşmalara rağmen hayatımın en zevksiz maçlarını bu hafta izledim

Duygulanamadım, heyecanlanamadım, maçların havasını yakalayamadım.

Koca Galatasaray-Beşiktaş derbisinde doğru dürüst yazacak konu bulamadım.

Issız tribünleri gördükçe “Ahh neredesiniz” diye daha ilk haftadan seyircileri aradım.

Sen yoksan her şey eksik... Bunu çok iyi anladım.

HAFTANIN  ÖNE ÇIKANLARI

Haftanın takımı: Başakşehir, G.Saray, Kasımpaşa

Haftanın teknik direktörü: Bülent Korkmaz (Konya), Tamer Tuna (Antalya), Fuat Çapa (K. Paşa)

Haftanın futbolcusu: Lung (Kayseri), Koita, Ndongala, Hajradinoviç (K.Paşa), Beto (Göztepe), Friedrich (A.Gücü), Jefferson (G.Antep), Guilherme (Konyaspor), Caiçara, Ponck (Başakşehir), Karius, Boyd (Beşiktaş), Hakan Özmert, Amilton, Kudryashov (Antalya)

Haftanın hakemi:  Abdulkadir Bitigen  (G.Saray-Beşiktaş)

Şansal Büyüka: Bir fiyasko daha olursa...

Alex'in Coritiba formasıyla unutamadığı 5 anısını dinliyoruz...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber