Yönetememe

8 Temmuz 2021

Türk futbolunun şu andaki en büyük problemini yönetememe sorunu oluşturuyor. Yaşadığımız sıkıntıların temel nedeni bu. Yönetememe sorununun yansımalarını her yerde görebiliyoruz. Ligin son maçında Göztepe’ye yaşatılan hukuksuzluk bunun bir örneği. Göz Göz’e kendi sahasında uygulanan çifte standart sonucu sarı- kırmızılılar, kendi evlerinde resmen misafir durumuna düşürüldüler. Bir de üstüne ceza yediler!

Böyle şeyler insanı, Türkiye’de futbolu takip etmekten, izlemekten, yazmaktan soğutuyor. Oysa ülkemiz, inanılmaz bir potansiyele sahip. Doğru bir yönetim tarzıyla çok güzel işlere ve çok büyük başarılara imza atılabilir. Ama maalesef biz yanlışlarda ısrar ediyoruz.

Örneğin yabancı futbolcu meselesi. Fatih Terim’in Milli Takım’ın başında olduğu dönemde ciddi bir çalışmanın ardından 14 yabancı kuralı çıktı. Ancak Fatih Terim’in de dediği gibi aslında kural, Türk oyuncu kuralıydı. 14 Türk mecburdu ama 14 yabancı mecbur değildi. İsteyen hiç yabancı oynatmayabilirdi ama 14 Türk oyuncu olması zorunluydu.

Esasen bu kuralın genç Türk oyuncular açısından kazanımlar içeren farklı uygulamaları da vardı. Ama zaman içerisinde bunlar göz ardı edildi. Kulüplerin bu tür konulara rağbet göstermemeleri de bunda etkili oldu. Zaten yönetememe sorunu sadece TFF’de yaşanmıyor, kulüplerde de bu sorunu net bir biçimde görebiliyoruz.

Fatih Terim’in mimarı olduğu bu sistemle birlikte Türk futbolcular, yurt dışında daha çok yer almaya başladılar. Yabancı futbolcularla girilen rekabet, Türk futbolcuların kendilerini daha çok geliştirmelerini sağladı. Fakat maalesef bir takım anlamsız eleştirilerle bu sistem tartışılmaya başladı ve ardından da TFF tarafından son derece yanlış olan yeni yabancı kuralı açıklandı.

Geçen sezon, kulüplerin isteğiyle bu yeni yabancı kuralı bir sene ertelendi. TFF, kuralın bu sezon uygulanacağını açıklayınca kulüpler yeniden erteleme istediler. Gelgelelim kulüpler de bu yeni yabancı kuralında TFF kadar suçlular. Kulüpler, bu yeni kuralın oluşum sürecinde daha net olmalıydılar. Ayrıca olması gereken, bu yeni kuralın ertelenmesi değil iptal edilmesi! Dünyada yasaklamayla, kısıtlamayla hiçbir gelişme yaşanmamıştır. Yerli futbolcu, yabancı futbolcu diye bir şey yoktur; iyi futbolcu, kötü futbolcu vardır. Kısıtlamanın tamamen kaldırılması, Türk futbolunun gelişimine çok katkı sağlayacaktır.

Özetle, kulüplerimizden TFF’ye kadar uzanan bir yönetme ya da yönetememe sorunu yaşıyoruz ve bu sorun futbolumuzun gelişiminin önündeki en büyük engeli oluşturuyor. Bu şekilde gidilirse ligimizin izlenme oranı gittikçe düşer. Hele genç jenerasyona hiç izlettiremezsiniz. Avrupa’nın büyük ligleri artık bir ekran mesafesindeyken yönetimsel hatalar sonucunda gittikçe kalitesizleşen ligimiz bir seçenek olmaktan dahi çıkar!

Yazının devamı...

Çift Kupalı Şampiyon

8 Haziran 2021

Turkish Airlines EuroLeague şampiyonu Anadolu Efes, Türkiye Basketbol Süper Ligi’nde de mutlu sona ulaşmayı başardı.

Play Off final serisinin ilk iki maçında rakibi Fenerbahçe Beko karşısında üstünlük kuran Ergin Ataman’ın oyuncuları, deplasmandaki üçüncü karşılaşmaya da iyi başlamalarına rağmen ilk çeyreği 25- 21 mağlup tamamladılar. Bu çeyrekte Larkin’in sakatlanması ve oyuna devam edememesi, Anadolu Efes adına bir handikap oluşturdu.

