Galatasaray’ın ağır hasarla çıktığı PSG maçından sonra ligde altı maçtır yenilen, bu altı maçta tam 16 gol yiyen, “kolu-kanadı” kırık Ankaragücü ile oynaması, ayağa kalkması, kendini toparlaması, camia ile barışması adına müthiş, hatta bulunmaz bir fırsattı. Galatasaray bunu bile kullanamadı. Rakip 10 kişi kalmışken, üstelik 2-0 önde oynarken, 2-2’ye yakalanmasının anlatılacak, savunulacak, mazeret bulunacak bir tarafı olamaz. Futbolda her sonuç var ama bu yok. Bu kadarı fazla, hatta rezalet...

Maç öncesi ödül almak için Melo sahadaydı. Keşke o Melo ruhunun, o Melo direnişinin kırıntısı bugünün Galatasaray’ında, o şerefli formayı giyen futbolcularda olabilse... Galatasaray tam bir “emekli cenneti” olmuş.

Allah aşkına, oyun 2-0 giderken, rakip bir eksik oynarken, maçın son dakikaları gelmişken, Marcao’nun yaptığı penaltı yapılır mı? Bu kadar acemilik olur mu? Böyle bir penaltıyı bırakın Galatasaray stoperinin yapmasın, iddia ediyorum, amatör bir takımın stoperi bile yapmaz. Vallahi yapmaz, billahi yapmaz.
Maçın 90+1 dakikasındaki Galatasaray’a bakın, bir de oyun 2-2’ye geldikten sonraki son 3 dakikaya bakın. Galatasaray o son 3 dakikada baktı ki “durum vahim”, inanılmaz bir hırsa büründü, korner üstüne korner attı. Müthiş bir baskı kurdu.
Madem son dakikalarda bile bu kadar koşabiliyorsun, baskı kurabiliyorsun, mücadele edebiliyorsun, pozisyon bulabiliyorsun, o zaman 90 dakika niye yattın kardeşim, niye yattın? Buna ne hakkın var?

Aslında ikinci yarıda, bunca olumsuzluğa rağmen yakaladıklarını atabilse, gene de bu maçı farklı alırdı Galatasaray... Attıkları iki duran toptan; biri frikikten, diğeri penaltıdan...
“Falcao, Falcao” dedik, Falcao da çare olmadı. İstekliydi, gole susamışlığı belliydi, çalıştı, çırpındı ama başaramadı. Aslında Kulusiç’in amansız markajından kurtulamadı.

Fatih Hoca, geç kalmış olabilir ama artık ezberlenmiş kadrolardan vazgeçmeli... Selçuk oyuna her girişinde isyan çıkıyor ama rakip savunmanın arkasına tek etkili topu Selçuk attı ve Nagatomo’yu mutlak pozisyona soktu.
Taylan Antalyalı geçen sezon Erzurum’da müthiş maçlar oynadı. Ankaragücü maçında da oyuna girdi, takımına penaltı kazandırdı. Galatasaray’ın ezberlenmiş kadrosu bu kadar kötü oynarken, Taylan Antalyalı daha fazla süre almayı hak etmiyor mu?
Bu takımın yarısı, hatta daha fazlası, geçen yılın bütün kupalarını toplayan şampiyon takımın oyuncuları... Ne oldu, bu sezonun daha ilk yarısı bitmeden bu kadar dağıldılar, bu kadar savruldular.

Fatih Hoca’ya ne oldu? O sihirli dokunuşları nerede kaldı? Bu kadroyu kuran kendisi... Bu kadrodan şikayet eden gene kendisi... Hadi PSG’ye, Real Madrid’e gücünüz yetmiyor, ligin dibine demir atmış ve son altı maçının tamamını kaybetmiş, bu maçta bir eksik kalmış Ankaragücü karşısında son 10 dakikaya 2-0 önde girmişken, bu galibiyeti korumaya da mı gücünüz yetmiyor?

Futbolda her sonuç var, böyle bir sonuç yok... Galatasaray bu değil, Fatih Hoca bu değil... Bu işte bir gariplik var. Bu işte birinin ya da birilerinin değil, herkesin suçu, sorumluluğu ve yanlışı var.