MHK çok acele bu “yüzle temasa” bir çare bulmak zorunda... Artık bu kural, kötü niyetli, rakibi attırmaya yönelik kullanılıyor. Maalesef hakemler de bunu yiyor. Podolski haklı; sahalarda Hollywood aktörleri gibi rol yapan oyuncular var. Bir de bu sahtekarlığa “Oscar” vermeyelim

Lukas Podolski, dünyanın kabul ettiği çok önemli ve değerli bir oyuncu... Büyük kariyerinin son yıllarını Antalyaspor’da
geçiriyor. Bu kadar önemli bir futbolcunun söylediklerini dikkate almak lazım... Üstelik, en büyük yaramıza dokunuyor.

NE DİYOR PODOLSKİ:

“Süper Lig’de oyuncular Hollywood aktörlerinden daha iyi rol yapıyorlar. Normal bir faul yapıyorsun, ayağı kırılmış gibi yerlerde kıvranıyor.”

Podolski maalesef tepeden tırnağa haklı... Hatta fazlası var. Şimdi bir de “yüze temas” çıktı. Yüze darbe alırsan tamam, sarı kart... Ama en ufak temas yokken bile, rakibe kart göstertmek adına, bizim futbolcular her fırsatta yüzlerini, kafalarını tutup kıvranıyorlar. Bu konuda Hıncal Uluç, aylardır“sahtekarlarligi” diye tefrika yazıyor, biz kendimizce yazmaya çalışıyoruz. Anlayan, dinleyen, umursayan tek Allah’ın kulu yok.

Son örnek geride bıraktığımız hafta Rizespor-Ankaragücü maçının ilk yarısının son dakikasında yaşandı. Rizeli Abdullah ile Ankaragücülü Alper Potuk bir hava topuna yükseldi. Yere inerken Abdullah yüzünü tutup kıvranmaya başladı. Oysa Alper’in eli, Abdullah’ın yüzüne bile gelmemişti. Temas olsa bile var mı, yok mu belli değildi.

Ne oldu peki; hakem Abdülkadir Bitigen “cinayet” var gibi koştu, Alper’e sarı kartını gösterdi. Zaten sarı kartı olan Alper ikinci sarıdan oyun dışı kaldı. Bir futbolcuyu atmak, bir takımın kaderiyle oynamak bu kadar kolay mı?

O dakikaya kadar oyunu skor olarak önde götüren Ankaragücü dağıldı, beş yiyip maçtan ayrıldı. (Rizespor’un ikinci yarıdaki oyunu ile galibiyeti hak ettiğini söyleyelim.)

MHK çok acele bu “yüzle temasa” bir çare bulmak zorunda... Artık bu kural, kötü niyetli, rakibi attırmaya yönelik kullanılıyor. Maalesef hakemler de bunu yiyor.

Bu kadar kötü niyet olur mu? Alın terine, emeğe, rakibe bu kadar saygısızlık olur mu? Nerede kaldı adil oyun, nerede kaldı temiz futbol?
Podolski haklı; sahalarda Hollywood aktörleri gibi rol yapan oyuncular var. Bir de bu sahtekarlığa “Oscar” vermeyelim.

NİHAYET HIZLI HÜCUM

Çaykur Rize-Ankaragücü maçında müthiş bir ilk yarı izledik. İki takımda 3-5 saniye içinde birer kontratak golü attı. Nihayet hızlı hücum, hızlı gol görebildik.

Kayserispor kalecisi Lung, yıllardır takımını kurtarıyor. Sivas karşısında yediği çok hatalı ilk iki golle, bu defa takımın yenilgisini hazırladı.
n Sivassporlu Yatabare gol attı ama bu golde aslan payı “Al da at” diyen Erdoğan Yeşilyurt’un...

Benzer bir golü de Antalya attı. Süper Lig’in en hızlı adamı Amilton fırtına gibi koptu, topu taşıdı, o topu golü atan Sidney Sam’ın ayağına bıraktı.
n Ankaragücü Paintsil’i, Kayserispor Kanga’yı, Sivasspor Faysal Farj’ı iyi yakalamış.

Antalya’nın 9 kişi kalan Gaziantep’i yenemediği maçta 3 şutunun direkten döndüğünü söyleyelim.

Bir dönemler Beşiktaş forması giyen Portekizli efsane futbolcu Fernandes, Kayseri forması ile oynadığı ilk maçında halı saha futbolcusu gibiydi.

Sivas’ın iki galibiyeti var, ikisi de dış sahada... Bir yenilgisi, bir beraberliği var, iç sahada... Sivasspor’a her yer Sivas...

SAHADAKİLER GÜÇLÜ, KULÜBE DAHA GÜÇLÜ

Fenerbahçe yıllardır kuramadığı bir baskıyı Göztepe maçında kurdu. 45-75 dakikalar arasında ciddi bir baskı, tek kale oyun ve kaçan çok önemli fırsatlar vardı. Bu Fenerbahçe için iyi bir gelişme...