İkinci çeyreğin başlarında da skor üstünlüğü ev sahibi Fenerbahçe Beko’daydı. Ancak Anadolu Efes, ilerleyen bölümde oyuna ağırlığını koydu ve hem oyun hem de skor olarak üstünlüğü eline geçirmeyi başardı. Nitekim ikinci çeyrek, Anadolu Efes lehine 23- 7 gibi dikkat çeken bir skorla tamamlandı.

Anadolu Efes’in bu çeyrekte gösterdiği reaksiyonun başrol oyuncuları ise Singleton, Buğrahan Tuncer ve Rodrigue Beaubois idi. Singleton, pota altında çok etkili olurken Buğrahan Tuncer de özellikle göz dolduran asistleri ile dikkat çekti. Beaubois, sayılarıyla takımına katkı sunarken kaptan Doğuş Balbay ve Vasilije Micic de yine bu anlamda öne çıktılar.

Ancak Beaubois ve Micic’in belirgin bir şekilde damga vurdukları bölüm, üçüncü çeyrek oldu. Özellikle Beaubois, attığı üçlüklerle farkın açılmasını sağlayan belirleyici isimdi. Nitekim maçı 30 sayıyla tamamlayan Beaubois, Play Off final serisinin MVP’si seçildi. Micic’in handikapı ise çok erken faul problemi yaşaması oldu.

Üçüncü çeyrekte dikkat çeken bir başka nokta, Fenerbahçe Beko’nun bu periyoda mental olarak çok düşük başlamasıydı. Gerçekten de sarı- lacivertliler, ikinci çeyrekte skor olarak geriye düşmelerinin ardından üçüncü çeyreğe çok moralsiz başladılar. Bu da fiziki yapıyı olumsuz etkiledi. Nitekim Fenerbahçe Bekolu oyuncular, üçüncü çeyrekte pek bir varlık gösteremediler.

Bununla birlikte dördüncü periyoda iyi başlayan Fenerbahçe Beko oldu. Gerçekten de sarı- lacivertliler, son çeyreğe 25 sayı farkla başlayan rakipleri karşısında 8-0’lık bir seri yakaladılar ve hatta kısa süre sonra bunu 10-0’a taşıdılar. Bu çeyrekte ilk sayısını, Beaubois’ın serbest atış çizgisinden attığı sayılarla bulan Anadolu Efes, kalan bölümde kalitesi ile oyun üstünlüğünü eline aldı ve skoru yeniden açmayı bildi. Tolga ve Buğrahan’ın isabetli şutları da bunda etkili oldu.

Sonuçta Anadolu Efes, karşılaşmadan 93- 66 galip ayrıldı ve Turkish Airlines EuroLeague’in ardından Türkiye Basketbol Süper Ligi’nde de şampiyonluğa ulaşmayı başardı. Başta Ergin Ataman ve ekibi olmak üzere tüm oyuncuları ve kulüp için emek harcayan herkesi tebrik etmek gerekiyor. Klasik tabirle, başkanından malzemecisine kadar herkese tebrikler…

Yazının devamı...

Şampiyon Anadolu Efes

31 Mayıs 2021

Turkish Airlines EuroLeague şampiyonu Anadolu Efes! Sevincimizi, heyecanımızı, gurumuzu anlatmaya kelimeler yetmiyor. Tebrikler Anadolu Efes, tebrikler şampiyon takımın büyük oyuncuları, tebrikler Ergin Ataman ve ekibi!

Esasen final maçı, Anadolu Efes açısından hiç de kolay geçmedi. Temsilcimiz, normal sezonda iki kez yendiği Barcelona karşısında finalde oldukça zorlandı. Nitekim maça da çok iyi başlayamadık. Atış pozisyonlarına girmekte zorlandık. İlk sekiz sayımızın tamamı Sertaç Şanlı’dan geldi. Öte yandan yarı final maçının hayal kırıklığı yaratan oyuncusu Larkin, bu karşılaşmaya da iyi başlayamadı. Ancak takımın oyun kurmakta ve atış pozisyonuna girmekte zorlandığı anlarda boyalı alanı zorlayarak aldığı fauller, Anadolu Efes’i oyunda tuttu. Nitekim temsilcimiz, ilk çeyreğin son bölümünde 15 sayısının 7’sini faul atışlarından kazandı.

