Galatasaray’a Evinde Şok!

15 Ağustos 2022

Galatasaraylı taraftarlar, geçen hafta Antalya deplasmanında Gomis’in son dakika golüyle gelen üç puan ve yeni transferlerin coşkusuyla koşmuşlardı ligin ilk iç saha maçında tribünlere. Sarı- kırmızılı futbolcular, elli bine yakın coşkulu taraftarının önünde sahaya çıkarlarken tribünde ve yeşil zeminde üç puana olan inanç tamdı. Ancak Galatasaraylı futbolcular ve hatta teknik yönetim, üç puan için gerekenleri sahaya yansıtamadılar. Böyle olunca da Galatasaray, sezonun ilk iç saha maçında büyük bir hayal kırıklığı ve şok yaşadı, yaşattı!

Galatasaray, maçın ilk on beş dakikasında pres görüntüsü altında bir şeyler yapmaya çalıştı ama bu asla tam anlamıyla bir pres değildi. Nitekim on beş dakikalık bu yalancı baskı saman alevi gibi söndü ve her geçen dakika sarı- kırmızılıların aleyhine işledi. Tabii panik havası da her geçen dakika arttı.

Galatasaray orta sahasında Midtsjö umut verirken Oliveira yine tam olarak hazır bir görüntü sergilemedi. İlk yarıda frikikte direkte patlayan topu, onun adına geceye bırakılan en güzel enstantaneydi.

Emre Akbaba, bu sezonki Galatasaray hikâyesine de kötü başladı. Kanatlar deseniz, verimli çalışmadı. Kerem Aktürkoğlu, topla hızlı ilerlemeye çalışırken acelecilikten dolayı başarılı olamadı ve çok top kaybetti. Bekler zaten hücumlara hiç katkı veremediler. Bütün bunların sonucunda Seferovic, aynı geçen hafta olduğu gibi yine topla çok fazla buluşamadı.

Esasen Galatasaray’ın oyun anlayışı, ileride baskılı ve hızlı oyun ile bir an önce gol bulmaktı. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi gerçek anlamda bir baskı yapılamadı ve hızlı oynamak adına telaşlı oynanınca, futbol namına ortaya bir şey konulamadı. Tabii bu telaşlı ve hatalarla dolu oyunun sonucu olan pas hataları da üretkenlikten uzak futbolu taçlandırdı.

Okan Buruk, ikinci yarıya Gomis ile başlayarak çift santrafora döndü. Ancak çift santraforlu oyun, sarı- kırmızılılara bekledikleri hücum zenginliğini getirmediği gibi Galatasaray’ın orta sahada tamamen etkisiz kalmasına ve Giresunspor’un çok daha rahat çıkmasına neden oldu.

Okan Buruk’un daha sonraki hamleleri doğru ama geç yapılmış hamlelerdi. Nitekim bu futbolcuların mücadeleye dahil olduktan sonra Galatasaray’ın oyununa getirdikleri hareket, bu durumu ispatlar nitelikteydi.

Esasen Galatasaray’ın sorunu üretememekti. Bu nedenle ikinci yarının başında Gomis ile beraber Torreira da oyuna dahil olmalı; Okan Buruk, Torreira kadar hazır olmadığını düşündüğü için aynı zamanda olmasa bile kısa bir süre sonra Mertens de sahaya sürülmeliydi. Etkisiz Kerem Aktürkoğlu doksan sekiz dakika oyunda tutulmamalı, sahada kalma tercihi Yunus Akgün’den yana kullanılmalıydı.

Yazının devamı...

Londra Derbisinde Kazanan Yok

15 Ağustos 2022

Premier League’in ikinci haftasında Chelsea ile Tottenham, Londra derbisinde karşı karşıya geldiler. Derbiye damga vuran ise iki teknik adam, Thomas Tuchel ve Antonio Conte’nin maç içerisindeki ve sonundaki fiziksel temasa varan gerginlikleri oldu.

Tuchel, geçen haftaki Everton maçı kadrosundan iki değişiklik yaparak sürdü takımını sahaya. Azpilicueta ve Chilwell’in yerine Ruben Loftus-Cheek ve Cucurella ilk on birde başladılar. Nitekim bu iki isim de etkili bir performans sergilediler.

