Gazeteciliğimin ilk yıllarında lig maçları o zaman İnönü Stadı’nda oynanırdı. Bileklere kadar çamur bir zemin... Sürekli, “Patates tarlası” diye manşetler atardık. 40 yıl sonra, bu kadar gelişmişlik varken, bir zemin için yeniden, “Patates tarlası” başlığını atacağımı rüyamda görsem inanmazdım.
İyi futbol beklemek için önce iyi şartlar hazırlayacaksınız. Bu bakımdan olaya gerçekçi bakarım. “Galatasaray niye bu kadar yavaş oynadı?” diyemem, bu zeminde istesen de hızlı oynayamazsın.
Bu şartlarda maçı tepeden tırnağa hak eden takım Galatasaray’dı. Zaten tek kale maç oldu. Malatya sadece ve kendi savunmasında kalarak ve Hadebe-Wallace ikilisiyle her topu karşılayarak oyunu golüz beraberlikle bitireceğini sandı.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı, Malatyaspor’un hesapları tutmadı. İlginçtir, Malatya 15 gün önce kupa maçının uzatmasının son dakikasında yediği golle Galatasaray’ı elinden kaçırmıştı. Bu defa bitime 2 dakika kala yediği golle bir daha kaybetti.
Hemen belirtelim, Malatya bu maçta beraberliği bile hak etmedi. Aslında Galatasaray, maçı tek kale oynamasına rağmen, ilk yarıda Emre Kılınç’ın çok rahat pozisyonda dışarı vurduğu kafa şutunun dışında gole kadar önemli bir gol pozisyonu bulamadı.
Galatasaray, kenarlardan Linnes ve özellikle Saracchi ile iyi geldi. Malatya sağ beki Chebake’nin arkasına atılan toplar önemli fırsatlar yarattı ama bir türlü pozisyona ve gole dönmedi.Galatasaray, kenarlardan Linnes ve özellikle Saracchi ile iyi geldi. Malatya sağ beki Chebake’nin arkasına atılan toplar önemli fırsatlar yarattı ama bir türlü pozisyona ve gole dönmedi.Fatih Hoca, yüksek ve duran toplara vurmak adına bütün uzunları oyuna soktu. Zaten Donk ile Marcao oyundaydı, Luyindama da girdi. Ama Galatasaray her  korneri kısa, ön direğe kullandı. Böyle bir çelişki olur mu?Fatih Hoca, oyunu ağırlaştıran Arda ile Emre Akbaba’nın yerine, iki hızlı ve sprinter adam Sekidika ile Kerem’i alarak iyi bir hamle yaptı. Bu iki hızlı adam, Malatya savunmasının yerleşik düzenini bozdu ve  Babel’in golü geldi.
Malatya’nın bir hakkını teslim edelim. Çoğu takım gibi, maçı istediği sonuçla bitirmek için futbolcuları her fırsatta yere yatmıyor, hatta hiç yatmıyor. Başakşehir-Rize maçının son 15 dakikasını yatarak geçiren Rizesporlu oyuncuları gördükten sonra, bu konuda Malatyasporlu oyunculara “Oscar” vermek lazım...
Galatasaray, “dişine göre rakiplere” altışar altışar atıyordu. Bu defa formda, diri, iyi ve sert bir takım olan Malatya karşısında, üstelik patates tarlasında kazanarak adeta altın buldu.
Bu arada Muslera’ya bir hatırlatma yapmalıyım. Doksan dakika hareketsiz kaldı, top bile gelmedi, farkına varmadan üşütmüş olabilir! Hiç olmazsa bir-iki gün C vitamini takviyesi yapmalı, iyi gelir.
Galatasaray her sezon genellikle ikinci yarılarda gaza basar. Geçen yıl radara, yani pandemiye yakalandı. Bu defa kalesinde Muslera, hücumda takımı kestirmeden rakip kaleye götüren Onyekuru olacak. Galatasaray kendi ayağına çelme takmaz, gene kendi içinde sanal sorunlar yaratmazsa; daha iyi, daha başarılı bir ikinci yarı geçirebilir, hatta mutlu sona noktayı koyabilir.