Ribaundlarda da sorun yaşayan takımımız, ilk üçlüğünü de ikinci çeyreğin ortalarında atabildi. Hem bu üçlüğü hem de ikincisini atan Pleiss’in sakatlanarak maçı tamamlaması, Anadolu Efes’in yaşadığı bir başka olumsuzluk oldu.

Ama Anadolu Efes reaksiyon göstermişti artık! Barcelona’nın sayı bulamadığı hücumlarında Moerman ile aldığımız ribaundlar, hücumda sayı ile sonuçlandılar. Derken üçüncü çeyrekte, bu çeyreğin oyuncusu olan Micic çıktı sahneye. Onun, Larkin’le yaptığı işbirliği, takımımızı kupaya iyice yaklaştırdı.

Gerçekten de son bölümde daha fazla inisiyatif aldılar Larkin ve Micic. Ve tabi ki, cesur yürek arkadaşları. Higgins’in üçlüklerine rağmen geriye düşmediler. Maç bir ara beraberliğe gelse de yine öne geçmeyi ve bunu maç sonuna yansıtmayı bildi Anadolu Efesliler.

Ve sonunda kupaya uzandı Ergin Ataman’ın oyuncuları. Yarım kalan görev tamamlandı. Avrupa’nın kulüpler bazında en büyüğü Anadolu Efes!

Başta Ergin Ataman ve ekibi olmak üzere şampiyon takımın tüm oyuncularına ve kulüp için emek harcayan herkese tebrikler ve teşekkürler… Tabii 1976’dan bu yana kulübe yatırım yapan Başkan Tuncay Özilhan’ı da unutmamak gerekiyor. Bir büyük tebrik de ona! Sporun sadece futbol olarak görüldüğü ülkemizde basketbola yatırım yapmaktan vazgeçmedi. Neticesinde de Aydın Örs ile 1996 yılında Koraç Kupası’nı kazanmayı başardı. Böylece, Türk spor tarihinde Avrupa kupası kazanan ilk takım oldu. Şimdi de EuroLeague ile bu başarı taçlandı.

Ve Türk basketbolunun efsane ismi Aydın Örs’ün öğrencisi Ergin Ataman. Başarılı koç, EuroLeague şampiyonu olan ilk Türk antrenör olmayı başardı. Siena ile Saporta Kupası, Beşiktaş ile FIBA EuroChallenge ve Galatasaray ile ULEB Eurocup’ı kazanan Ergin Ataman, şimdi de EuroLeague şampiyonluğu ile kariyerinde zirve yaptı ve bu toprakların çocuklarının neler yapabileceğini bir kere daha gösterdi. Bir kez daha tebrikler, teşekkürler Ergin Ataman…

Yazının devamı...

Anadolu Efes Finalde

29 Mayıs 2021

Turkish Airlines EuroLeague Final Four yarı final maçında CSKA Moskova’yı 89- 86 mağlup eden Anadolu Efes, adını finale yazdırdı.

Temsilcimiz, üç çeyreğin tamamında oyuna hakim olmasına rağmen son çeyrekte Play Off’daki hastalığı nüksedince stres dolu anlar yaşamamıza neden oldu.

Gerçekten de Anadolu Efes maça çok iyi başladı ve üç çeyrek boyunca oyunun kontrolünü elden bırakmadı. Beaubois, karşılaşmanın başında üçlükleriyle skoru açarken oldukça sıkıntılı geçen dördüncü çeyrekte de kaydettiği sayılarla takımını rahatlatan isim oldu. Özellikle son bölümdeki soğukkanlılığı takdire şayandı.

Singleton savunmada çok iyi işler yaptı. Aynı şekilde Sertaç Şanlı’nın da savunma performansı başarılıydı. Ancak Sertaç Şanlı sadece savunmada değil hücumda da çok etkili oldu. Özellikle Simon ile çok iyi bir ikili oldular. Onların ikili oyunları Anadolu Efes’e sayı anlamında çok katkı yaptı.

