Galatasaray; TFF, MHK ve hakemlerle adeta savaş halinde... Bu savaşları çok gördük, kaybeden hep kulüpler oldu. F.Bahçe de geçmiş yıllarda aynı cephelere karşı çok daha sert bir savaş vermiş, bırakın savaşı kazanmayı tek bir cephe bile alamamıştı. G.Saray kazanmak istiyorsa, bu savaşın yöntemini değiştirmek zorunda

Galatasaray; TFF, MHK ve hakemlere karşı savaş halinde... Başkan konuşuyor, hoca konuşuyor, hatta futbolcular konuşuyor. Ancak sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Galatasaray kaybedeceği belli olan, sonu belli olan bir savaşın içinde...
Bugüne kadar bu savaşları kazanan, istediğini yaptıran, sistemi ve düzeni “hakça” bir ortama oturtan kulübe henüz rastlamadım. TFF, MHK ve hakemler ile hangi kulüp savaştıysa, o savaşı kaybetti.
Fenerbahçe çok uzun yıllar önce, Aziz Yıldırım’ın başkan, Ali Koç’un başkanvekili olduğu dönemde, aynı cephelere Galatasaray’a oranla çok daha sert bir savaş açmıştı. Bu savaşa yayıncıyı bile kattı. Yayıncının kabloları kesildi. Ne oldu, Fenerbahçe bırakın bu savaşı kazanmayı, tek cephe ile alamadı.
Bu konuda sadece kulüpler adına biten bir kavga hatırlarım. Galatasaray’ın rahmetli Başkanı Özhan Canaydın, “Bu hakem düdüğünü asacak” demiş, dönemin ünlü hakemi Ali Aydın mesleği bırakmıştı. Ama unutulmasın; Ali Aydın’ın yaptığı bireysel bir hareketti. Bir hakemle belki baş edersiniz, ama mevcut sistemde hakemlerle ve düzenle baş edemezsiniz, kaybedersiniz.
Galatasaray, kaybedeceği çok belli olan bir savaşın içinde... Kendilerine daha değişik ve sonuca daha odaklı çözümler üretmelerini öneririm. Tabi kendi yanlışlarını da işin içine katarak...

Bir lira harcamam

İstanbul’un üç büyük takımının yerinde olsam ara transferde bir lira harcamam. Hayal görmesinler, Trabzonspor’u bundan sonra yakalayamazlar. Döviz böyle uzaya gider gibi fırlarken, hiç olmazsa daha fazla borçlanmazlar, daha fazla batmazlar.
Aslında bu sözlerim Fenerbahçe ve Beşiktaş için... Galatasaray’ın Avrupa Kupası’nda iddialı bir durumu var, transfer yapmalı, kabul... Ama o da kadroyu boşaltarak, daha fazla batmayarak... Döviz kurunu aklından çıkartmayarak...

Niye oynuyoruz?

Kadınlar Futbol Ligi başladı. Baktığınızda süper... Ama değil... Geride bıraktığımız hafta oynanan Beşiktaş- Fenerbahçe kadın maçının 25. saniyesinde “Ananı .... Fenerbahçe” diye tempo tutuldu. Daha 25. saniye... Bu küfür hiçbir dakikada olmamalı da, daha 25. saniye... Böyle olacaksa, niye oynuyoruz biz bu ligi?

Protesto ve farkındalık

Galatasaray’ın son genel kuruldaki başkan adaylarından Metin Öztürk, “Seyircilerimiz maçlara tamamı siyah kıyafetlerle gelsinler. Düzeni böyle protesto edelim” dedi. Haklı, sonuç alamasa bile farkındalık yaratır. Avrupa’nın, UEFA’nın dikkatini çeker. Hakem, yönetenleri daha özenli olmaya iter. Bu öneriyi destekliyorum.

Hakemi de yendik

Çok uzun yıllar önce Mustafa Denizli, Galatasaray’ı çalıştırırken bir maç sonrası “Hakemi de yendik” diye açıklama yapmış, ortalık ayağa kalkmıştı. Elbette hakemi de yenebilirsin. Ama bunu başarabilmek için çok daha güçlü oyuna ihtiyaç var. O da Galatasaray’da yok...

