Galatasaray Umut Verdi

13 Eylül 2020

Ligin ilk maçında Gaziantep’i üç golle mağlup eden Galatasaray, gerek attığı goller gerekse de oyunun çoğu bölümünde oynadığı futbol ile gelecek adına umut verdi. Ancak sarı- kırmızılılar, iyi bir merkez orta saha oyuncusunun eksikliğini hissettiler. Bu nedenle de geçişlerde sıkıntı yaşadılar.

Gerçekten de Galatasaray maça iyi başlayıp penaltı golüyle öne geçmesinin ardından bu sıkıntıyı belirgin bir şekilde hissetti. Nitekim konuk takım bu bölümde önemli tehlikeler yarattı. Ancak sarı- kırmızılılar, etkili ayaklarıyla yaptıkları hızlı çıkışlarla farkı arttırıp rahatladılar.

İkinci yarıda oyuncu değişikliklerinin ardından Galatasaray da oyun anlamında rölantiye girdi. Buna rağmen sarı- kırmızılılar farkı arttırabilecek şanslar buldular ancak yararlanamadılar.

Gaziantep karşısındaki Galatasaray’da gelecek adına umut veren başla şeyler de vardı. Hırs, istek, mücadele üst seviyedeydi. Elbette fiziki açıdan ilk maçın sıkıntıları yaşandı. Ama genel tablo iyiydi. Luyindama dışında sırıtan futbolcu yoktu. O da gayet normal. Çünkü ağır bir sakatlık geçirdi ve ciddi anlamda maç eksikliği var. Diğer taraftan Saracchi de defansif anlamda hâlâ çok güven vermiyor. Taylan Antalyalı, elinden geleni yaptı. Ama yukarıda da belirttiğim gibi defanstan top alıp oyun kuracak iyi bir merkez orta saha oyuncusunun eksikliği hissedildi.

Kaleci Fatih güven verdi. Elabdellaoui, kırk yıllık Galatasaraylı gibi oynadı ve o da kendisiyle ilgili ümitleri yeşertti. Marcao, stoperlerden ayakta kalandı. Kritik müdahaleler yaptı. Belhanda yine top kayıpları yapmasına rağmen eskiye göre iyi bir maç çıkarttı. Özellikle attığı birkaç kilit pas çok güzeldi. Feghouli esasen iyi bir futbolcu ve bu maçta da iyi oynadı. Nitekim güzel futbolunu bir asistle süsledi. Emre Kılınç başlarda uyum sorunu yaşadı ama o da ilk maçında golle tanıştı. Arda Turan oldukça istekliydi ve o da iyiler arasına adını yazdırdı. Şüphesiz Arda’nın da eksikleri vardı ama onun da maç eksiği olduğunu unutmamak gerekiyor. Arda da zaman içerisinde daha iyi olacaktır. Falcao ise Galatasaraylıların özlediği bir hüviyetteydi. Maçı iki gol ve bir asistle tamamlayan Kolombiyalı golcü, futboluyla da beğeni kazandı.

Sonuç olarak bu ilk maç. İlerleyen dönemde bu karşılaşmada kadroda olmayan futbolcular da takıma girebilecekleri gibi maddi imkanlar elverirse transfer veya transferler de gerçekleşebilir. Elbette takımın fiziki durumu ve uyumu da zaman içerisinde daha iyi olacaktır. Bizlere düşen bekleyip görmek…

Yazının devamı...

Galatasaray’a Orta Saha Şart

5 Eylül 2020

Daha önceki yazılarımda Galatasaray’ın Belhanda ve Feghouli gibi oyuncuları gönderip yerlerine yeni transferler yapması gerektiğini, sarı- kırmızılı taraftarların da yaz dönemi için transfer beklentisinde olduklarını ancak ekonomik şartların bu transferleri zorlaştırabileceğini, üstelik yukarıda adı geçen futbolcuların çok sağlam kontratlara sahip olduklarını ve bu oyuncuları göndermenin de çok kolay olamayacağını yazmıştım.

Geldiğimiz noktada sarı- kırmızılılarda işlerin tam da bu yönde geliştiğini söyleyebiliriz. Bir de yukarıdaki oyunculara Babel eklendi!