Temsilcimizde beklentilerin altında kalan isim Larkin oldu. Ergin Ataman, oyun planında onu bir hamle oyuncusu olarak düşünmüştü. Bu nedenle de başarılı oyuncuyu ilk çeyreğin son anlarında parkeye sürdü. Ancak Larkin, süre aldığı bölümlerde arka arkaya hatalar yaptı ve bu hatalar çoğu kez Anadolu Efes’in hücumlardan eli boş dönmesine ve rakibin sayı bulmasına neden oldu. Söz konusu hatalar, Larkin’in mental olarak da oyundan düşmesine yol açtı. Ancak Ergin Ataman, onu maçın son anlarında yine parkeye sürdü ve Larkin, oldukça sıkıntılı geçen dördüncü çeyreğin son saniyelerinde aldığı ribaund ve CSKA hücumunda kesip dışarı gönderdiği topla bir anlamda maçı kurtaran adam oldu. Bu açıdan, kötü geçirdiği maçı iyi tamamlayıp final kapısının açılmasına ciddi anlamda katkı sağladığını söyleyebiliriz. Larkin, kalitesini ispatlamış iyi bir oyuncu. Herkes zaman zaman kötü oynayabilir. Başarılı oyuncu, bu maçı unutup final karşılaşmasına odaklanmalı. İyi bir Larkin, finalde Anadolu Efes’in en önemli kozlarından biri olur. Ben kendisine güveniyor ve finalde iyi bir maç çıkartacağına inanıyorum.

Ve gelelim Micic’e. Harika oynadı. İnanılmazdı, tek kelimeyle muhteşemdi… Boşuna MVP seçilmediğini bir kez daha ispatladı. Nitekim bu maçın da adamı oldu. Özellikle üçüncü çeyreğe damga vuran Micic, rakibin de adeta kimyasını bozdu. Bu nedenle de sert faullere maruz kaldı. Maçı 25 sayı, 6 asist ve 3 ribaundla tamamlayan başarılı basketbolcu, karşılaşmanın kazanılmasında büyük pay sahibi oldu.

Yukarıda da belirttiğim gibi üç çeyrek boyunca oyun ve skor olarak rakibine üstünlük kuran hatta bir ara farkı 21 sayıya kadar çıkartan temsilcimiz, dördüncü çeyrekte maçı zora soktu. Play Off’daki Real Madrid maçlarının son çeyreğinde yaşadığı sıkıntıyı bu karşılaşmada da yaşayan Anadolu Efes, rakibini maça ortak etti. Arka arkaya yapılan hatalar bitime bir dakika sekiz saniye kala farkın bir sayıya kadar inmesine neden oldu. Ancak Anadolu Efes, yukarıda da ifade ettiğim gibi Larkin’in son anlardaki savunma performansının da etkisiyle maçı kazanmayı ve finale çıkmayı başardı.

Micic’in dördüncü çeyreğin son bölümünde beş faulle oyun dışı kalması da şüphesiz Anadolu Efes’i olumsuz etkiledi. Aynı şekilde Singleton da faul problemi yaşadı. Elbette yorgunluğun da son çeyrekteki düşüşte etkisi olmuştur. Ancak ne olursa olsun Anadolu Efes kalitesinde bir takımın gerek Real Madrid maçlarında gerekse de bu maçta bu tür sorunları yaşayıp üstün olduğu maçı rakibine verecek duruma düşmemesi gerekir. Esasen Anadolu Efes’in yaşadığı bu

Yazının devamı...

Zirvede Galatasaray Rüzgârı

12 Mayıs 2021

Cumartesi akşamı derbide Beşiktaş’ı mağlup ederek zirveye derin bir pençe atan Aslan, bu hafta da zirveye ortak oldu ve şampiyonluk kupasını bir ucundan yakaladı.

Fatih Terim, Beşiktaş derbisine göre iki farklı isimle takımını sürdü sahaya. Genç Halil’in yerini doldurduğu Falcao, sakat olduğu için yoktu kadroda. Onyekuru’nun yerini Arda Turan’ın alması ise teknik direktör tercihiydi.

Ancak Fatih Terim, üç gün önce tempolu bir derbi oynamış olan takımda başka değişiklikler de yapabilirdi. Örneğin Emre Akbaba yerine Emre Kılınç ile başlanabilirdi.

Gerçekten de maçın başlamasıyla birlikte Beşiktaş derbisinin fiziki ve mental etkilerinin tam olarak geçmediği net olarak görüldü sarı- kırmızılı futbolcularda. Tabii, Bermuda Şeytan Üçgeni misali 41. haftanın stresi de cabası!