Havuzdan çıkamazsınız

Federasyonla sıkıntıya düşen kulüplerin ilk tepkilerinden biri “Naklen yayın havuzundan çıkarız” oluyor. Hayır çıkamazsınız. Yanlış ve temeli olmayan bir açıklama bu... Yayın yetkisi, “münhasır yetki” ile TFF’nin elinde... Galatasaray’ın ya da bir başka kulübün “naklen yayın havuzundan çıkma” şansı yasal olarak asla yok. Yasa, “çıkamazsın” diyor. Bu konuda ne kadar konuşsanız nafile, bir kere yakayı kaptırmışsınız.

Zorbay Küçük’e ders olsun

Galatasaraylı futbolcu ve teknik adamların maç sonu hakem Zorbay Küçük için ortaya attıkları iddialara, Türk futbolu , Türk hakemliği ve daha yolun başında olan Zorbay Küçük için üzüldüm. Ancak yazıyı yazarken Milliyet’te, Zorbay Küçük’ün “git lan” demediği, “go away” ifadesini yani “git buradan” dediğini okudum. O da olmasa iyi de , “go away” , gene sokak jargonu olan “git lan”a göre su kaldırır. Bu da Zorbay Küçük ‘e ders olsun.

Kahır yılları

Ali Koç’un hadi ilk yılını acemiliğine verelim ama sonraki yıllarında da futbolda ısrarla yanlışlar yaptı, uyarılara kulak tıkadı ve Fenerbahçe’de “kahır yılları” yaşanmaya devam etti, ediyor.

Ne kadar para harcarsanız harcayın, kulübü yoğun bakımdan çıkartın. Öz kaynaklarınızdan, yani cebinizden 150-200 milyon euro gibi inanılması zor paraları karşılıksız kulüp için kullanın, holding iştiraklerinden kulübünüze dev sponsorlar getirin; taraftarın, seyircinin gözünde fazla önemi olmuyor. Oysa yapılan, kolay yapılacak fedakarlıklar, kolay harcanacak paralar değil...
Futbolda başarı yoksa, bütün bu yaptıklarınızın değeri “sıfırla” eşitleniyor. Ali Koç’un hadi ilk yılını acemiliğine verelim ama sonraki yıllarında da futbolda ısrarla yanlışlar yaptı, uyarılara kulak tıkadı ve Fenerbahçe’de “kahır yılları” yaşanmaya devam etti, ediyor. Ali Başkan, “Büyük takımları büyük hocalar çalıştırır, büyük takımlarda büyük futbolcular oynar” gerçeğini kabul etseydi, bugün istifaya davet edilmek yerine, omuzlarda gezerdi.

Sağı-solu bomboş!

Fenerbahçe’nin savunmada sağ ve sol kenarları çok boş... Rakipler bu alanlarda adeta cirit atıyor. Buna rağmen önlem, yeni bir düzen yok. Fenerbahçe’nin son iki maçta kalesinde gördüğü gol sayısı beş... Kenarlar bu kadar boş kalmaya devam ederse, Fenerbahçe her maçta golleri yemeye devam eder. Bunu nasıl göremezsiniz, inanılır gibi değil ...

Kadere bak!

- Bu hafta Karagümrük-Fenerbahçe maçı var. Yani yıllarca Fenerbahçe kalesini koruyan Volkan Demirel, Karagümrük’ün hocası olarak Fenerbahçe’nin karşısına çıkacak. Kimin aklına gelirdi?
- Bir Göztepe-Karagümrük maçı izledik, heyecan ve tempo olarak inanılmazdı. Bunu anlatmak için sadece şunu söyleyeyim... 10. dakikada Göztepe, 2 metreden dört defa topu kaleye vurdu, buna rağmen golü bulamadı.
- Gaziantepli Mendyl, sarı kartla oynarken ve sahada top varken, ikinci bir topu bilerek sahaya attı ve ikinci sarıdan kırmızı gördü. Allah aşkına böyle bir oyundan atılma olur mu? Bakalım Gaziantep Yönetimi’nin tepkisi ne olacak?
- Altay-Göztepe dikkat... Sakın ola, İzmir’i bir daha Süper Lig’de öksüz bırakmayın. İzmir çok çekti, bir daha çekmesin.