Derbinin ilk beş dakikası Tottenham baskısıyla geçti. Ancak beşinci dakikadan itibaren oyunun kontrolünü eline alan ev sahibi Chelsea, özellikle ilk yarıda rakibi üzerinde boğucu bir baskı kurdu.

Koulibaly’nin yanı sıra sol kanatta Cucurella, sağ kanatta ise Loftus-Cheek ilk yarıya damga vurdular. Solda Cucurella – Mount, sağda ise Loftus-Cheek – Havertz varyasyonları, Chelsea’ye çok ciddi anlamda hücum zenginliği kazandırdı. Nitekim ilk gol de Cucurella’nın kullandığı kornerde ceza sahasının uzak arka köşesinde kendini unutturan Koulibaly’nin güzel vuruşuyla geldi. Bu, kesinlikle çalışılmış bir organizasyondu ve maç içerisinde bunu birkaç kez daha denediler. Ancak diğer denemeler golle sonuçlanmadı.

İkinci yarıya da iyi başlayamayan Tottenham’da Antonio Conte, 57. dakikada oyuna müdahale ederek Richarlison’u sahaya sürdü. Konuk takım bu değişiklikle dörtlü savunmaya geçti ve bu da geride açıklar vermesine neden oldu. Tabii aynı zamanda hücum anlamında da ivme kazandı.

Tottenham giderek hücumda daha fazla etkinlik kazanırken yorgunluk belirtileri de gösteren Chelsea’de Thomas Tuchel oyuna müdahale etme gereği duymadı ve bu da ev sahibine pahalıya patladı. Chelsea’nin kendi ceza sahasında topu rakipten kazandığı ve pozisyonun dahi olmadığı bir anda Jorginho, inanılmaz bir hatayla topu adeta rakibe hediye etti ve bu da Tottenham’ın beraberlik golüyle sonuçlandı. Jorginho, bu akıl almaz hatadan sonra yerini Azpilicueta’ya bıraktı ama iş işten çoktan geçmişti!

Bu değişiklik Chelsea’de saha içerisinde de bazı değişikliklere neden oldu. Azpilicueta sağ stopere geçerken bu bölgede oynayan James orta dörtlünün sağına, Loftus-Cheek de ortaya geçti.

Bu değişiklikler ev sahibi takıma yeniden ivme kazandırdı ve Chelsea kısa süre içerisinde James ile bir kez daha öne geçti.

Yazının devamı...

Manchester City Rahat Kazandı

14 Ağustos 2022

Manchester City, sahasında ağırladığı Bournemouth karşında zorlanmadı ve rahat bir şekilde farka ulaştı.

Guardiola, geçen haftaki kadrodan sadece tek değişiklik yaparak Jack Grealish’in yerine Riyad Mahrez ile başladı maça. Karşılaşmanın başlama düdüğüyle birlikte de oyunu Bournemouth’un sahasına yıktı ev sahibi takım. Gerçekten de oldukça boğucu bir baskı kurdu Manchester City ve birçok denemenin ardından 19. dakikada aradığı gole ulaştı. Sonrasında da kısa süre içerisinde farkı açtı.

City’nin geçen sezonki şampiyonluğunda önemli bir pay sahibi olan İlkay Gündoğan, Bournemouth karşısında da oldukça başarılı bir futbol ortaya koyarken güzel bir gole de imza attı. İlkay, Walker’dan gelen topu harika bir topuk pasıyla Haaland’a aktardı. Norveçli golcü, arkası dönük bir halde saklamayı başardığı topu üç kişinin arasından müthiş bir şekilde yeniden İlkay’a gönderdi ve İlkay Gündoğan da güzel bir vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi.

Tamamen Manchester City lehine tek taraflı geçen karşılaşmada Bournemouth, ilk defa bu golden kısa bir süre sonra, 21. dakikada rakip ceza sahası civarına gelebildi ve ilk şutunu çekti. Kaldı ki bu pozisyon da Bournemouth kalecisinin uzun topu sonucunda gelişti. Çünkü her topla çıkma denemeleri hüsranla sonuçlanmıştı.

Bournemouth’un bundan sonraki dakikalarda çok adamla rakip sahada pozisyon bulma çabaları ise kalelerinde gördükleri iki golle sonuçlandı. Çok adamla çıkma denemelerinde kaptırılan topların ilkinde Kevin De Bruyne, ikincisinde de Phil Foden’ın golü geldi.