Bu belirtileri top kayıpları, hatalı paslar, kötü top kontrolleri ve yanlış tercihler ile gördük Galatasaraylı futbolcuların üzerlerinde. Böyle olunca da oyuna hâkim olmalarına rağmen 5- 4- 1 ile takım halinde kendi sahasına kapanan Denizlispor karşısında istediği pozisyonları bulmakta zorlandı sarı- kırmızılılar. Geride ise özellikle Yedlin’in savunduğu sağ kanattan tehlikeler yaşadılar. Denizlispor hızlı çıkışlarla, özellikle de Hasan Ayaroğlu ile bu kanadı etkili kullandı. Öyle ki, 20. dakikayı geçtiğimizde Muslera üç önemli pozisyonu kurtarmıştı.

Ancak Galatasaray bu dakikadan sonra maça daha fazla ağırlığını koydu ve kısa sürede iki farklı skora ulaştı.

Daha sonrasında yaşanan bazı şeyleri anlamak ise gerçekten çok zor. Beşiktaş, kendi evinde Karagümrük karşısında 1-0 mağlup ve Galatasaray’a da averaj için gol gerekiyorken 42’deki ikinci penaltıyı Emre Akbaba’nın kullanması gibi. Galatasaray’ın risk alma ve hovardalık gibi bir lüksü yok. Emre Akbaba, çok özverili bir futbolcu ve son haftalarda da takımına özellikle de attığı kritik gollerle çok katkı sağladı. Ancak penaltı, hele ki böyle bir penaltı başka bir şey. Nitekim Emre çok kötü vurdu ve penaltı kaçtı. Eğer Galatasaray şampiyonluğu bir gol averajıyla kaybederse bunun hesabını kim verecek?

O penaltı gol olup da maç 3-0’ a gelseydi daha farklı bir ikinci yarı oynanabilirdi. Ama kaçan penaltının moral bozukluğu ve 2-0 gibi riskli bir skor, sarı- kırmızılıların ikinci yarıya daha tedirgin başlamalarına neden oldu. Tabii bir de dakikalar ilerledikçe kendisini daha fazla gösteren yorgunluk!

Yazının devamı...

Zirveye Aslan Pençesi

9 Mayıs 2021

Topa sahip olmayı, topla oynamayı seven iki takımın mücadelesinde gülen taraf, istediklerini sahaya daha çok yansıtabilen Galatasaray oldu.

Takımını derbiye çok iyi hazırlayan Fatih Terim, kadroyu da oyun planına göre şekillendirdi. Nitekim geçen haftaya göre dört farklı oyuncuyla takımını derbiye sürdü tecrübeli teknik adam. Yedlin, Saracchi, Babel ve Falcao tercihleri, maç öncesinde de söylediği gibi Fatih Terim’in ‘’ tecrübe ‘’ üzerine odaklandığını gösteriyordu. Tabii bir de özellikle hücumda yere sağlam basan bir güç ve dinamizm.. Bilhassa Yedlin ve Saracchi tercihleri, işin savunma kısmının yanında ofansif bir dinamizm ve rakibin etkili kanat bindirmelerine bir ket amacı da taşıyordu.

Gerçekten de maçın başlamasıyla birlikte oyuna ağırlığını koydu Galatasaray. Sarı- kırmızılılar, uyguladıkları baskı ile Beşiktaş’ın top yapıp oyun kurabilecek ayakları olan Souza, Atiba, Ghezzal ve Rosier’i etkisiz hale getirdikleri gibi orta sahada da tam bir hâkimiyet kurdular. Bu bağlamda Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes ve Emre Akbaba çok iyi bir maç çıkarttılar. Esasen Galatasaray takım halinde iyiydi, aksayan futbolcu yoktu. Ancak bu orta saha üçlüsü, oyunun iki yönünde de çok başarılı bir performans sergilediler.

Sarı- kırmızılılar adına gecenin en büyük hatasını Donk yaptı ve penaltıya sebebiyet verdi. Ancak bu beraberlik golünden kısa bir süre sonra yine penaltıdan Falcao ile tekrar kazanılan üstünlük, Cim Bom’un oyun planında aksama ve motivasyonunda düşme yaşanmasını engelledi.

