Galatasaray Hayat Buldu

10 Ocak 2021

Antalyaspor ile kendi sahasında berabere kalan, ardından da Konyaspor’a deplasmanda mağlup olan Galatasaray, 6-0’lık Gençlerbirliği galibiyeti ile hayat buldu.

Arda ve Marcao’nun takıma geri dönmelerinin etkisi oldukça hissedildi. Arda, saha içerisinde canla başla mücadele edip Galatasaray’ın oyununa pozitif katkı sağladığı gibi Belhanda’yı da olumlu yönde etkiledi. Nitekim Faslı futbolcu, Gençlerbirliği karşısında attığı üç golle yıldızlaşırken oyun anlamında da pozitif izler bıraktı. Evet, mükemmel bir oyun oynamadı, rakip takımın ve kalecisinin çok ciddi hataları oldu ama yine de pozitif izler bıraktı. Esasen Belhanda gerçekten yetenekli bir futbolcu. Zaten tepkilerin nedeni de bu. Yeteneğini daha fazla sergilemesi yani devamlılık göstermesi gerekiyor. Devamlılık gösterdiği takdirde Galatasaray taraftarlarının baş tacı olur.

Takıma dönüşünün etkisi hissedilen bir başka isim de Marcao idi. Marcao, Galatasaray’a sadece oyun kurma anlamında katkı yapmadı, kritik zamanlarda yaptığı kritik müdahaleler ile skora da doğrudan etki etti. Maç 1- 0 iken Gençlerbirliği’nden Soner Dikmen’in kaleci Okan ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda, son anda yaptığı müdahaleyle golü önlemesi takdire şayandı.

Sahanın en başarılarılıları arasında saymamız gereken bir diğer isim de Emre Taşdemir. Fatih Terim’in, Gençlerbirliği karşısında Saracchi’nin yerine forma verdiği Emre Taşdemir, gösterdiği başarılı performansla teknik direktörünü mahcup etmedi. Başarılı sol bek, özellikle hücum anlamında takımına çok fazla katkı sağladı. İlk golün asistini yapan, dördüncü golün de oluşumuna büyük katkı sağlayan Emre Taşdemir, sol kanadı mekik gibi kullandı. Açık konuşmak gerekirse Emre Taşdemir şu anda Saracchi’den çok daha iyi durumda. Bu nedenle özellikle de lig maçlarında Fatih Terim’in tercihini Emre Taşdemir’den yana kullanacağını düşünüyorum.

Kesik yiyen diğer bek Linnes’in yerine görev yapan Şener de pek ileri çıkmasa da kötü bir maç çıkartmadı. Taylan Antalyalı, bu maçta da sarı- kırmızılıların en iyileri arasına adını yazdırdı. Öte yandan Oğulcan ve Emre Akbaba da bu maçda, eski karşılaşmalara göre daha iyi bir performans sergilediler. Esasen bu karşılaşmada Taylan Antalyalı, Belhanda, Emre Akbaba, Arda Turan ve Oğulcan Çağlayan’dan oluşan orta saha dişlisi iyi çalıştı. Bu da oyuna ve skora yansıdı.

Bir gol atan Diagne, bana göre çok başarılı bir performans gösterdi. Sürekli hareketliydi, orta sahaya hatta kendi yarı sahasına kadar geldi. Böyle olunca da arkadaşlarına boş alanlar yarattı. Çok koştu, çok mücadele etti. İçindeki kırılgan çocuk, Babel’in ricasını kıramadı ve penaltı atışında topu ona verdi. Oysa gol krallığına yarışan bir santraforun hem de böylesine iyi oynadığı bir maçta penaltıyı atması belki de daha doğru olurdu. Nitekim gol atmak için uygun bulduğu bir maçta oyundan çıkartılmasına içerledi. Lakin o konuda da Fatih Terim haklıydı. Skor 6-0 olmuşken tek santraforunu riske etmedi ve oyundan çıkarttı.