Kadere bak

Volkan Demirel ile Caner Erkin, futbolculuk dönemlerinde Fenerbahçe’den, sadece arkadaş değil, “Kadim dostlar”... Yolları Karagümrük’te kesişti. Volkan Demirel, futbolcu arkadaşı Caner Erkin’in hocası oldu. Caner, Volkan Demirel’in hoca olarak çıktığı ilk maçta, o maçın tek golünü attı, Karagümrük’e üç puan kazandırdı ve kadim dostuna “Hoş geldin” yaptı.

Başarı böyle geliyor

Trabzonspor-Hatay maçından sonra seyirciler, Abdullah Avcı’yı tribünlere çağırdı. Abdullah Hoca, tek başına gidip tribünleri selamlayabilirdi. Bunu yapmadı, yardımcılarını da çağırdı, hatta soyunma odasına giden üç yardımcısına haber yollayıp onları da getirtti ve bütün ekip hep birlikte tribünleri selamladı. Maç sonrası açıklamasında da, “Ben yok, biz varız. Biz bir ekibiz” dedi. Başarı nasıl geliyor, belli oluyor.

VAR incelemesini hak ediyordu

Trabzonspor-Hatay maçındaki hakem kararları için, Hatayspor’dan yükselen isyana katılıyorum. Maçın ikinci yarısında, biri Denswill’in eliyle buluşan topta, diğeri Diouf’un düşmesi ya da düşürülmesinde, hakem Yaşar Kemal Uğurlu ile VAR’da Atila Karaoğlan, iki pozisyona da gözlerini kapattı. Bu iki pozisyon en azından VAR incelemesini hak ediyordu. Onu bile yapmadılar.

Alkışlanan goller

- Josef de Souza (Beşiktaş)
- Okaka (Başakşehir)
- Vargas (Adana DS)
- Fayçal Fajr (Sivas)
- Cornelius (Trabzon)
- Çekiçi (Konyaspor)
- Diedhou (Alanya)
- Mustafa (G.Saray)
- Yatabare (Sivas / 2.golü)
- Poko (Altay)

Yeni nesil

- Antalyaspor‘da Nuri Şahin...
- Hatay‘da Ömer Erdoğan...
- Konya’da İlhan Palut...
- Başakşehir‘de Emre Belözoğlu...
- Ve Karagümrük‘te Volkan Demirel...
- Antrenörlükte genç kuşak geliyor.

Kendi izlese olmaz mıydı?

Fenerbahçe - Beşiktaş  maçında Fırat Aydınus penaltı kararını verdi, VAR hakemi Hakan Ceylan’dan gelecek haberi bekledi ve bunun sonucu penaltı noktasını bir kez daha işaret etti. Oysa Fırat Aydınus, kendi verdiği penaltı kararı için VAR’ı dinlemekle yetineceğine, pozisyona gidip kendi baksa, verdiği kararını bir daha gözden geçirse daha iyi olmaz mıydı? Belki de bir erdem gösterir, kendi kararından kendisi vazgeçer ve daha doğrusunu yapmış olurdu.

Değerlerimizin kıymetini bilelim

Önder Karaveli... Beşiktaş’ın emanetçi hocası... İki maçtır bakıyorum, dinliyorum. Bıyığı-sakalı birbirine karışmış, asık suratlı değil... Aydınlık yüzlü... Gülüyor, iyi konuşuyor. Beşiktaş treni kaçırmışken, bu sezon için fazla zorlamamalı... Şenol Hoca olacaksa tamam... Yoksa Karaveli ile bu sezon devam edilebilir. En azından iki maçlık oyun gücü ve sonuçları iyi, görüntüsü Beşiktaş’ı temsil edecek noktada... Bir hoca gelecekse de, o hocanın birinci yardımcısı olarak yararlanılmalı... Kendi içimizden yetişen değerini bilmeliyiz.

Göze batanlar

- Skubic (Konyaspor): 1.47 dakikada sarı kart gördü. Acelen ne Skubic?
- Günay (G. Antep): Ne kurtarışlar yaptı öyle... Süper oynadı.
- Josef de Souza (Beşiktaş): Fenerbahçe maçında tek başına Beşiktaş...
- Kayode (Sivas): Oyuna girdi, ortalığı hallaç pamuğu gibi attı.