Fenerbahçe’de iki bek Nazım ile Caner sürekli top taşırken, önlerindeki Valencia ile Pelkas aynı işi yapamadı. Fenerbahçe’nin ön kenarlarda top taşıyacak oyunculara ihtiyacı var, bunu iyi düşünmeli...

Fenerbahçe’de güçlü bir ekip sahada, çok güçlü bir takım da kulübede oturuyor. Oynamayan bozulur, oynamayan paslanır; bunu Erol Hoca çok iyi dengelemeli...

SAVUNMA DUVAR HÜCUM FIRTINA

Şunu çok merak ediyorum; Fenerbahçe’de sağ kenarda Gökhan, önünde Nazım Sangare, sol kenarda geride Novak, önünde Caner oynasa nasıl olur acaba? Savunma duvar, hücum fırtına olmaz mı? Samatta çok daha fazla topla buluşmaz mı?

VAR TARTIŞMALARI

Rize-Ankaragücü maçının hakemi Abdulkadir Bitigen, Rize’nin golle sonuçlanan penaltı atışını “ihlal” gerekçesi ile ve VAR’ın uyarısıyla tekrarlattı. Allah aşkına atış sırasında herkesin ceza alanı içine girip ihlal yaptığını görmek için VAR uyarısına mı gerek var?

Antalya-Gaziantep maçında 4 kırmızı kart çıktı. Hakem Koray Gençerler 4 kırmızı kartta da haklıydı.

Göztepe-Fenerbahçe maçında Göztepe’nin kazandığı penaltıda Atila Karaoğlan niye VAR’a gitmedi ya da VAR niye çağırmadı. Sonra bu kadar laf yiyor, neredeyse azar işitiyorsunuz.

Gaziantep’in beraberlik golünde yardımcı hakem “ofsayt” diye bayrak kaldırdı, VAR golü verdi. Baktım, baktım kafam karıştı. Sanki yardımcının ofsayt bayrağı, VAR’ın gol kararından daha doğru gibi geldi.

İSTANBULSPOR'U İZLEYİN

Samsun-İstanbulspor maçını izledim. İstanbulspor, Süper Lig standardının üstünde, mükemmel oynadı. Hele bir ilk gol attı ki, olağanüstü... Rroca diye bir Arnavut oyuncu almışlar. Eski Arnavut oyuncuları Bushi önermiş. Rroca’nın attığı golü TRT’den, Beinsports’taki özetlerden ya da internet ortamından mutlaka takip edip izleyin. Futbol adına kârlı çıkarsınız.

TRİBÜN TERÖRÜ BESLENİYOR

Kayserispor Başkanı Berna Gözbaşı’nın Sivas maçında kendi locasında, üstelik seyircisiz maçta saldırıya uğramasını, kardeşinin burnunun kırılmasını, kızının baygınlık geçirmesini, buna rağmen değerli başkanın saldırganlarla barış çubuğu tüttürmesini asla kabul etmiyorum. Tribün terörü maalesef bizzat Başkan ve yöneticiler tarafından şımartılıp besleniyor.

YENİ BİR SOSA GEREK

Trabzonspor, “Süper kadro”yu geç buldu, çabuk kaybetti.
Geçen yıl kaçan şampiyonluğun yıkıntısı takıma kabus gibi çökmüş. Saha içi patronu yok, yeni bir Sosa bulması gerekiyor

Tribünde seyirci yoksa, sahadaki Trabzonspor’un ruhu yok. Geçen yıl kaçan şampiyonluğun yıkıntısı takıma kabus gibi çökmüş. Saha içi patronu yok, yeni bir Sosa bulması gerekiyor. Lewis Baker’dan yeni bir Sosa çıkmaz. Sörloth rüzgar gibi geçti, çok aranır.

Takım radikal değişikliğe uğradı, toparlamak kolay olmaz. Trabzonspor’un kendi sahasındaki son 10 maçında da gol yediği unutulmasın. Sol bek Marlon iyi... İki stoper Edgar Ie ile Vitor Hugo fena değil... Ama orta alan savunması yetersiz... Her kötü sonucu hakemlere yüklemek gibi bir yanlışa düştü.

Oysa hakemler Trabzonspor lehine de hatalar yaptı. Tıpkı son maçta kaleci Uğurcan’ın Rafael’e yaptığı penaltıyı vermedikleri gibi... Trabzonspor, “Süper kadro”yu geç buldu, “çabuk” kaybetti. Olan budur.

BİR KULÜP NASIL YÖNETİLİR?