Elbette henüz 27. saniyede gelen gol, bütün planları değiştirdi. Ama bu, hiçbir şekilde Gençlerbirliği’nin kötü futbolunun bahanesi olamaz. Tabii burada genç kaleci Übeyd’e ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Altı gol yedi ve çoğunda hatalıydı. Fakat böylesine genç bir yaşta Galatasaray gibi bir takım karşısında ilk Süper Lig maçına çıkmak kolay bir şey değil. O nedenle bu maçtan gerekli dersleri çıkartması ama asla ölçü almaması gerekiyor. Umarım o da gelişimini başarıyla sürdürür ve iyi kalecilerimizin arasına adını yazdırır. Bu arada gerek ikinci yarının başında Taylan Antalyalı’nın gerekse de maçın bitiminde diğer başka Galatasaraylı futbolcuların kendisini teselli etmeleri de Fair Play adına bizleri duygulandıran güzel anlardı.

Sonuçta yukarıda da belirttiğim gibi Galatasaray, bu farklı galibiyetle hayat buldu. Lakin Gençlerbirliği’nin kötü futbolunun da bu farklı skorda etkili olduğunu belirmek gerekiyor. Nitekim karşılaşma, özellikle de 5-0’dan sonra Galatasaray adına kulübedeki oyuncuların maç eksikliklerini gidermeyi amaçlayan bir antrenman maçına döndü. Bu nedenle Gençlerbirliği maçı kesinlikle tam olarak ölçü alınmamalı. Aksi takdirde Beşiktaş derbisinde hüsran kaçınılmaz olur.

Yazının devamı...

Acemiler Bandosu

6 Ocak 2021

Galatasaray, oldukça eksik bir kadroyla çıktı Konyaspor karşısına. Kulübesi de aynı durumdaydı sarı- kırmızılıların. Bu nedenle oyuna müdahale seçeneği de sınırlıydı Galatasaray kenar yönetiminin. Gelgelelim sarı- kırmızılı teknik yönetim, o sınırlı müdahale şansını da yanlış kullandı. Sahada Galatasaray formasıyla yer alan oyuncu topluluğu da o formanın ve armanın hakkını veremedi. Kısacası sarı- kırmızılılarda, teknik yönetimden futbolculara kadar bir hata silsilesi mevcuttu. Esasen yenilginin temel nedenini de bu oluşturdu.

Olaya biraz daha geniş pencereden bakalım. Galatasaray’ın yenilgisi eksik futbolculara mı bağlanmalı? Konyaspor’un da önemli eksikleri vardı. Ama sahadaki yeşil- beyazlı oyuncu topluluğu, son ana kadar mücadeleyi bırakmadı.

Yoksa yorgunluğa mı bağlamalıyız sarı- kırmızılıların Konyaspor karşısında aldığı mağlubiyeti? Evet, bir yorgunluk seziliyordu Galatasaraylı futbolcularda. Ama aynı yoğun maç temposuna Konyaspor da maruz kalmıştı. İki takım da son maçlarını 2 Ocak Cumartesi saat 19.00’da oynamışlardı. Buna rağmen yeşil- beyazlı futbolcular, rakiplerine göre gözle görülür bir şekilde daha diri ve daha kuvvetliydiler.

Bu durumda Galatasaray’ın, düzenli oynayan ve oynamayan futbolcularının hepsini tam anlamıyla hazır tutamadığını ve fizik kondisyon açısından da sorunları olduğunu söyleyebiliriz. Oyuncu becerileri ve taktiksel anlamdaki sıkıntılar da cabası.

Esasen, önemli eksikler de olsa Galatasaray forması giyen futbolculardan daha farklı bir performans bekliyor insan. Lakin bırakın bu performansı, kenardaki teknik yönetiminden sahadaki futbolcusuna kadar akort tutmayan bir acemiler bandosu izledik sahada.

Hangisinden başlamalı, hangisini ön plana çıkarmalı bu acemiliklerin? Top kontrolü, pas tercihleri ve vuruşlar gibi futbolun temel konularındaki acemiliklerden mi, Konyaspor’un ilk golündeki kademe hatası ve bireysel acemiliklerden mi, iki sefer beraberliği yakalama şansı ele geçirilmesine rağmen yine acemice hatalarla yenilen gollerden mi, Emre Akbaba’yı 99 dakika oyunda tutan, Sekidika’yı sahaya sürmeyen, Babel’i de oyuna geç alan ve problem çözemeyen teknik yönetimden mi?