Bununla birlikte Galatasaray’ın özellikle ön tarafa iyi transferler yaptığını belirtmek gerekiyor. Diğer taraftan Feghouli’nin iyi durumda olduğu yönünde bildirimler geliyor. Ayrıca Diagne’den gelen haberler de çok olumlu yönde. Bu pozitif haberleri Falcao ve Arda gibi isimlerle devam ettirebiliriz.

Ancak bütün bu olumlu gelişmelere rağmen sarı- kırmızılılardaki orta saha sorunu çözülemedi. Emareler, Seri’nin bu sezon da Galatasaray forması giymeye yakın olduğu şeklinde. Esasen Seri, Lemina’sız dönemde orta sahada çok daha fazla katkı sağladı. Bu anlamda bu sezon da takıma kazandırılırsa başarılı bir iş yapılmış olur.

Gelgelelim Galatasaray’ın bir değil iki orta saha oyuncusuna ihtiyacı var. Kısacası, sarı- kırmızılıların an itibariyle ciddi bir orta saha sorunları var. Gönderilmesi konuşulan Belhanda’nın şu anda orta sahada banko oyuncu durumunda olması, durumun vehametini gözler önüne seriyor.

Elbette burada ister istemez Dursun Özbek ve yaptığı kontratlar geliyor insanın aklına. Doğal olarak Belhanda da öyle bir kontratı bırakıp gitmek istemiyor. Çünkü bu paraları başka bir yerde kazanamaz.

Peki Belhanda bu paraların karşılığını tam olarak verebildi mi? Elbette hayır! Faslı futbolcu, sarı- kırmızılı taraftarlar için istenmeyen adam durumunda. Gelgelelim Belhanda’nın elinde kapı gibi kontrat var!

Kulüplerimiz ekonomik anlamda zor durumdalar. Pandemi, bu sorunları daha da arttırdı. Galatasaray da benzer sıkıntılar yaşıyor. Orta saha transferinin gecikmesi de bu yüzden. Mustafa Cengiz yönetimi özellikle ekonomik anlamda çok başarılı işler yaptı. Ancak var olan sorunlar kısa sürede çözülemiyor. Salgın da işin cabası oldu.

Yazının devamı...

Galatasaray İçin Zulüm Bitti

25 Temmuz 2020

Öncelikle Türkiye’nin uluslararası alandaki kuruluş belgesi, tapu senedi olan Lozan Barış Antlaşması’nın 97. yılını kutluyor; başta büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Lozan kahramanı İsmet İnönü ve tüm Milli Mücadele kahramanlarını sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

Ligin son maçları, özellikle iddiası olmayan takımlar için her zaman zordur. Bir de böylesine sıcak bir hava ve böylesine kötü bir zemin de eklenince işler iyice zorlaşır. Nitekim Antalyaspor – Galatasaray maçında da buna şahit olduk. Yine de her şeye rağmen özellikle ikinci yarısıyla çok kötü bir karşılaşma olmadığını düşünüyorum.

Maçın ilk yarısında iyi olan taraf ev sahibi Antalyaspor’du. Kırmızı- beyazlılar, iyi mücadelelerinin karşılığını skor olarak da almayı başardılar.

Galatasaray ise bu devrede yine bildiğimiz kötü görüntüsündeydi. Hırstan, mücadeleden ve ruhtan yoksun bir 45 dakika geçiren sarı- kırmızılılar, bu yarıyı kaleyi bulan tek şutla tamamladılar.

İkinci yarıda ise daha farklı bir Galatasaray vardı sahada. Nitekim sarı- kırmızılılar, bu yarıda önce beraberliği yakalamayı ardından da öne geçmeyi başardılar. Ancak artık o alıştığımız klasik hastalıklar nedeniyle bu üstünlüklerini koruyamadılar ve uzatma dakikalarında yedikleri golle sezonu beraberlikle tamamladılar.

Esasen bu maçın teknik taktik açıdan derin bir şekilde incelemesini yapmak çok da fazla bir anlam taşımıyor. Bunun yerine Galatasaray’ın geleceği üzerinde durmanın daha faydalı olacağını düşünüyorum.