Alanyaspor sezon başında takımın başına Çağdaş Atan’ı getirdiğinde herkes şaşırıp “Nereden çıktı bu” dedi. Oysa olay belli. Sergen Yalçın’ın Alanya’yı çalıştırdığı dönemde Çağdaş Atan yardımcısıydı. Başkan Hasan Çavuşoğlu bu işi son derece iyi bilen akıllı bir adam... Çağdaş Atan da o zamandan ışığı görmüş olmalı ki, aldı takımın başına getirdi.
Bu ülkenin cennet ilçesi Alanya, koca koca kulüplere “Bir kulüp nasıl yönetilir” dersi veriyor

 

DEVAM ATAN

Alanyaspor Hocası Çağdaş Atan maçtan sonra “İkinci yarıdaki futboldan memnun değilim” dedi. Gerçekten de Alanya galibiyete rağmen aman aman oynamadı. Genç ve yeni bir teknik adamın Galatasaray’ı yendikten sonra bile gerçeği ve ekisiği görebilmesi kendi adına, takımı adına çok önemli... Devam Çağdaş Atan.

ŞARTLAR OLUŞMADI

Trabzonspor ile Abdullah Avcı adı anılıyor. Ne kadar doğru bilmiyorum. Ama doğru bildiğim bir şey var: Trabzonspor Asbaşkanı Mehmet Yiğit Alp ile Abdullah Avcı, Bodrum’da buluşmuş, çoğu konuda anlaşmışlardı.

Ancak Abdullah Avcı, yöneticilerin takımdan uzak durmasını isteyince bu iş olmamıştı. Aslında birlikteliğe baştan beri niyet var ama şartlar oluşmuyor.

MAÇI KAYBETMİŞ ÇOK MU?

Başkan Mustafa Cengiz sağlığı ile uğraşıyor.
Yönetim birbirini yemeye çalışıyor.
Camia kongre bekliyor.
Kadro boşaltılamadı, transfer yapılamadı.
Fatih Hoca’nın morali bozuk...
Mucize adam Muslera yok.
Orta sahada Seri-Lemina aranıyor.
Neredesin Onyekuru?
Feghouli ile Belhanda kendileri için söylenenlerin farkında ...
Falcao konuşulanları biliyor.
Arkasında 50 bin kişilik muhteşem koro yok.
Galatasaray havasını kaybetti, maçı kaybetmiş çok mu?

DAHA İYİ HOCAM!

Fatih Hoca maçtan sonra “Bizim VAR kararları sağlık taraması gibi” dedi. Daha iyi ya hocam... Galatasaray’ın lehine de olsa, aleyhine de olsa, hiç olmazsa hata şansı sıfıra iner.

KİM BU NUMANOĞLU?

İlk defa bir büyük maçını izliyorum. Kim bu hakem Tugay Kaan Numanoğlu... Sahada “Devlet” gibi durdu. Ukalalığa kaçmayan aşırı özgüvenli ve sakin... Sıfır tavizle maç yönetti. Takımların adına, formaların rengine bakmadı, gördüğünü çaldı. Ağır abilerden gelecek telkinlerine kulaklarını kaparsa, baskılara, amigo yorumcuların saldırılarına karşı durursa, bu ülkenin en büyük hakemi olur.

HAFTANIN 'EN'LERİ

Şeref kürsüsü: Başakşehir (Futbola saygısı için), Gaziantep (9 kişiyle teslim olmadığı için)
Haftanın takımı: Sivasspor
Haftanın Teknik Direktörü: Okan Buruk (Başakşehir), Rıza Çalımbay (Sivas)
Hatanın futbolcusu: Mehmet Topal, Caiçara, Skrtel, Epurianu, İrfan Can (Başakşehir), Remy (Rize), İrfan Can (Göztepe), Paintsil (A.Gücü), Ozan, Sosa, Gustavo (F.Bahçe), Enver Cenk Şahin (G.Antep), Erdoğan (Sivasspor), Caulker, Tzavellas (Alanya)

HAKEM RAPORU

Haftanın iyileri: Tugay Kaan Numanoğlu (G.Saray-Alanya), Koray Gençerler (Antalya-Gaziantep)

Haftanın kötüleri: Abdülkadir Bitigen (Ç.Rize-A.Gücü), Atila Karaoğlan (Göztepe-F.Bahçe)

FUTBOLA, TEMİZ OYUNA SAYGI

Başakşehir’i yürekten kutluyor, ayakta alkışlıyorum. Trabzonspor’u yendikleri için değil...

Trabzon’da önde oynamalarına rağmen vakit geçirmedikleri için...
İkide bir yere yatıp sakat numarası yapmadıkları için...
Oyunu bir dakika olsun kesintiye uğratmadıkları için...
Futbola, temiz oyuna, rakibe saygı gösterdikleri için...

BUNLARI YAPARLARSA...

Her maçını böyle çabuk oynarsa...
Skrtel-Epureanu ikilisi bozulmazsa...
İrfan Can formunu korursa...
Devre arası iyi bir golcü bulursa...
Başakşehir şampiyonluğun gene en büyük adayı olur.