City’nin ikinci golünde Kevin De Bruyne’nin vuruşu, sözle anlatmanın sınırlarını aşan bir güzellikteydi. Belçikalı oyuncu, futbol resitaline bu sezon da kaldığı yerden devam ediyor. Onu izlemek büyük bir keyif.

Maçın başındaki bir pozisyonda uygun durumdaki Haaland’a pas vermeyip kendi vurmayı tercih eden Phil Foden’ın yerine ikinci yarıda Jack Grealish sahne aldı. Elbette o da önemli bir oyuncu ama bu maçta da beklentileri çok fazla karşılayabildiğini söyleyemeyeceğim. Fakat onun aksine, Barcelona’ya transferi söz konusu olan ve Guardiola’nın takımda kalmasını çok istediği Bernardo Silva, oyuna girdikten sonra çok fazla katkı sağladı.

Haaland, seyircisiyle bu ilk buluşmasında istediği topları alamadı. İlkay’ın golünde mükemmel bir asiste imza atan Norveçli futbolcu, 74. dakikada sahayı buruk bir şekilde terk etti.

Yazının devamı...

Gomis’ten Doğum Günü Hediyesi

8 Ağustos 2022

Öncelikle, oldukça sıcak ve nemli bir havada mücadele eden iki takım oyuncularını da tebrik etmek gerekiyor. Bu arada saha zeminin de kötü durumda olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Galatasaray’ın sezonun ilk resmi maçında, stoper bölgesinde Marcao’nun eksikliğini hissettiği görüldü. Sarı- kırmızılılar, Sevilla’ya transfer olan Marcao’nun yokluğunda çıkmakta ve geriden oyun kurmakta zorlandılar. Abdülkerim, kimi zaman bu anlamda inisiyatif kullanmaya çalışsa da bunda pek başarılı olamadı. Öte yandan Marcao, Nelsson’u da pozitif yönde etkiliyordu.

Geriden oyun kurmakta zorlanan Galatasaray’ın orta sahası da efektif olmayınca sarı- kırmızılılar, organize hücum geliştirmekte zorlandılar. Bu nedenle de Seferovic’i ceza sahasında topla buluşturamadılar. Galatasaray’ın hücumları daha çok bireysel çabalarla geldi ki, bu anlamda öne çıkan isim Yunus Akgün oldu.

Diğer taraftan sarı- kırmızılıların defansif zaafları da dikkat çekti. İki sağ bekin de sakatlanması nedeniyle sahaya sürülen Boey, özellikle ilk yarıda çok aksadı. Diğer taraftan Antalyaspor’un Galatasaray defansının arkasına attığı toplar çok ciddi tehlikelere neden oldu. Nitekim Haji Wright’ın bu şekilde karşı karşıya kaldığı ilk pozisyonda Muslera inanılmaz bir şekilde topu çelerken ikinci pozisyon penaltıyla sonuçlandı. Ancak penaltıda da son ana kadar ayakta kalan Muslera, Luiz Adriano'nun kötü vuruşunu kurtarmayı başardı.

Antalyaspor, ikinci yarının başında da Galatasaray defansının arkasına top atarak tehlike yaratmayı denedi. Bu arada sarı- kırmızılılarda sağ bek Boey’in ikinci yarıda kendisini nispeten toparladığı görüldü. Genç futbolcu, bu devrede Ghacha’ya karşı arka arkaya ikili mücadelelerde başarılı oldu.

Verim vermeyen orta sahayı 78. dakika itibariyle kanatlar hariç değiştirmiş olan Okan Buruk’un 89’daki Gomis hamlesi, bir dakika sonra gol olarak kendisini gösterdi. Bu gol öncesinde Mitsjo’nun Antalyasporlu oyuncunun şutunun önüne kendisini set çekmesi, Seferovic’in ayakta kalışı ve topla çıkışı, Emre Kılınç ve Mitsjo’nun pas organizasyonu ve yine Mitsjo’nun asisti ile Gomis’in topu tam bir golcü vuruşuyla raket gibi sol köşeye bırakması gerçekten güzeldi.

Cumartesi günü doğum gününü kutlayan Gomis, Pazar gecesi Galatasaray’a tam anlamıyla bir hediye verdi. 90+5’de ikinci sarı karttan oyun dışı kalmaması da Atilla Karaoğlan’ın Gomis’e doğum günü hediyesi oldu.