Açık konuşmak gerekirse Taylan ve belki biraz da Oğulcan dışında dişe dokunur kimse yoktu Galatasaray’da. Evet, Taylan da eski maçlarının biraz gerisinde kalmış olabilir. Ama en azından bir şeyler yaptı, mücadele etti. Kaleci Okan’ı da suçlamak belki biraz ağır olur. Lakin diğer isimler tam bir hayal kırıklığı yarattılar. Donk, en kötü maçlarından birini oynadı. Luyindama sakatlıktan hâlâ dönemedi. Çok ağır, çok hantal, zamanlama sorunu var ve bunların da etkisiyle çok yanlış müdahaleler yapıyor. Konyaspor’un üçüncü golüne neden olan penaltı pozisyonunda yaptığı gibi!

Emre Akbaba da her hafta biraz daha ivme kaybediyor. Konyaspor’un ilk golünde adamını kaçırmasından tutun da top kontrolüne, vuruşlarına, oyuna katkısına, fiziki durumuna kadar hep olumsuz şekilde göze battı. Buna rağmen Galatasaray teknik yönetimi onu maçın sonuna kadar sahada tuttu. Oysa hızını bildiğimiz Sekidika, her halde ondan daha kötü olamazdı! Veya hastalıktan yeni çıkmasına ve maç eksiğine rağmen Babel! Nitekim sahaya geç sürülen Babel, ileriye nisbeten hareketlilik getirdi ve Galatasaray’ın üçüncü golünün mimarı oldu.

Yazının devamı...

Galatasaray Duvarı Aşamadı

3 Ocak 2021

Öncelikle Omar Elabdellaoui’ye geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar temenni ediyorum. Bu tür yanıcı ve patlayıcı maddelerin bırakın evde bulunmalarını, satılmalarının bile yasaklanması gerektiğini düşünüyorum.

Hafta içerisinde kendi sahasında Hatayspor karşısında aldığı 6-0’lık yenilginin Antalyaspor’un kimyasını ne kadar çok bozduğu, Galatasaray maçında kendisini net olarak gösterdi. Sahaya sadece gol yememek üzerine kurulu bir planla çıkan kırmızı- beyazlılar, kelimenin tam anlamıyla kalelerinin önüne otobüsü çektiler. Öyle ki Antalyasporlu futbolcular, Galatasaray’ın on kişi kaldığı bölümde ve hatta Falcao’nun sakatlığından dolayı sarı- kırmızılıların sahada dokuz kişi oynadıkları zaman diliminde de golü düşünmediler. Konuk takım, sadece ilk yarının sonunda bir tehlike yaratabildi. İkinci yarıdaki kimi cılız ataklar da Galatasaraylı oyuncuların kaybettikleri toplar sonucunda gelişti. Bilinçten, şuurdan yoksun, spontane getirilen bu toplar da Marcao engelini aşamadılar.

Elbette Antalyaspor duvarını aşamayan ve aşmak için yeterli çözümleri üretemeyen Galatasaray’ı ve onun kötü futbolunu da es geçmeyelim. Sarı- kırmızılıların, kalabalık Antalya savunmasını aşmak için kanatları daha etkili kullanmaları, ceza sahası dışından ve civarından daha fazla şut denemeleri yapmaları gerekirdi.

Donk her ne kadar görevini yerine getirse de Taylan’ı oldukça aradı Galatasaray. Elbette Feghouli’yi de. Belhanda daha fazla sorumluluk almalıydı. Ama o, takımının ona ihtiyacı olduğunda kaybolduğu maçlardan birini oynadı yine. Saracchi, solda bir şeyler yapmaya çalıştı ama yine savruktu. Linnes de sağ kanatta gayret gösterdi lakin o da çok yeterli olamadı. Arda Turan’ın tek başına mücadelesi de sonucu değiştirmeye yetmedi.

Evet, Galatasaray’da sadece Marcao ve Arda Turan göze batan bir mücadele sergilediler. Oğulcan Çağlayan, kapalı savunma arasında yetersiz kaldı. Bu nedenle ikinci yarıda doğru bir hamleyle Falcao oyuna dahil edildi. Ama yalnızca 30 dakika sahada kalabildi Kolombiyalı futbolcu. Emre Kılınç’ın kırmızı kartının üzerine bir de Falcao şoku, iyice oyundan düşürdü sarı- kırmızılıları.

