Şansal Büyüka

Şansal Büyüka

sansal.buyuka@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Trabzonspor için hep “o sene, bu sene” diyoruz... Bunu “laf olsun, torba dolsun” diye söylemiyoruz... Trabzonspor için; başarılı yönetimiyle, kaliteli ve uyumlu kadrosuyla, coşkulu taraftarıyla, Trabzon‘a gönül verenlerin desteği ile gerçekten “o sene bu sene” olabilir...
Aslında Fenerbahçe maçın senaryosunu yazsa, daha 1. dakikada golle buluşacağı aklına gelmezdi... Fenerbahçe’nin aklına gelmeyen başına geldi... Max Kruse o kadar kalabalık içinde topa çabuk hamle yaptı, akıllı vurdu ve adeta Fenerbahçe maça “avans” alarak başladı...
Fenerbahçe 1. dakikada öne geçti ama 1 saniyelik “uyuma” nın bedelini beraberlik golünü yiyerek ödedi... Ekuban’ın savunmanın arkasına yaptığı muhteşem asistin hakkını “Kuzey’in Yıldızı” Sörloth iyi verdi... Ofsayta düşmeden, savunmanın arkasına müthiş sarkarak, topun kontrolunun ve son vuruşu iyi yaparak “maçın kaderini” değiştirdi...
Elbette iki goldeki becerileri nedeniyle Max Kruse ve Sörloth’u alkışlamak ve haklarını vermek lazım... Ama Kruse vururken çevresini saran tam üç Trabzonspor savunma oyuncusu ne yapıyordu...
Trabzonspor’un beraberlik golünde, üstelik Nwakaeme’nin olmadığı ve gol silahı olarak sadece Sörloth’un kaldığı maçta, koca bir savunmanın bu büyük golcüye dikkat kesilmesi gerekmez miydi? Aslında bazı yanlışlara rağmen, futbol adına iyi işlerin yapıldığı bir maç izledik... Trabzonspor iki beki Pereira ve Novak‘ı iyi kullandı... Hatta stoperi Campi’yi bile...
Trabzonspor‘un ikinci golünü hatırlayın... Fenerbahçe‘nin sol savunması bomboş... O boşluğa gelip Campi asist yaptı, Novak golü attı... Stoper asist yapıyor, solbek golü atıyor, helal olsun...
Bu gol sırasında Fenerbahçe‘nin solbeki Dirar nerede? Ortada yok... Sol önde oynayan Tolga nerede? Ara ki, bulasın... Ama adamların günahı yok... Kızamıyorsun... Adam yokluğunda boşluk dolduruyorlar... Yerleri değil, mevkileri değil... İlk yarıda Trabzonspor’un üst direkten dönen topu var... Tolga‘nın kaçırdığı belki de maçın en önemli pozisyonu var... Açıkcası keyifli sayılabilecek bir ilk yarı izledik...
İkinci yarıda “sazı eline alan ve çalan” taraf Fenerbahçe oldu... Ciddi fizik gücünün de avantajını koruyarak, belki de ikinci yarının tamamına yakınını Trabzonspor yarı alanında oynadı, önemli pozisyonlar bulmasına rağmen kullanamadı...
Fenerbahçe‘nin baskılı olduğu dakikalarda, Trabzonspor’un takım olarak iyi direndiğini, hatta savaştığını söylemeli ve hakkını teslim etmeliyiz... Fenerbahçe‘nin bu atakları geliştirirken, özellikle Max Kruse, Ozan ve Rodrigues’in orta alanı genellikle çalımlarla geçmeye çalışması, çok fazla top kaybetmelerine neden oldu...
Trabzonspor takım olarak çok disiplinli oynarken, farkı “atanı ile tutanı” yarattı... Sörloth müthiş oynadı, kaleci Uğurcan inanılmaz kurtarışlar yaptı... Özellikle son dakikalarda Kruse‘nin ayağından çıkan şutu karşılaması adeta maçın sonucunu belirledi... Ancak bu pozisyonda Kruse gibi bir usta Uğurcan‘ın üstünden aşırtmak yerine, sol boşluğuna, yani arka direğe doğru vuramaz mıydı?
Ama şundan eminim; Maçtan daha çok maçın hakemi Ali Palabıyık konuşulacaktır... Öyle pozisyonlar oldu ki, hatta maçın kaderini belirleyecek öyle düdükler çaldı, ya da çalmadı ki...
Daha oyunun başında Fenerbahçe ceza alanı içinde Vedat‘ın topa bir müdahalesi var… Kafayla mı, elle mi... Sanki kafayla... Kruse‘nin Trabzon ceza alanı içinde düşüşü var... Sanki müdahale yok... Bir de Ndiaye’nin attığı golde Gustavo‘ya faul yaptı mı yapmadı mı? Konuşulur, tartışılır... VAR, bu pozisyonlarda hakemi çağırmadığına göre, işi Ali Palabıyık‘ın taktirine bıraktı... Zaten bu “gri” pozisyon hakemlerin işine yaradı... “Gri” de, kurtar kendini...
Ancak “gri” olmayanlar da var... Fenerbahçe‘nin yediği ikinci golde top Sörloth’un kafasından auta çıkıyor... Hakem “korner” dedi, o top geldi gol oldu...
Maç yazısı yazıyordum, son dakikayı görmedim... Ersun Yanal maç sonu “nizami gol atarak yenildik” deyince baktım, futbol hakemlerine sordum, Kruse’nin kaleci Uğurcan’a faulu olmadığını, bu pozisyon sonrasında Vedat‘ın golünün nizami olduğunu söylediler...
Elbette Serdar Aziz... Daha ilk yarıda Sörloth’un önüne sert bir duvar kurması kesin sarı olmalıydı... Sonrasında Pereira ile itişip- takışması, kafa darbesine yeltenmesi, 71. dakikada Sörloth‘a bir darbe daha... Serdar Aziz‘in ikinci sarı karttan gitmeyişi mucize gibiydi...
Baktım maç sonu Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu “hakemi de yendik” diyor... Fenerbahçe’li zaten TFF ve bazı güçler tarafından “kuşatma altına alındığını” düşünüyor... Onlara yediği ikinci golü ve son saniyede iptal edilen gollerini nasıl açıklayacaksınız...
Trabzonspor için gerçekten “O sene bu sene” olabilir... Fenerbahçeli’nin bu yenilgiye rağmen enseyi karartmaması lazım... Galatasaray‘ın büyük bir iştahla Kayseri maçını beklediğini görür gibiyim... Hakemlerden kafayı kaldırabilirsek, iyi bir zirve yarışı izleyeceğiz...