Galatasaray, tüm aksaklıklarına rağmen iyi mücadele etti. Görüldü ki, takımın biraz daha zamana ihtiyacı var. İşte bu nedenle, böyle bir süreçte Antalyaspor gibi bir deplasmandan alınan üç puan çok büyük önem taşıyor.

Yazının devamı...

Haaland Hesabı Açtı

8 Ağustos 2022

West Ham United – Manchester City maçı öncesinde doğal olarak en çok merak edilen konu, Haaland ve onun göstereceği performanstı. Hatta maçtan çok bu konunun öne çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Norveçli golcü de ilk Premier League maçında iki gol atarak beklentileri boşa çıkartmadı.

Esasen Haaland’ın bu ilk maçında, Guardiola’nın topa sahip olmaya dayanan kontrollü oyun anlayışı sebebiyle istediği pozisyonları bulmakta zorlandığını söyleyebiliriz. Tabii boş alan bulamaması da bunda etkili oldu. Ancak yakaladığı iki fırsatı da çok iyi değerlendirdi. İlk golde İlkay Gündoğan’ın mükemmel ara pası ile ceza sahasına giren Norveçli futbolcu, kalecinin müdahalesiyle yerde kaldı ve kazanılan penaltıyı güzel bir vuruşla gole çevirdi. Ardından da ikinci yarıda bu sefer Kevin De Bruyne’nin müthiş ara pasında çok iyi bir koşuyla topla buluştu ve yine çok güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.

Elbette bir alışma süreci olacaktır. Ancak Haaland ve takım birbirlerine tam olarak uyum sağladıklarında bu gollerin çok daha fazlasını izlememiz mümkün olacaktır.

City, klasik topa sahip olmaya dönük oyununu sergiledi West Ham karşısında. Maçın genelinde de topa ve oyuna hakim olan taraf Manchester temsilcisiydi. Ancak Guardiola’nın ekibi, verimlilik anlamında beklentileri karşılayamadı. İlk maç açısından bu durum normal olarak değerlendirilebilir. Nitekim ilk haftada Liverpool ve Chelsea’de de bu sorunu net olarak gördük.

Manchester City, Liverpool’la birlikte bu sezon da Premier League’de şampiyonluğun en büyük iki adayından biri. Diğerlerinin potaya girmeleri biraz da bu iki takımın hatalarına bağlı. Bakalım ilerleyen haftalar bize neler gösterecek? Premier League heyecanını birlikte yaşamaya devam edeceğiz.

Yazının devamı...

İkisi de Zorlandı

7 Ağustos 2022

Premier League’in yeni takımı Fulham, Darwin Nunez’i kulübede oturtmasıyla dikkat çeken Jürgen Klopp’un Liverpool’u karşısında maça çok iyi başladı. İkinci ve üçüncü bölgede iyi pres uygulayan ev sahibi takım, Liverpool’un oyun kurmasına izin vermedi.

Fulham’ın baskısını 13. dakikada kıran Kırmızılar, 30. dakikaya kadar oyuna hakim olmayı başardılar. Ancak Mitrovic’in 32. dakikada gelen golü, skor üstünlüğünü Fulham’a taşıdı.

Darwin Nunez’in 50. dakikada oyuna girmesi, Liverpool adına maça olumlu yönde etki etti. Nitekim genç golcü, topukla yaptığı ilk denemeden kısa bir süre sonra yine topukla gol bulmayı başardı. Fakat Matip’in çıkarken kaptırdığı top sonrasında oluşan penaltı, Fulham’ın yeniden öne geçmesini sağladı. Salah’ın 80’deki golü de maçın skorunu belirledi.

Liverpool’un geçen sezonki bazı hastalıkları devam ediyor. Fulham da buna göre bir taktikle etkili oldu; orta sahada baskı, forvetlere yakın savunma! Nitekim Thiago Alcantara’nın adalesi, bu yoğun baskıya dayanamadı.

Darwin Nunez’in oyuna girdikten sonra gösterdiği performans ve takımı adına oyuna yaptığı pozitif etki, Uruguaylı golcünün bundan sonraki maçlara ilk on birde başlaması gerektiğini gösterdi. Darwin Nunez, karşılaşmaya dahil olduktan sonra getirdiği hücum zenginliği ve bir gol, bir asistlik performansıyla Jürgen Klopp’a bu mesajı iletti.