İkinci yarıda da oyun üstünlüğü anlamında değişen bir şey olmadı. Sergen Yalçın’a göre kulübesi çok daha güçlü olan Fatih Terim, 63’den sonra gençleri sahaya sürmeye başlayarak dinamizmi düşürmemeyi ve rakibin bırakacağı boş alanları Kerem Aktürkoğlu ve Emre Kılınç gibi hızlı gençlerle kullanmayı düşündü. Bu gençlerin yanında denge unsurunu da Arda Turan gibi tecrübeli bir isimle oluşturdu. Nitekim bu üçlü, sarı- kırmızılıların üçüncü golünü hazırladı. Kerem’in Rosier’den dönen topunu kapan Emre Kılınç, hızlı bir şekilde sol çaprazdan içeri girdi ve çıkardığı topta da Arda Turan fileleri gördü.

Beşiktaş, maçın hiçbir bölümünde oyun üstünlüğünü rakibinin elinden alamadı. Galatasaray’ın etkisiz hale getirdiği Souza, Atiba, Ghezzal ve Rosier dışında Ljajic ve Gökhan Töre de pek varlık gösteremediler. Gökhan Töre, N'Koudou’nun yerini dolduramadı. Üstelik özellikle ilk yarıda Ghezzal’ın olduğu sağ kanada çok fazla gitti. Böyle olunca da siyah- beyazlıların sol kanadı eksik kaldı.

Esasen Beşiktaş, özellikle Aboubakar ve N'Koudou gibi eksik oyuncularını çok aradı. Sahadaki önemli isimler de Galatasaray’ın etkili oyunu karşısında çözüm üretemediler.

Galatasaray ise yukarıda da belirttiğim gibi takım halinde iyi bir maç çıkarttı. Tecrübe ve gençliğin doğru bir harmanlaması, takımın maça her anlamda iyi hazırlanması ve bunu sağlayan maharetli bir teknik direktör ve hem bu teknik direktörün hem de kulübün karakterinde olan hırs ve azmin futbolcular tarafından sahaya yansıtılması, sarı- kırmızılıların galibiyetinin şifrelerini oluşturdular.

Yazının devamı...

Göztepe Hasreti Dindirdi

3 Mayıs 2021

Ligde bay olduğu haftayı da sayarsak dört haftadır galibiyet yüzü göremeyen Göztepe, bu hasretini Antalya’da dindirdi.

Sarı- kırmızılılar, Esiti’nin kontrolsüz müdahalesiyle neden olduğu penaltı sonucunda maça adeta 1-0 yenik başladılar. Ancak ileride özellikle Halil Akbunar’ın sorumluluk almasıyla skora ciddi bir reaksiyon gösterdi İzmir temsilcisi. Nitekim yine Halil Akbunar’ın üstün gayretiyle getirip Esiti’ye verdiği pas, asist oldu. Bu arada profesyonel kariyerindeki ilk golünü atan Esiti’yi tebrik ediyorum.

Göz Göz’de ilk yarıda en çok aksayan oyuncu Diabate idi. Nitekim sarı- kırmızılılar, kendi sol bölgelerinden çok pozisyon verdiler. Ünal Karaman, ikinci yarıya Diabate yerine Ideye ile başladı ama beklediği verimi alamadı. Esasen Ideye üzerine uzun uzadıya konuşmak gerekir. Ideye şu haliyle Göztepe gibi bir takımda bırakın oynamayı, kapısının önünden bile geçemez!

Yine de ikinci yarıda daha iyi bir Göztepe izledik. İlk yarıda topla buluşamayan Jahovic, yine Halil Akbunar’ın asistinde güzel bir gole imza attı. Ancak Göz Göz’ün defans zafiyeti kendisini bir kez daha gösterdi ve sarı- kırmızılılar galibiyete sevinemeden beraberlik golünü kalelerinde gördüler. Tabii bu golün, yine Göztepe’nin sol kanadından gelen bir orta sonucu oluştuğunu da belirtmek gerekiyor.