Cim Bom, bu yıl iyi bir sezon geçirmedi. Özellikle pandemi dönüşü tam bir hüsran yaşandı. Elbette bunda başka faktörler de etkili oldu. Sarı- kırmızılılar, Rize’de adeta katledildiler. İç sahadaki Gaziantep maçı da üzerine cila oldu. Sakatlıkların üzerine bir de mental düşüş eklenince sezon tam bir zulme döndü.

Ancak şimdi sezon bitti ve Galatasaray’ın kendisi için adeta zulme dönen bu sezondan dersler çıkartıp önümüzdeki sezonun hatta sezonların planlamasını yapması gerekiyor. Bu anlamda Belhanda ve Feghouli gibi oyuncularla yollar mutlaka ayrılmalı. Yerlerine takıma faydalı olabilecek isimler alınmalı.

Yazının devamı...

Seriyi Bozan Galatasaray Oldu

19 Temmuz 2020

Pandemi nedeniyle lige verilen ara sonrasında oynadığı altı maçtan sadece iki puan çıkartabilen ve galibiyet yüzü göremeyen iki takımdan seriyi bozan Galatasaray oldu.

Karşılaşmanın ilk yarısı oldukça sıkıcıydı. İki takımın da kaleyi bulan şutu olmadan tamamlanan ilk yarıda, Galatasaray her zamanki gibi topa daha fazla sahip olsa da pozisyon üretmekte zorlandı. Göztepeli oyuncularda ise adeta isteksiz bir hava vardı.

İkinci yarı ise oldukça hareketli, heyecanlı ve dört gollü bir mücadeleye sahne oldu. Esasen ikinci yarıya iyi başlayan, arka arkaya iki penaltı kaçıran ve ardından da Sarrachi’nin jeneriklik golü ile öne geçmeyi başaran Galatasaray’dı. Ancak Göztepe, bu golden sonra oyunda ve hücumda daha etkili oldu. Nitekim Göz Göz, beraberliği yakalamayı başardı. Ancak Emre Akbaba’nın harika frikik golüyle yeniden öne geçen Galatasaray, maçın sonuna kadar skor üstünlüğünü korudu ve 90+7’de genç Yunus Akgün’ün golüyle de galibiyetini perçinledi.

Maçın geneline bakarsak, Göztepe’de kaleci Beto’nun hiç gününde olmadığını ve konsantrasyonunun da eksilerde bulunduğunu belirtmemiz gerekir. Diğer taraftan Atınç Nukan, ilk yarıda Adem Büyük’ü ceza sahası çizgisi civarında iterek tehlikeli bir faule sebebiyet verdi. İkinci yarıda ise benzer bir hareketi ceza sahasında yapınca penaltı oldu. Kısaca Atınç da bu maç özelinde hiç umut vermedi. Maç boyunca pek çok kez sakatlık yaşayan Alpaslan Öztürk’ün 86’da çıkmak zorunda kalması ise Göztepe’nin son bölümde hava toplarıyla gol bulma şansını önemli ölçüde bitirdi.

İlhan Palut, Mossoro’nun yerine oyuna dahil ettiği Kerem Atakan Kesgin’den beklediği verimi alamadı. Bence bu hamle, genç teknik adamın hanesine eksi olarak yazıldı.

Göztepe puan cetveli açısından rahat bir takım. Bunun üzerine bir de seyircisinden mahrum kalmak ve de sakatlıklar eklenince arka arkaya başarısız sonuçlar geldi. Ama ne olursa olsun Göztepe gibi köklü bir kulübün çok daha başarılı ve çok daha üst sıralarda olması gerekir. Bu maçta ise özellikle 60. dakikadan sonraki mücadeleleri iyiydi. Fakat bu durum puana dönüşemedi. Göz Göz, önümüzdeki sezonun planlamasını yaparken bu sezondan gerekli dersleri çıkartmalı.