Falcao’da büyük ihtimalle ikinci bir Robin van Persie vakası yaşıyoruz. Diagne de tam anlamıyla güvenilebilecek bir santrafor değil. Üstelik takımın en maliyetli iki oyuncusu da bunlar. Yine geçen yazımda vurguladığım konuya geliyoruz, Adem Büyük neden bırakıldı?

Galatasaray sadece zirve yolunda iki puan değil, aynı zamanda Emre Kılınç, Marcao ve Arda Turan’ı da kaybetti. Bu üç futbolcu da Salı akşamı Konya deplasmanında forma giyemeyecekler. Emre Kılınç, rakibine inanılmaz derecede acemice bir müdahalede bulundu ve oyun dışı kaldı. Onun ihracı, sarı- kırmızılıları çok olumsuz etkiledi. Bu pozisyondan sadece dört dakika sonra Marcao’ya çıkan kartın rengi de sarı değil kırmızı olmalıydı.

Bu arada bu üç futbolcu dışında Falcao da büyük ihtimalle Konya maçında sahada olamayacak ama o zaten sürekli devamsız olduğu için eksikler listesine yazmaya gerek görmedim!

Yazının devamı...

Galatasaray Zirveye Yürüdü

27 Aralık 2020

İki takım için de büyük önem taşıyan karşılaşmaya iyi başlayan Galatasaray oldu. Trabzonspor’un bir süre sonra oyunda nisbeten dengeyi sağladığı ilk yarıda iki takım adına da dikkat çekenler, orta sahaya sıkışan oyun, son tercihler ve paslardaki hatalardı.

Galatasaray için bir başka handikap da sonlandırılamayan ataklar oldu. Trabzonspor, sarı- kırmızılıların sonlandıramadıkları bu ataklardan dönen toplarda Yusuf ve Nwakaeme ile boş alanlar buldu. Lakin bordo- mavililer, bunları sonuca çevirecek bir üretkenlik gösteremediler. Gol ise devrenin sonunda, oyunda rakibine göre daha ağır basan Galatasaray’dan geldi. Emre Kılınç, Oğulcan ve Arda üçlüsü bu golde harika bir iş çıkarttılar.

İkinci yarıya iyi başlayan da yine Galatasaray oldu. Sarı- kırmızılılar, bu devrede arkada daha boş alanlar buldular. Galatasaray, Mariano kadar hücuma katkı sağlayamayan Omar Elabdellaoui’nin aksine sol kanadı daha etkili kullandı. Nitekim ikinci gol de böyle geldi. Bu golde de Ömer Bayram’ın tek topu ve Oğulcan’ın gol vuruşu takdire değerdi.

Farkı ikiye çıkartan Galatasaray’ın oyundaki üstünlüğü de devam etti. Trabzonspor, Arda yorulup oyundan çıktıktan sonra ileride daha fazla görülmeye başladı. Bu bölümde oyun daha çok Galatasaray yarı sahasında oynandı. Gelgelelim Trabzonspor, bu etkinliğini gole dönecek bir üretkenliğe çeviremedi.

İleride top tutamaz hale gelen Galatasaray’ın 86’da stoperleri üçleyip, kayıp golcü Falcao’yu da sahaya atmasıyla oyun yeniden dengelendi.

Eksikleri olan iki ekipten, doğruları yapan ve kadro kalitesi daha iyi olan takım kazandı. Gerçekten de Galatasaray, elindeki kadroyu doğru bir şekilde değerlendirdi ve doğru bir oyunla üç puana ulaştı. Marcao’nun dönmesi oyun kurma anlamında pozitif etki yaptığı gibi bu anlamda Donk’u da rahatlattı. Saracchi, bu maçta daha iyi bir görüntü sergiledi. Önümüzdeki hafta tamamen eski formda halini izleyebiliriz. Belhanda, yine top kayıpları yapsa da sorumluluk aldı. Maça iyi başlayan Feghouli’nin sakatlanması üzerine oyuna dahil olan Ömer Bayram da iyi mücadele etti ve güzel bir asiste imza attı. Emre Kılınç da başarılı performansıyla göz doldurdu. Arda Turan ise gerçekten çok iyi mücadele etti. Nitekim onun takımı adına nasıl bir denge unsuru olduğu oyundan çıktıktan sonra anlaşıldı. Taylan ise gizli kahraman. Haftaya yokluğu hissedilebilir.

