Galatasaray, Ankara’da şampiyonluk yolunda çok ağır bir darbe aldı. Fatih Terim, uzun süredir bir iki değişiklik dışında bu ilk on bir ve bu orta saha kurgusuyla sahaya çıkıyor. Ancak sarı- kırmızılıların, sahada olması gereken, kazanmaya yönelik en iyi on birleri bu değil. Nitekim Ankaragücü karşısında da bu durum net bir biçimde kendisini gösterdi.

Galatasaraylı futbolcular, ilk yarının ortalarından itibaren hızlı çıkışlar yapan ve tempolu oynayan rakiplerine karşı reaksiyon gösteremedikleri gibi yaratıcılık anlamında da ortaya bir şey koyamadılar.

Fatih Terim’in bu durum karşısında ikinci yarıya en az üç oyuncu değişikliğiyle başlaması normaldi. Lakin, ikinci yarının başında oyuna dahil olacak bu futbolcuların en başında Taylan Antalyalı gelmeliydi. Fakat Taylan, maçı kulübede tamamladı.

Galatasaray’ın bu sezon en iyi oyuncusu olan Taylan Antalyalı, nedense uzun süredir ilk on birde forma şansı bulamıyor. Evet, Taylan’ın dinlenmeye ihtiyacı vardı. Ama bu iş artık dinlenme boyutunu geçti. Galatasaray, Taylan Antalyalı’yı çok arıyor. Taylan’ın eksikliği, Ankaragücü maçında da oldukça yoğun bir biçimde hissedildi. Etebo, Taylan’ı kesebilecek kapasitede bir futbolcu değil. Taylan, eğer bir sakatlığı yoksa bu takımın ilk on birine Muslera’dan sonra yazılacak oyuncuların başında geliyor.

Yine de Fatih Terim’in ikinci yarının başında yaptığı değişiklikler, Galatasaray’a bir ivme kazandırdı. Fakat yaratıcılık anlamında sorunlar devam etti ve sonlandırılamayan bir atağın dönüşünde Ankaragücü’nün ikinci golü geldi. Bunun hemen ardından çıkan kırmızı kart, sarı- kırmızılıların kolunu kanadını kırdı. Uzatmada gelen gol de sonucu değiştirmeye yetmedi.

Özetle, Ankaragücü karşısında alınan bu yenilginin temel nedenini Fatih Terim’in kadro tercihlerine bağlamak yanlış olmaz. Kaldı ki, Ankaragücü gibi düşme hattındaki takımlarla oynanan karşılaşmaların ne kadar tehlikeli olduğunu en iyi Fatih Terim’in bilmesi gerekirdi. Ama o, böylesine önemli bir maçta en iyi kadrosunu sahaya sürmediği gibi oyunu lehine çevirecek değişiklikleri de yapmadı. Yukarıda da belirttiğim gibi, ciddi anlamda yaratıcılık sorunu yaşayan Galatasaray’da Taylan Antalyalı ve her ne kadar çoğu zaman eleştirsem de yaratıcılık anlamında bir şeyler yapabilme yeteneğine sahip Belhanda’nın mutlaka sahaya sürülmeleri gerekirdi. Babel de çok daha erken oyuna dahil edilmeliydi.

Maçın kaderine Fatih Terim kadar etki eden bir başka isim de hakem Halil Umut Meler’di. Maçın genelinde kötü bir performans gösteren, Galatasaraylı futbolculara yapılan pek çok faulü es geçen Halil Umut Meler, 57’de Mostafa Mohamed’e skandal niteliğinde bir kırmızı kart çıkarttı. Bu tür mücadelelere kırmızı kart çıkarsa sahada oyuncu kalmaz. Mostafa’nın hareketine faul çalınabilir, kart çıkartılırsa da en fazla sarı olur ama kırmızı kart olmaz. Maalesef hakemlerimiz kötü performans sergilemeye devam ediyorlar. En önemlisi de standart yakalayamıyorlar. Kimi zaman bu tür hareketlere kırmızı kart çıkartıyorlar kimi zaman da çok daha sertlerine sarı kart bile göstermiyorlar. VAR’ın varlığıyla yokluğu da zaten belli değil. Böyle olunca da doğal olarak tartışmalar bitmiyor.

Sonuç olarak Galatasaray çok önemli bir üç puan kaybetti. Sarı- kırmızılıların, özellikle de Fatih Terim’in bu maçtan çıkartması gereken çok önemli dersler var. Galatasaray’ın Pazar akşamı Sivas ile yapacağı karşılaşma, bir anlamda bu derslerin çıkartılıp çıkartılmadığının da bir sınanması olacak.