Galatasaray ise ikinci yarıya iyi başlamasına rağmen golü bulduğu 60. dakikadan sonra eski hastalıklarını yaşamaya devam etti. Top kayıpları, pas hataları, yanlış tercihler, …

Adem Büyük ve Emre Akbaba ellerinden geldiğince mücadele ettiler ama onların da fiziki açıdan problemleri var. Kaleci Okan, ilk yarıda ciddi hatalar yaptı ama ikinci yarıda önemli kurtarışlara imza attı. Defans ise hiç güven vermiyor. Nitekim Fatih Terim de son bölümde skoru korumak için Ahmet Çalık’ı oyuna alıp stoperleri üç, defansı ise beşledi.

Yazının devamı...

Galatasaray Üç Puanı Unuttu

13 Temmuz 2020

Öncelikle TFF 1. Lig’de şampiyon olarak Süper Lig’e yükselmeyi başaran Hatayspor’u tebrik ediyorum.

Ankaragücü- Galatasaray maçına gelirsek; bir yanda ligde 18. sırada bulunan ve artık son kozlarını oynayan Ankaragücü, diğer yanda galibiyeti unutan Galatasaray.

İşte maçın bütün hikâyesi bu ana fikir çerçevesinde gelişti. Ankaragücü, takım halinde kompakt bir şekilde savunma yaptı ve hızlı çıkışlarla Galatasaray kalesinde gol aradı. Sarı- kırmızılılar ise her zamanki gibi topa sahip olup oyun kurarak rakip kaleyi baskı altına almayı ve gol bulmayı amaçladılar. Ancak eldeki oyuncu topluluğu, bu planı gerçekleştirecek yapıda değildi. Bu nedenle istediklerini sahaya daha çok yansıtan taraf Ankaragücü oldu.

Gerçekten de sarı- lacivertliler, hızlı çıkışlarla Galatasaray defansını ve kaleci Okan’ı zor durumlarda bıraktılar. Defansta da sağlam durdular. İkinci yarıda buldukları penaltı golüyle de kendileri için hayati derecede önem taşıyan üç puana ulaştılar. Eğer son bölümlerde stres ve skoru koruma telaşına düşmeselerdi başka goller de bulabilirlerdi.

Galatasaray ise Ömer Bayram’ın sağda, Belhanda’nın da solda maça başlamaları nedeniyle ilk bölümde etkili olamadı. Bu oyuncuların yer değiştirmeleriyle birlikte sarı- kırmızılılar da daha efektif bir hal almaya başladılar.

Galatasaray bu andan itibaren rakip sahada daha etkili oldu ve topa da daha fazla sahip olan taraftı ama bu etkinlik bir türlü ciddi tehlikelere ve gole dönüşemedi. Elbette bunun da birçok nedeni vardı. Ama şüphesiz temel neden, sarı- kırmızılı futbolcuların içinde bulundukları olumsuz ruh haliydi. Asla unutulmayacak olan Rize maçı ve ardından tuzu biberi olan Gaziantep karşılaşması, Galatasaraylı futbolcuları ve teknik heyeti her açıdan olumsuz etkiledi. Bundan sonraki süreçte bu olumsuz etkilerden kurtulunamadığı gibi diğer olumsuzluklar ve puan kayıpları peş peşe devam etti. Ankaragücü maçında da bu olumsuzlukların yarattığı izleri Galatasaraylı futbolcuların üzerlerinde hissettik. Nitekim Seri başta olmak üzere pek çok futbolcunun yaptığı top kayıpları ve yanlış top, pas ve adam seçimleri hep bu olumsuz mental yapının etkileriydi.

Elbette bunun bir diğer nedeni de pandemi döneminden form olarak düşük çıkılmasıydı. Takımın omurgasını oluşturan futbolcuların sakatlıklar yüzünden dışarıda kalmaları ve eldeki oyuncuların da seviye bakımından istenilen düzeyde veya başka bir deyişle, kalite bakımından onlarla aynı seviyede olmamaları da başka bir nedeni oluşturdu.

Bu anlamda Galatasaray açısından en olumlu olay, genç Emin Bayram’ın ilk on birde hem de kaptan olarak sahaya çıkmasıydı. Evet, bu durum büyük ihtimalle Donk’un sakatlığından dolayı oldu. Oysa Emin Bayram’a çok daha önce forma verilmeliydi. Böylece Donk’tan da problemli olan orta sahada faydalanılırdı. Her şeye rağmen genç Emin’i sahaya kaptan olarak süren Fatih Terim’i tebrik ediyorum.