Kaleci Okan Kocuk’a da ayrıca değinmek gerekir. Muslera gibi bir ismin ardından kaleyi devralmak kolay bir şey değil. Okan, bu maçta da başarılı bir performans sergiledi. Kurtardığı iki net pozisyon, Galatasaray’ın galibiyetinde etkili oldu. Özellikle 24. dakikada maç 0-0 iken Hugo’nun kafa vuruşunu kurtardığı pozisyonda adeta uzadı.

Falcao’nun ardından Diagne’nin de takımdan ayrı kalması, Oğulcan’ın üzerine ağır bir sorumluluk yükledi. Ancak genç futbolcu, böyle önemli bir maçta bu sorumluluğun altından kalkmayı başardı. Yukarıda da belirttiğim gibi, Ömer Bayram’ın tek pasında yaptığı koşu ve gol vuruşu gerçekten güzeldi. Oğulcan genç ve umut vaat eden bir oyuncu. Gelecekte çok büyük başarılara imza atabilir. Lakin yine de ister istemez akıllar sezon başına gidiyor. Falcao gibi sakatlanmaya meyilli ( belki de müzmin sakat ) ve takımını çoğu zaman yalnız bırakan bir santrafor ile Diagne gibi asla tam olarak güvenemeyeceğin, papatya falı misali bir santraforun yanında Adem Büyük’ün kesinlikle Galatasaray’da kalması gerekirdi diye düşünüyorum.

Yazının devamı...

Gelgitli Oyun

23 Aralık 2020

Salı sabahına, Türk futbolunun önemli isimlerinden Özkan Sümer’i kaybetmenin verdiği acıyla uyandık. Trabzonspor’a ve Türk futboluna büyük hizmetlerde bulunan Özkan Sümer, unutulmazlar arasına adını altın harflerle yazdıran bir efsaneydi. Trabzonspor’un ve Türk futbolunun başı sağ olsun…

Geçen haftanın iki kaybedeni, yara sarmak amacıyla çıktılar yeşil çimlere. Karşılaşma sonucunda amacına ulaşan Galatasaray oldu. Lakin futbol anlamında çok gelgitli bir oyun izledik.

Galatasaray, son zamanların belki de en iyi maç başlangıcını yaptı. 12 dakikada skoru 2-0’a getiren İstanbul’un sarı- kırmızılıları, oyun anlamında da sahanın tek hakimiydiler. Fakat Göztepe’nin 14. dakikada bulduğu gol, maçın seyrini bir anda değiştirdi. O dakikadan sonra daha fazla kendi sahasında kalan bir Galatasaray ve daha fazla rakip sahada yer alan bir Göztepe izledik.

İkinci yarıya da iyi başlayan yine Göztepe’ydi. Hatta Göz Göz, 49’da Soner’le mutlak bir golü de kaçırdı. Ama 62’de Feghouli ile gelen gol, maçın seyrini bir kez daha değiştirdi. Skor olarak rahatlayan Cim Bom, bunun etkisini oyun anlamında da hissetti ve rölantiye dönen oyunun son bölümlerinde iki taraf da önemli pozisyonlar bulsa da skor değişmedi.

Galatasaray’da Donk, Taylan, Arda, Feghouli ve Belhanda’yı gecenin iyileri arasında sayabiliriz. Kaleci Okan da kötü bir görüntü sergilemedi. Diğerleri ise etki bırakacak bir performans gösteremediler.