Trent Alexander-Arnold, geçen sezonki savunma zaaflarını sürdürüyor. Bu maçta da ilk golde arkasındaki Mitrovic’in kafa vuruşunu engelleyemedi. Elbette Mitrovic’in yükselirken Alexander-Arnold’a faul yapıp yapmadığı tartışılabilir. Aynı şekilde gol öncesi Henderson’a yapılan faul de söz konusu. Ancak Premier League’de bu anlamda standartlar çok yüksek ve golün birkaç top öncesindeki pozisyonlardan dolayı gol iptali pek kolay olmuyor. Mitrovic’in ilk golde yaptığı türden yükselişler de aynı şekilde değerlendiriliyor.

Liverpool forvetleri, yukarıda da belirttiğim gibi orta sahadaki baskı ve kendilerine yapılan yakın savunmadan dolayı topla çok fazla buluşamadılar. Firmino etkisiz kalırken Luis Diaz çok çabaladı. Salah ise beklentilerin altında kalmasına karşın yine sezonun ilk maçında gol atmayı başardı. Jürgen Klopp’un bundan sonraki karşılaşmalara Luis Diaz, Darwin Nunez, Muhammed Salah üçlüsüyle başlaması sürpriz olmayacaktır.

Kadro kalitesi açısından şimdiden tehlike sinyalleri veren Fulham, Marco Silva’nın doğru taktiğiyle üç puanı kaçıran taraf oldu. Silva’nın Fulham’ı çok iyi mücadele etti, çok iyi savaştı.

Yazının devamı...

Fenerbahçe Avantajlı

21 Temmuz 2022

Yeni teknik direktörü ve transferleri ile dikkat çeken Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 2. Ön Eleme Turu ilk maçından golsüz beraberlikle ayrıldı.

Dinamo Kiev, yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen önemli bir takım, önemli bir ekol. Şampiyonlar Ligi oynama alışkanlığı bulunan bu ekibin başında da Lucescu gibi bir tecrübe bulunuyor. Kısacası Dinamo Kiev, çok önemli bir rakip. İşte Fenerbahçe, böyle bir rakip karşısında iyi mücadele etti. Evet, eksikler ve hatalar vardı ama her şeye rağmen sarı- lacivertlilerin iyi bir mücadele örneği sergilediklerini belirtmek gerekiyor.

İlk 18, 20 dakika boyunca rakibi üzerinde büyük baskı kuran sarı- lacivertlilerde en çok dikkat çeken isimler Osayi- Samuel ve Ferdi Kadıoğlu oldular. Bu iki bek, özellikle ilk yarıda olumlu anlamda göze batan bir performans sergilediler.

Diğer dikkat çeken bir konu ise Arao’nun stoperlerin arasına çok fazla girmesiydi. Brezilyalı futbolcu daha çok stoperlerin arasında kalırken İsmail Yüksek, onun önünde yer aldı. Bu da Fenerbahçe’nin orta saha etkinliğinin düşmesine neden oldu.

İkinci yarıda yapılan değişikliklerle kendisini gösteren uyum sorununa bir de doğal olarak yorgunluk eklendi. Bu devrenin ortalarında Dinamo Kievli futbolcular buldukları fırsatları değerlendiremezlerken maçın son bölümünde oyun üstünlüğü yine tamamen Fenerbahçe’ye geçti. Ancak sarı- lacivertliler, bu üstünlüğü skora taşıyacak golü bulamadılar.

Rövanş maçında Fenerbahçe’yi daha şanslı görüyorum. Evet, kolay bir maç olmayabilir ama gerek kadro kalitesi gerekse de saha ve seyirci faktörlerini göz önünde bulundurduğumuzda sarı- lacivertlilerin tur için avantajlı durumda olduklarını söyleyebiliriz. Elbette ikinci maçta, özellikle orta sahada daha farklı bir diziliş de görebiliriz.

Rövanş maçı için Fenerbahçe’ye başarılar diliyorum…

Yazının devamı...

Galatasaray İçin Zulüm Bitti

21 Mayıs 2022

Galatasaray için zulüm gibi geçen sezon sona erdi. Sarı- kırmızılılar, bu sezon Avrupa’da başarılı oldular. UEFA Avrupa Ligi’nde, Şampiyonlar Ligi ayarındaki bir gruptan lider olarak çıkmayı başaran Galatasaray, son on altı turunda Barcelona’ya elendi. Kaldı ki sarı- kırmızılılar, Camp Nou’daki ilk maçta oldukça iyi bir futbol ortaya koymuş ve sahadan avantajlı bir skorla ayrılmışlardı. Ancak Galatasaray, İstanbul’daki rövanşta güçlü rakibine elenmekten kurtulamadı.

