Almanya devletiyle, milletiyle dünyanın tartışmasız en disiplinli ülkesi... Başkaları gibi işini, “Şansa, kadere, kısmete” bırakmaz. “Ölen ölür kalan sağlar bizimdir” demez. Bir adımı atarken kılı kırk yarar. Almanya’nın ve bir Alman’ın yaşam felsefesinde “Sıfır risk” esastır.
Bütün bu özellikleri taşıyan Almanya bunlara rağmen, Avrupa’da ligleri en erken başlatan ülke oldu. Salgında Almanya’da 8 bin ölüm vakası var. Bizde 4 bin... Almanya bizim iki katımız... Türkiye’de 12 Haziran’da ligler başlayacak diye kıyamet koparken, Almanya oynamaya başladı bile... Biz mi çok panik yapıyoruz, Almanya mı çok aceleci davrandı, bu tartışılır ama Alman anlayışının boşa kürek çekmeyeceği asla tartışılmaz.

Bütün bunları düşünerek televizyonun başına oturdum. Önce Karlsruhe-Darmstand, sonra Dortmund-Schalke, hatta değiştirerek Leipzig- Freiburg maçlarını büyük bir dikkatle izledim. Ne yapıyorlar, neyi yapmıyorlar, nasıl önlem almışlar, ikili mücadeleler nasıllar, futbolcular, kaçak mı güreşiyorlar, yoksa maça asılıyorlar mı, gol sevinçleri, frikikte barajlar, korner atışlarında pozisyon almalar nasıl oluyor? İşte gözüme çarpanlar, dikkatimi çekenler...

- Sanki pandemi yok gibi... Kafa kafaya çıkıyorlar, vücut vücuda oynuyorlar, özellikle korner atışlarında birbirlerine yakın pozisyon alıyorlar. Hatta omuz omuza baraj kuruyorlar.
- Maçlara ayrı ayrı çıkıyorlar. Futbolcular ve teknik direktörler dışında herkes maskeli... Yedek kulübesindeki oyuncular ısınmaya çıkınca maskelerini çıkartıyorlar. Kulübelerin yanına oyuncuların oturması için yerler yapılmış. Tekli koltuklar, ancak mesafenin en fazla bir metre olduğunu söylemek lazım...
-Yayıncının kameramanları bile maskeli... Oyuncu değişikliğinde dördüncü hakem ile oyuna girecek olan futbolcu arasında öyle aman aman bir mesafe yok. Genelde birbirlerine yakın duruyorlar.
-Karlsruher- Darmstadt maçında dikkatimi çekti. Futbolcular soyunma odasına giderken ve ikinci yarıya çıkarken, “kahve muhabbeti” yapar gibi birbirlerine çok yakınlar. Sanki salgın umurlarında değil...
- İnsan hali bu... Futbolcuyu etkiler, çekinir. Açıkçası bunların hiçbirini görmedim. Ayrıca futbol, tarihinin en uzun tatilini vermiş olmasına rağmen ve Almanya için bazı maçlar neredeyse çöl sıcağında oynanmasına rağmen kondisyon açısından derin bir eksiklik görmedim. Eşim futbolla pek ilgili değildir, o bile geldi, meraktan biraz maç izledi, “Değişen bir şey yok, eskisi gibi oynuyorlar” dedi.
-Belli ki artık avuçlarla yapılan, “çak “ devri sona erdi. Genelde kafaya çıkılan toplarda rakip için kullanılan dirsekler şimdi “çak” için kullanılıyor. Gol için kullanılıyor. ‘Çak’ın bir başka yeni versiyonu yumruklar...

- Karlsruher maçında Hofmann golü atınca takım arkadaşları yılların alışkanlığından kendisine koştular. Tam kucaklayacakken, pandemi akıllarına gelmiş olacak ki sert bir fren yaptılar. Ancak son dakikada gelen ikinci golde fren falan kalmadı. Eski hamam-eski tas, sarmaş dolaş oldular. Bunları gördükçe hep çelişkiye düştüm, biz mi abartıyoruz, Almanların umurunda mı değil...
- Şurası kesin; futbolcuların yaratıcılığı mutlaka çok çarpıcı yeni gol sevinçleri yaratacaktır. Bu konuda özellikle siyahi oyunculardan sınırsız bir yaratıcılık bekliyorum.
- Dortmund, 81 bin kişilik stadı ile dünyanın en ateşli seyircisine sahip... Her maçta müthiş bir destek vardı. Takımlar bu seyircisiz oyunlar için çok kısa sürede mutlaka sanal görüntü bulacak, belki bu işi ekonomiye çevirecek, bununla da yetinmeyecek, sanal destek ve tezahürat şekilleri bulacaklardır. Ama ne olursa olsun üstü örtülemez, saklanamaz, gizlenmez çok açık bir gerçek var: Seyirci yoksa, futbol öksüz...
-Bizdeki önlemler arasında maç toplarının oyun sırasında sık sık dezenfekte edileceğini okumuştum. Baktım dün oynanan Alman lig maçlarında hiç böyle bir uygulama yapılmadı. Sahaya tüküren yok. Neyse ekranlara kadar yansıyan çok büyük bir çirkinlik ortadan kalktı.

- Bizim hakemler yaşadı. Artık tribünlerde seyirci baskısı olmayacak. Dilerim hiç olmazsa bundan sonrasında derin yanlışlara damga vurmadan maçları bitirirler.
- Prof. Dr. Mehmet Ceyhan hafta içinde CNN Turk’te, “Saha içindeki yakın mücadeleden korkum yok. Yeter ki statlar iyi dezenfekte edilsin, kamp yerleri ve ulaşım konusunda titizlik gösterilsin” demişti. Hoca haklı çıktı. Alman Ligi’nde dünkü maçlarda saha içinde “yakın dövüşü” gördükten sonra, “Bundan sonraki maçlar, halı saha maçı olur” görüşünden vazgeçtim.
- Lafı uzattım. Bu sıcakta bir o maç, bir bu maç derken başım döndü ama moralim düzeldi. Saha dışı önlemlerde titiz olabilir ve radikal kararları uygulayabilirsek, biz bu ligi 12 Haziran’da oynamaya başlarız.