Yazının devamı...

Bir Darbe de Alanya’dan

9 Temmuz 2020

Arka arkaya kötü sonuçlar alan Galatasaray, Alanya’da bunlara bir yenisini ekledi. Ancak sahada oynanan futbol ile ortaya çıkan sonuç arasında bir tezat oluştu.

Gerçekten de Galatasaray, 4-1’lik mağlubiyeti hak edecek bir oyun oynamadı. Ama işte futbol böyle bir oyun. Siz istediğiniz kadar oyuna ve topa hâkim olun, eğer bunları pozisyona ve gole dönüştüremezseniz ve rakibiniz de bulduğu fırsatları golle sonuçlandırırsa bu tür skorları yaşamanız kaçınılmaz olur.

Nitekim Galatasaray da bunu yaşadı. Maçın genelinde topa daha çok sahip olan ve oyunu kontrol eden taraf olan sarı- kırmızılılar, bu üstünlüklerini pozisyona ve gole çevirmeyi başaramadılar.

Örneğin Galatasaray, ilk yarıda oyunun mutlak hâkimi olmasına rağmen Emre Akbaba’nın yarattığı bir tehlike ve Adem Büyük’ün rakip kale önünde ezdiği top dışında pozisyon oluşturamadı. Alanyaspor ise Galatasaray’ın yaptığı iki hatayı değerlendirip iki gol buldu. Uzatma dakikalarında Adem Büyük ile gelen gol, sarı- kırmızılılar için ikinci yarı adına umut oldu.

Gerçekten de ikinci yarıya çok daha hızlı ve etkili başladı Galatasaraylı futbolcular. Özellikle ilk yarının sonlarında sol kanada geçen Belhanda çok etkili oldu. Aynı kanatta Linnes de ona eşlik etti. Adem Büyük de elinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştı. Ama bunların hiçbiri gole dönüşemedi. Alanyaspor ise maçın sonlarında bulduğu iki şansı da gole çevirince, oyunla tezat bir skor çıktı ortaya.

Geçen yazımda da belirttiğim gibi, Galatasaraylı futbolcularda arka arkaya yaşanılan ağır travmalardan ötürü bir konsantrasyon sorunu var. Nitekim bu soruna bu maçta da şahit olduk. Marcao’nun Alanyaspor’un ilk golündeki hatası, Adem Büyük’ün rakip kale önünde ağlara gönderemediği top ve Alanyaspor’un ikinci golü öncesinde Seri’nin yaptığı top kaybı büyük oranda bu konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanıyor. Takımın tamamı ile teknik heyete hâkim olan bu motivasyon kaybı ve olumsuz psikoloji, doğal olarak oyuna ve skora da yansıyor.

Diğer taraftan bu oyun üstünlüğünün istenilen pozisyonlara ve gollere dönüşememesinde yaratıcılık eksikliği ve formsuzluk da etkili. Galatasaray, pandemi sonrası diğer takımların çoğundan daha düşük bir form seviyesi ile döndü. Eldeki oyuncuların çok fazla yaratıcılık özelliklerinin olmadığı da bir gerçek. Özellikle sakatlıklar sonrası bu sorun kendisini daha net olarak göstermeye başladı. Sarı- kırmızılıların, transfer döneminde bu konuyu dikkate almaları ve ona göre transfer politikalarını belirlemeleri gerekiyor. Bu anlamda sadece ilk on bir değil, yedek kulübesinin de kaliteli olması büyük önem taşıyor. Nitekim Alanya maçında bunu bir kez daha gördük. Sarı- kırmızılılar, kulübeden oyuna dahil ettikleri oyunculardan verim alamadılar.

Tabii Galatasaray’daki eksik futbolcuları da unutmamak gerekiyor. Özellikle yaşanılan sakatlıklar, sarı- kırmızılıların belini büktü. Elbette burada Rize maçını bir kez daha hatırlamak gerekiyor. Sarı- kırmızılılar, Rize’de adeta katledildiler. İç sahadaki Gaziantep maçı da üzerine cila oldu.