Avrupa’daki bu başarıya rağmen Türkiye’de, taraftarlarının hiç de hatırlamak istemeyeceği bir sezon geçirdi sarı- kırmızılılar. Ligde ve Türkiye Kupası’nda alınan başarısız sonuçlar, düşme hattına yakın geçirilen zamanlar, Fatih Terim’in görevine son verilmesi ve yönetimsel anlamda yaşanan sıkıntıların ardından gelen ibrasızlık, yeni seçim süreci, seçimin iptali ve en sonunda 11 Haziran gibi geç bir tarihe konumlanan seçim.

İşte sarı- kırmızılı camia açısından resmen eziyete dönen sezon, deplasmandaki Antalyaspor maçıyla nihayete erdi. Hiçbir iddiası olmayan iki takımın ligde oynadıkları son maçı teknik açıdan değerlendirmek çok doğru olmaz. Ancak yine de önümüzdeki sezona ışık da tutması açısından birkaç kelime ile özetleyelim.

Antalyaspor’un kısa süren iyi başlangıcının ardından yaklaşık 20 dakika boyunca nispeten etkili bir Galatasaray izledik. Kerem Aktürkoğlu’nu dinlendiren Domenec Torrent, 4-3-1-2 şeklinde bir dizilişle sürdü takımını sahaya. Halil Dervişoğlu’nun santrafor arkası, Gomis ve Babel’in de çift santrafor olarak yer aldıkları bu dizilişte, Kerem’in dinlendirilmesiyle birlikte kanatları kullanma düşüncesi rafa kaldırılmıştı. Bu Galatasaray, ilk yarının ortalarına kadar oyunu kontrol eden taraf oldu. Sarı- kırmızılılar, her ne kadar Kerem’in yokluğunu hissetseler de maçın başındaki kısa bölüm dışında Antalyaspor’un oyun kurmasına izin vermediler, oyunu kontrol etiler ve rakip kalede daha fazla gözüken taraf oldular. Ancak bireysel performanslardaki yetersizlik gol bulmalarını engelledi.

İlk yarının ortalarından itibaren yeniden Antalyaspor ön plana çıkmaya başladı. Nitekim kırmızı- beyazlılar, soyunma odasına 1-0 galip girmeyi başardılar.

İkinci yarıda iki takım da istediklerini çok fazla gerçekleştiremedi. Fakat Kerem Aktürkoğlu’nun oyuna girmesi, Galatasaray’a bariz bir hareketlilik getirdi. Nitekim Kerem’in pasında, oyuna onunla birlikte dâhil olan Mostafa Mohamed beraberlik golünü kaydetti.

Antalyaspor, geçmiş haftalardaki oyununun uzağında kaldı. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi son hafta olması itibariyle bunu doğal karşılamak gerekir. Kırmızı- beyazlılar, Galatasaray maçıyla beraber yenilmezlik serisini on altı maça çıkarttılar ki, bu anlamda Liverpool ve Milan ile birlikte Avrupa’nın üç takımından biri konumundalar. Bu arada bu on altı maçlık seride on galibiyet bulunduğunu da belirtmek gerekiyor. Ortada büyük bir başarı var ve bu başarının baş mimarı da Nuri Şahin. Alt sıralarda aldığı Antalyaspor’u nerelerden nerelere getirdi. Kendisini çok parlak bir teknik direktörlük kariyerinin beklediğine inanıyorum. Tebrikler Nuri Şahin…

Yine Galatasaray’a gelirsek… Evet, zulüm gibi geçen sezon bitti. Ama belirsizlikler bitmedi. Seçim çok geç. Seçimin ardından transferler için zaman çok az. Ekonomik durumun transferlere ne ölçüde imkân vereceği muamma. Diğer tarafta ise sözleşmesi sona eren futbolcular. Tabii bir de teknik direktör meselesi var. Bu arada yeni yönetimin camia ve taraftarlar ile ne ölçüde bütünleşebileceği de ayrı bir soru işareti.

Yazının devamı...