Göztepe defansında Murat Paluli, özellikle hücuma çıkışlarda iyi bir görüntü sergiledi ve Halil ile iyi bir işbirliği yaptı. Berkan bu maçta kendi performansının biraz altında kalmış olabilir ama iyi bir futbolcu ve Göztepe’ye çok şey katıyor. Lakin stoper hattı biraz sıkıntılı. Antalya maçında da oyun kurma anlamında ön plana çıkan Kerim oldu. Atınç, güven vermiyor. İleride anlamsızca yaptığı bir hareket sonucunda kaybettiği top, neredeyse sarı- kırmızılı kalede golle sonuçlanacaktı. Lakin futbol öyle ilginç bir oyun ki, o Atınç, önce Göztepe’ye galibiyeti getiren golü attı sonra da kendi kalesinde çizgiden çıkardığı topla üç puanı perçinledi. Gelgelelim ben yine de Göz Göz’ün önümüzdeki sezon stoper bölgesini alternatifleriyle beraber güçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi Halil Akbunar bu maçta gerçekten fark yarattı. Maç öncesinde dokuz gole sahip olan kaptan, asist sayısını da dokuza yükseltti. Halil sadece Göztepe’nin değil, Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği önemli oyunculardan biri. Keza Jahovic de Göztepe için önemli bir gol silahı. Soner orta sahada iyi bir performans sergiliyor. Kalede İrfan Can çok önemli bir yetenek. Ama Ideye şu haliyle kesinlikle bu takımda oynayamaz.

Sonuç olarak Göztepe, deplasmanda hak ettiği bir üç puan aldı. Sarı- kırmızılılar, ligde rahat bir konumdalar. Ancak Göz Göz’ün tarihsel misyonu gereği çok daha iyi yerlerde olması gerekir. Sarı- kırmızılı yönetimin, önümüzdeki sezon planlamasında bunu göz önüne alması gerektiğini belirtmek istiyorum.

Yazının devamı...

Galatasaray Rahat Kazandı

3 Mayıs 2021

Gençlerbirliği – Galatasaray karşılaşması, iki takım açısından da ligde bulundukları konum itibariyle çok büyük önem taşıyordu. Ancak iki takım da maçın önemi ölçüsünde bir futbol ortaya koyamadılar. Açıkçası sahadaki futbol, beklentilerin çok uzağında kaldı.

Genel olarak futbol açısından durum böyle olsa da sahada oyun anlamında üstün olan taraf Galatasaray’dı. Babel’e ilk on birde görev verip, buna karşılık Falcao ve Mostafa Mohamed başta olmak üzere pek çok yıldız oyuncusunu kulübede tutarak Halil, Kerem ve Emre Akbaba gibi isimleri sahaya süren Fatih Terim, oyun ve skor anlamında istediğini aldı. Elbette Gençlerbirliği’nin kötü futbolu da bunu kolaylaştıran bir etmen oldu.

Ev sahibi takım orta sahada rakibine hiç baskı yapmadığı gibi defansının arkasına da çok kolay adam kaçırttı. Tabii böyle olunca Galatasaraylı futbolcular orta sahada çok rahat top alış verişi yaptılar ve oyun kurdular. Nitekim sarı- kırmızılıların ilk golü de bu şekilde oluştu. Sahanın en iyisi Babel, Taylan Antalyalı’yı, o da Halil Dervişoğlu’nu gördü. Ancak yine de golde aslan payı Halil’indi. Çünkü net olmayan pozisyonda şut imkanını kendi sağladı ve çok güzel bir vuruşla takımını öne geçirdi.

İkinci yarıda da durum pek değişmedi. Gençlerbirliği, ancak 2-0’dan sonra yaptığı değişikliklerle bir ölçüde reaksiyon gösterdi. Lakin bunu daha önce yapması gerekirdi. Esasen kırmızı- siyahlılar, maç boyunca Muslera’yı hiç rahatsız edemediler.

Gençlerbirliği’nin işi artık çok zor. Gerçekten üzücü. Gençlerbirliği gibi bir kulüp bu durumlara düşmemeliydi.

Çok rahat bir galibiyet alan Galatasaray’da Babel, çalışanlığıyla göz doldurdu. Hatta Hollandalı, yukarıda da belirttiğim gibi bence sahanın en iyisiydi. Aynı şekilde Halil de göz doldurdu. Attığı golde bireysel becerisi söz konusuydu.

Son zamanlarda golleriyle ön plana çıkan Emre Akbaba, bu maçı da boş geçmedi. Onun da goldeki vuruşu gerçekten güzeldi.

Kerem, eski maçların biraz uzağında kalsa da yine çok çalıştı. Orta saha ise hiç baskı yemediği için en rahat maçlarından birini oynadı.

Yazının devamı...