Şansal Büyüka

Şansal Büyüka

sansal.buyuka@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

İlk yarı sonunda yazıyı yazmaya başladım, son düdükle birlikte noktayı koyacağım... Maç başladı, biz de başlayalım... Trabzonspor takımında çok uzun bir sakatlıktan çıkan Edin Visca yerine, son maçların gözde ve golcü adamı Naci‘yi beklerdim. Elbette Edin Visca adı Naci‘yi ezer geçer ama, son maçlarda Naci’nin rakip savunmaları ezip geçtiğini herkes gördü.
Trabzonspor orta alanında iki merkez adam Abdülkadir ile Siopis’ti. Siopis her büyük maçta rakibi iyi durduran, genellikle sahadan attıran özelliklere sahip... Bu yönleriyle öne çıkamadı. Abdülkadir çok etkisiz kaldı. Maçın her dakikası Hamsik’i çağırdı.
Fenerbahçe, üç stoperinin önüne, daha doğrusu kenarlarına, Osayi Samuel ve Ferdi’yi koyarak hem defans anlamında, hem hücum anlamında kalabalık kalmaya çalıştı. Hücumda Batshuayi, Joshua King ikilisiyle cüretkar bir başlangıç yaptı.
Fenerbahçe de, bu akıllı başlangıca rağmen darbeyi orta sahasından aldı. Crespo en etkisiz, en kötü maçını oynadı. İrfan Can vaziyeti idare etti. O zaman koca bir orta alan Arao‘ya kaldı ve elbette yetmedi.
Aslında ilk yarının ilk yarım saati Fenerbahçe’nin istediği gibi gitti. Kalan bölüm, 7 dakikalık uzatması ile birlikte Trabzonspor’a döndü. Buna rağmen Trabzonspor “ah-vah” denecek bir pozisyona giremedi. İlk yarının akılda kalan tek görüntüsü, Joshua King’in üst direkte patlayan şutuydu. Batshuayi, Joshua King‘e asla ayak uyduramadı, aşırı top ezip kaybetti.
Kim ne der bilemem ama ilk yarının en iyisi, hakem Halil Umut Meler’di. Batshuayi’ye neden sarı kart gösterdi anlamadım ama, diğer kararlarının tamamına yakını doğruydu. İlk yarı böyle, ikinci yarıda buluşalım.
Devre arası bitti, hakem Meler düdüğü çaldı, ikinci yarı başladı. Hemen başlangıçta Batshuayi bir topu daha ezmese, Fenerbahçe öne geçebilirdi. Ardından Edin Visca mutlak bir golü kaçırdı. İyi vursa Altay’ın işi zordu. Yeteri kadar darbeli vuramadı, Altay çeldi, Maxi Gomez’in önüne gelmekte olan topu Szalai müthiş çalıp uzaklaştırdı.
Ve kader ağlarını ördü. Fenerbahçe son Trabzonspor maçlarında olduğu gibi gene 10 kişi kaldı. Hakem Halil Umut Meler’e kimse kızmasın. Crespo’nun hareketi sarıyı gerektiriyordu ve ikinci sarıdan kırmızı kart ile gitti.
Aslında zaten kötü oynayan, bir de sarı kartı olan Crespo ile ikinci yarıya başlamak Jorge Jesus‘un yanlışıydı. İyi oynar kıyamazsınız, sahanın en kötü adamıyken Crespo’da ısrar yanlıştı.
Maxi Gomez, Trabzonspor’a geldiği günden beri belki de en kritik, en işe yarar golünü attı. Tam bir golcü vuruşu yaptı. Bu golde ofsayt var mıydı? Günahı VAR’ın boynuna... O kadar kritik bir çizgi çekildi ki...
İkinci yarı tamamen Trabzonspor’undu. 11’e 11 oynarken de, Fenerbahçe bir eksik kaldıktan sonra da... Trabzonspor hızlı hücumlarla gelmeye başladı. Abdülkadir tam etkili olmaya başlamıştı ki, saha kenarına alındı, yanlıştı.
Jesus‘un, İrfan Can’ı çıkartıp Emre Mor‘u alması doğru hamleydi. Ama Trabzonspor gibi etkili bir rakip karşısında orta sahayı tek adamla, sadece Arao ile ayakta tutmak mümkün değildi. Nitekim Trabzonspor, Fenerbahçe orta sahasını rüzgar gibi geçti. Öyle ki, Trabzonspor bu yarıda yakaladıklarıyla attığı iki golden çok fazlasını atabilirdi. Trabzonspor hakkı olan bir galibiyeti aldı.
F.Bahçe, Trabzonspor maçlarını kazanmak istiyorsa, önce sahada eksik kalmamayı becerecek. Hadi, bundan önceki iki Trabzonspor maçında eksik kalışta hakemlerin büyük günahları vardı. Ancak bu maçta çıkan kırmızı kart, hakem Halil Umut Meler’in günahı değil, Crespo ile Jorge Jesus’un ortak yanlışıydı. Takım böyle oynarsa, hoca böyle yanlış yaparsa; Jesus‘u da yenerler...