Önce Kulüpler Birliği Başkanı Mehmet Sepil açıkladı, sonra TFF Başkanı Nihat Özdemir... Ligler büyük olasılıkla ve iyimser bir beklenti ile 12 Haziran’da başlayacak. Gerçi Nihat Başkan, kalan 8 haftayı oynatmak için 10 alternatife sahip olduklarını söyledi. Ancak ortada doğal olarak akla takılanlar var.
* Nihat Başkan da, Başkan vekili Servet Yardımcı da, “Takımlar yavaş yavaş hazırlanmaya başlasın” dedi. Ortam bunun için uygun mu? Takımlar toplu halde antrenman yapabilir mi, antrenmanda çift kale maç oynayabilir mi, futbolcular vücut vücuda mücadeleye girebilir mi?
* Ülkesine giden ve henüz dönmeyen, dönmek istese de mevcut şartlarda hava ulaşımı olmadığı için gelme şansı bulunmayan futbolcular olmadan, yani takımın yarıya yakını yokken, yeterli bir hazırlık dönemi yapılabilir mi?
* Çoğu kiralık olan ve sözleşmesi 31 Mayıs’ta biten yabancı oyuncular FIFA ve UEFA’nın “Ligler bittiğinde, kontrat süresi biter” uyarısına rağmen, gemileri yakıp “Nasıl olsa sözleşmem bitti” diye gelmezlerse ne olur?
* Yerli-yabancı bütün futbolculara hızlandırılmış hazırlık dönemi yeter mi, bu dönemde kendilerini eskisi kadar antrenmanlara ve çalışmaya verebilirler mi? Kalan 8 haftada her maçın bir final olduğu düşünülürse, üç aydır yatan ve yeteri kadar hazırlanamayan futbolcularda ciddi sakatlıklar olmaz mı?
* Futbolcular diyelim ki, fizik olarak, mücadele ve dayanıklılık olarak hazırlandılar. Şu anda yerlerde sürünen psikolojileri ne olacak? Kendilerini yeteri kadar maçlara verebilirler mi? Eskisi gibi “yürekten mi oynarlar”, yoksa “kaçak mı güreşirler.”
* Örneğin lig tatil edildiğinde Galatasaray fizik olarak, futbol anlayışı ve kalitesi olarak zirveye ulaşmıştı. Şimdi aynı başlangıcı yapabilir mi? Trabzonspor alıştığımız istikrarını yakalayabilir mi?
* Şurası kesin; lig öyle böyle oynanacak. Ama o beklediğimiz tempo, futbol kalitesi, mücadele asla olmayacak. Kendimizi salgından çıkmış, ağır hasar almış futbola hazırlayalım ve asla daha fazlasını beklemeyelim. Hani derler ya, “Mazeretim var” diye, aynen öyle...

Oğuz Ceylan’a dikkat
Bir oyuncuyu yazmalıyım... Ligin geride kalan 28 haftasında ilgimi çok çekti. Gaziantep’in sağ beki Oğuz Ceylan... Hücuma çok iyi çıkıyor, çok dinamik, çok hareketli, adam geçebiliyor, topa iyi vuruyor, bu kadar hücumu sevmesine rağmen arkasına çok da adam kaçırmıyor. İstikrarı var. Şut atmayı seviyor, sıkça deniyor. Bir gol, iki asisti var.
Oğuz 29 yaşında... Bu yaş fazla görülebilir. Ama 32-33 yaşındaki yabancı oyunculara neredeyse bir servet verip getirirken, Oğuz Ceylan’ın yaşı sorun olmamalı... Tıpkı Gökhan Gönül’ün ilk yılları gibi... Oğuz Ceylan’a dikkat derim.

Koronanın getirdikleri
-Balıkçılar, kebapçılar, kokoreççiler, köfteciler, midyeciler bir anda hayatımızdan çıktı. Demek ki, onlarsız da yaşanıyormuş.
-Köylerin, kırların, kentlerde site içindeki evler ile bahçeli evlerin cazibesi arttı.
- Gardıropları tıka-basa doldurmanın ne kadar anlamsız olduğu ortaya çıktı.
- Dostlarla birlikte sıradan bir çay-kahve sohbetinin bile ne kadar değerli olduğu anlaşıldı.

YILLARIN SÖZÜ
Beni Türk hekimlerine emanet ediniz. M.Kemal Atatürk

Transfer diye buna derim
Sanırım Fanatik’te okudum. Trabzonspor’da toplam maliyeti 6.4 milyon euro olan Sörloth, Nwakaeme ve Ekuban, toplam 100 gole katkıda bulunmuş. Trabzon’a gelene kadar adı-sanı duyulmayan üç oyuncu, şimdi takımlarını şampiyonluğa koşturuyor. Ben, transfer diye buna derim.

Allah korudu!
Salgın hastalığı yenip sağlığına kavuşan Galatasaray 2. Başkanı Abdurrahim Albayrak, “Ben bundan sonra insanlara nasıl sarılıp öpeceğim” diye dertlenmiş. Albayrak insan sevgisi ile doludur. Önüne geleni kucaklar, sarılıp öper.
Galatasaray son lig maçında iyi ki Beşiktaş’ı yenememiş. Galatasaray bu maçı kazansa, Albayrak o hızla soyunma odasına dalar, önüne geleni kucaklar, şapur-şupur öperdi.
Gerisini düşünmek bile istemiyorum. Allah korusun; Galatasaray takımını hastaneden toplardık.

Önce insan olsunlar
Amerika ve İngiltere’de “Yaşlı bakımevleri”nde sayıları 10 bini aşan kitlesel ölümler olduğu söyleniyor. İlgilenen yok, bakan yok, tedavi etmeye çalışan yok. Kaderine ve çaresizliğine terkedilen binlerce yaşlı insan...
Bizde salgına yakalanan 93 yaşındaki kadını bile büyük bir ilgiyle, titizlikle, bilgiyle tedavi edip alkışlarla evine yolladılar. ABD, İngiltere ve diğerleri; her fırsatta Türkiye’ye insanlık dersi vermeye kalkmasınlar. Önce kendileri insan olsunlar.