Önce hayaller ölür

12 Haziran 2021

Maç sabahı müthiş iyimser bir güne uyandık. Gazete manşetlerinde “final”, insanların aklında, “en kötü beraberlik” vardı. Demek ki, İtalya‘yı hiç hesaba katmamıştık.
O İtalya ki; Türkiye‘de arkasına teneke bağlayıp gönderdiğimiz Mancini‘nin göreve gelmesiyle 27 maçlık yenilmezlik serisi yakaladı, son 7 maçta kalesinde gol görmedi.
Buna rağmen bizim “altın kuşak”ın iş yapacağına çok inandık. Fransa‘yı sarsan Burak, Zeki, Yusuf... İtalya‘da, İngiltere‘de harikalar yaratan iki stoper Merih ile Çağlar, İtalya‘da paylaşılamayan ve değeri 10 milyonlarca euro ile anılan Hakan...
Kabul edelim ki, bizimkiler de “hayal ettirmeye” değer oyuncular... Altın bir sezonu geride bıraktılar. Avrupa liglerinde sezonun oyuncusu oldular. Eee, izin verin de o zaman hayal edelim.
Ama başlangıç ile birlikte hayallerimiz ilk darbeyi yedi. Çekingen miyiz, korkak mıyız anlamadım. Bizimkilerin hepsi Avrupalı... Bir anlamda sanki ev sahibi... O zaman bu kadar silik bir görüntü niye?
Tamam; İtalya beklediğimiz gibi başladı, buna şaşırmadık. Bizi şaşırtan Türkiye‘nin bu kadar durgun, bu kadar solgun, bu kadar parıltısız oyuna başlaması oldu. Öyle ki; biz tamamen savunmada kalınca, İtalya üçlü savunmasını adeta iki emektar Bonucci ve Chiellini ile kontrol etmeye başladı. Daha ileri gideyim, İtalya savunmasının son adamı Chiellini bizim yarı alanda oyun kurmaya başladı.
Özellikle ilk yarıda ne topa sahip olabildik, ne oyuna ortak olabildik. Her saniye, her dakika top İtalya‘da kaldı. Sadece hücumları karşılamaya çalıştık, savunmadan çıkarken bile, bütün topları İtalyan oyunculara attık.

Yazının devamı...

Son pişmanlık neye yarar?

16 Mayıs 2021

Muhteşem bir ligi ve lig tarihinin en büyük heyecanını yaşadık. Maçın bitimine 50 saniye kalmasına rağmen, şampiyonun adını koyamayan bir yarışa ilk defa tanıklık ettik.
Beşiktaş, sezonun büyük bölümünde ortaya koydugu “güçlü oyun”la zaten kamu vicdanında şampiyon ilan edilmişti. Ama son haftalarda sakatlıklara ve özellikle şampiyonluk yarışının gerilimine teslim olunca yalpaladı, kredisini kaybetti, Galatasaray’a ciddi bir şans verdi ama şampiyonluğu vermedi.
Alın terine, emeğe, yarıştaki performansa hakça yaklaşalım ve zirve yarışındaki sıralamanın futbolun adaleti olduğunu kabul edelim. Şampiyonluk Beşiktaş‘ın hakkıydı, ikincilik Galatasaray’ın, üçüncülük Fenerbahçe‘nin... Futbolun adaleti “kuyumcu terazisi” gibi doğru tarttı. Gram şaşmadı...
Galatasaray‘ın ve Fatih Terim‘in çok uzun yıllardır “staretejik” bir maçı kaybettiğine görmedim. Son haftalara iddialı girip şampiyonluğu kaybettiğini hiç rastlamadım. Aslında gene kaybetmediler, şampiyon olmalarına Beşiktaş takımı ve Galatasaray karşısında averaj takımı olmayı kabul etmeyen Malatya izin vermedi.
Aslında Malatyaspor ve Göztepe, ortaya koydukları mücadele ile futbolun namusuna sahip çıktılar. Galatasaray‘dan bu sezon giden Adem Büyük, attığı golle Galatasaray‘ın kolunu kanadını kırıp, moralini sıfırladı.
Beşiktaş’tan yetişen Kartal Yavrusu Atınç Nukan, Göztepe‘nin beraberlik golünde asisti yapan adamdı. Malatya ile Göztepe bu mücadeleleri ile haysiyet cellatlarına, namus suikastçılarına, dedikodu yazarlarına ve yorumcularına fırsat tanımadılar.
Süper Lig‘in 40 haftalık yarışında şampiyonun adını sadece 2 golün belirleyeceği kimsenin aklına gelmezdi. Galatasaray aslında bu averajı bir önceki maçta, Denizli karşısında kaçırdı. İkinci yarının tam yarım saatinde yan gelip yattı ve bedelini şampiyonluğu kaçırarak ödedi.

Yazının devamı...

Mucizeye yarım adım...

12 Mayıs 2021

Türkiye, Beşiktaş‘ı şampiyon ilan etmişti. Haksız da değildi. Ama Fatih Terim‘in, “Biz bitti demeden bitmez” alışkanlığı güncelliğini korudu. Fatih Hoca, umudun “entübe hasta” kadar az olduğu dönemlerde bile “bitti” demedi. Demek ki bir bildiği vardı, pes etmedi.
Kendi adıma söyleyeyim, “% 90 Beşiktaş, % 10 mucize” diye yazıp söyleyenlerden biriyim. Çoğu insan gibi... Şimdi bitime bir maç kala, Beşiktaş sermayeyi yedi bitirdi. Aradaki gol averajı sadece 2‘ye indi.
Beşiktaş bu şampiyonluk gerilimi ile Göztepe deplasmanında kazanabilir mi? Kazanırsa, iki gollük averajı koruyacak skoru alabilir mi? Üstelik Galatasaray kendi sahasında Malatya ile oynayacak. Düşme tehlikesinden kurtulan, ununu eleyip eleğini asan, rahatına ve huzuruna kavuşan Malatya ile...
O zaman mucizeye yarım adım var. Sadece yarım adım... Kabul edelim ki, dün akşam alınan sonuçlar, Galatasaray takımına şampiyon olsun diye, bir Galatasaraylının bile yapamayacağı büyüklükte ikramlar oldu.
Beşiktaş, 10 kişilik Karagümrük‘e kaybetti, Fenerbahçe 17 maçtır yenilmeyen Sivasspor‘a... Şampiyonluk diyoruz ama, Fenerbahçe‘nin yenilgisi ile Galatasaray Şampiyonlar Ligi’ni sağlama aldı, şampiyonlukta Beşiktaş‘ın koluna girdi, hatta bana göre kılpayı öne bile geçti. Ben vurgun buna derim. Ganimet buna derim...
Tecrübe bir başka olay... Şampiyonluk havasını koklayabilmek, takıma yansıtabilmek, o gerilimli günlerde takımı movite etmek çok başka bir olay... Beşiktaş; Galatasaray maçından sonra kendi kusurlarına gözlerini kapatıp o maçın hakemi Cüneyt Çakır‘ı suçlamak yerine, gerçekleri görebilseydi, kuşkunuz olmasın büyük ihtimalle Karagümrük maçını kaybetmezdi.
Galatasaray‘ın Beşiktaş maçından sonra kalan iki maçı da bir fikstür kolaylığı... Bunu kabul edelim. Küme düşen Denizlispor, yarım takımı ile Galatasaray‘a iyi bile direndi. Galatasaray çok üstün oynadığı maçın ikinci yarısının çok büyük bir bölümünde, işi sermese, o 2 gollük averaj farkını bile kapatıp öne geçebilirdi.

Yazının devamı...