Yazının devamı...

Konsantrasyon

6 Temmuz 2020

Galatasaray tribünlerinin özellikle son iki yıldır çok fazla kullandıkları bir kelime konsantrasyon. Ancak Trabzonspor karşısında izlediğimiz Galatasaraylı futbolcularda konsantrasyondan eser yoktu. Nitekim Feghouli’nin kırmızı karta neden olan o affedilmez hareketi de, Donk’un penaltıya sebebiyet veren müdahalesi de, Seri’nin ilk yarıda adeta sarı kart görmek için didinmesi de hep bu konsantrasyon eksikliğinin göstergeleriydi. Hatta Fatih Terim’de bile bunun izleri vardı. Eğer herhangi bir sakatlık söz konusu değilse, Emre Akbaba’nın yerine Yunus’un oyuna dahil edilmesi de bu anlamda değerlendirilebilecek bir değişiklikti.

Esasen Galatasaray teknik yönetimi ve futbolcular, konsantrasyon problemi yaşamakta çok da haksız değiller. Sarı- kırmızılılar, Rize’de adeta katledildiler. İç sahadaki Gaziantep maçı da üzerine cila oldu. Sekiz eksikle çıkılan Medipol Başakşehir karşısında iyi mücadeleye rağmen iki puan kaybedilmesi moralleri iyice bozdu. Son yaşanılan Onyekuru olayı, zaten bozuk olan moralleri iyice yere serdi.

Aslına bakarsanız geçen gün Fatih Terim’in Onyekuru ile birlikte yer aldığı fotoğraftaki yüz ifadesi, sarı- kırmızılıların içinde bulundukları ruh halini açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Gerçekten de Galatasaray takımı bu sezon, özellikle de pandemi sonrası çok büyük sıkıntılar yaşadı. Ancak yaşanılan bu sıkıntılar kesinlikle ‘’ şanssızlık ‘’ olarak değerlendirilemez!

Yeniden karşılaşmaya dönersek, Feghouli’nin kırmızı kart gördüğü 32. dakikaya kadar nispeten ortada bir maç vardı. Ancak bu kırmızı kart, Galatasaraylı futbolcuların mental seviyelerinin tamamen negatife düşmesine ve önce oyun ardından da skor üstünlüğünün Trabzonspor’a geçmesine neden oldu.

Fatih Terim, ikinci yarıya Linnes ve Sekidika ile başlayarak sağ kanatta etkili olmak istedi. Belhanda da sola kaydırıldı. Ancak skorun 2-0’a gelmesi engellenemedi.

Fatih Terim, 2-0’dan sonra hem farkın daha da açılmasını önlemek hem de kanatları daha aktif kullanıp hızlı çıkışlarla tehlikeler yaratabilmek amacıyla stoperleri üçledi, Linnes ve Şener’i de üçlü savunmanın kanatlarına yerleştirdi. Nitekim bu plan çerçevesindeki oyun, 90+3’de penaltıyı ve golü getirdi. Lakin kısa bir süre sonra gelen Trabzonspor’un üçüncü golü, sarı- kırmızılıların beraberlik umutlarını tamamen bitirdi.

Yukarıda da belirttiğim gibi Galatasaray zor bir sezon geçiriyor. Şampiyonluk umutları sona eren Cim Bom, puan kayıpları devam ederse Avrupa Kupaları’na bile katılamayabilir. Ancak sarı- kırmızılılar, içinde bulundukları bu durumu yeni bir başlangıç için fırsata dönüştürebilirler. Bu anlamda Galatasaray teknik ve idari yönetimi, bir an önce önümüzdeki yılın planlamasına başlamalılar. Hatta bu konuda bazı çalışmalar olduğu da duyuluyor. Verim alınamayan oyuncularla yollar ayrılmalı, gelecek vaat eden isimler takıma kazandırılmalı. Elbette burada ekonomik faktörler devreye girecek. Ekonomik şartların bu değişime ne ölçüde izin vereceğini önümüzdeki süreçte göreceğiz…

Yazının devamı...