Donk, joker gibi, nerede görev verilirse orada oynuyor ve her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Bu maçta da bir iki hata dışında görevini iyi bir şekilde yerine getirdi. Arda’ya attığı gol pası ise akıl doluydu. Arda da çok mücadele etti ve güzel bir vuruşla takımının ikinci golünü kaydetti. Galatasaray’ın geriden oyun kurmakta zorlandığı bölümde bir ara geriye kadar gelip sorumluluk almaya çalıştı. Taylan, Göztepe maçında eski performanslarının biraz uzağında kalsa da yine de topu ileriye taşıma anlamında çabaladı. İkinci yarıda, Galatasaray’ın geriden oyun kurmakta zorlandığı anlarda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor diye düşünürken Feghouli’ye o muhteşem gol pasını attı. Bu çabası da onu iyiler arasına yazdırdı. Belhanda, yine top kayıpları yapmasına rağmen iyi bir maç çıkarttı. Özellikle Feghouli ile uyumu sahaya pozitif olarak yansıdı. Feghouli de başarılı futbolunu güzel bir golle süsledi. Gerçekten de Cezayirli futbolcunun gol vuruşu da aynı Arda gibi güzeldi. Çok daha uygun pozisyonlarda kaçan golleri, özellikle ligimizde fazlaca izliyoruz. Örneğin Emre Kılınç’ın, 90. dakikada kaçırdığı gol gibi!

Galatasaray’da Saracchi kötü performansını bu hafta da devam ettirdi. Hâlâ hazır değil ve defansa da hücuma da katkı sağlayamıyor. Önümüzdeki hafta, yani dört gün sonra oynanacak Trabzonspor maçında bu bölgede Linnes düşünülebilir.

Luyindama da, belki de Marcao’nun yokluğunda sol stoper oynamanın da etkisiyle, çok fazla hata yaptı. Galatasaray, Marcao’nun yokluğunda geriden oyun kurma anlamında da sıkıntı yaşadı. Bu anlarda da yine Donk bir şeyler yapmaya çalıştı. Nitekim Hollandalı futbolcu, ikinci golde Arda’yı çok güzel uzun bir tek topla gördü.

Yazının devamı...

Kayıp Fenerbahçe

20 Aralık 2020

Öncelikle, Gaziantep’teki özel bir hastanede meydana gelen patlama sonucunda hayatını kaybeden yurttaşlarımıza rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Sahip olduğu kadro zenginliği ve derinliği nedeniyle sezon başında pek çok kimse tarafından şampiyonluğun en büyük adayı olarak gösterilen Fenerbahçe, sürekli gerileyen performansı ve aldığı kötü sonuçlarla taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor.

Gerçekten de futbol kamuoyu, geçen hafta kendi sahasında Yeni Malatyaspor karşısında oynadığı kötü futbol ve aldığı farklı yenilginin ardından bu haftaki Gaziantep maçında sahaya bir tepki koymasını bekliyordu Fenerbahçe’nin. Ancak Cüneyt Çakır’ın başlama düdüğüyle birlikte yine sarı- lacivert bir hayal kırıklığı yayıldı sahaya. Her hattıyla tel tel dökülen, planı, ne oynadığı belli olmayan bir Fenerbahçe… Bir tek Pelkas vardı çabalayan, bir şeyler yapmaya çalışan. Zaten golünü de o attı sarı- lacivertlilerin ve yakalattığı beraberlikle bir şans daha verdi Sarı Kanarya’ya… Ama bu umut da kısa sürdü…

Ikinci yarıda hücumda daha etkili bir Fenerbahçe vardı. Ancak bu etkinlik gole dönüşemedi ve bir üç puan daha uçtu gitti sarı- lacivertlilerin ellerinden. Üstelik Galatasaray da kaybetmişken…

Esasen Fenerbahçe için söyleyecek çok söz var. Ancak doğaldır ki, gözler ilk olarak Erol Bulut’a dönüyor. Çünkü bu kadronun hem fizik hem mental hem de oyun olarak yaşadığı düşüşün baş sorumlusu kendisidir. Eleştirilere tepki gösteriyor Erol Bulut ama bu, gerçeklerin üstünü örtmüyor. Fenerbahçe’nin doğru düzgün bir oyun planı yok, oyuncu performansları sürekli geriliyor. Sosa an itibariyle kaybedilmiş gözüküyor, her hafta bir şeyler yapmaya çalışan Pelkas sürekli kanca yiyor ( nedense bu maçta onu oyundan çıkartmadı ! ), Gustavo kayıp, her maçta ısrar edilen Gökhan Gönül’ün vücudu artık dayanamadı, Harun’un sakatlığından dolayı elde kaleci alternatifi kalmamışken kupada Karacabey karşısında kalede Altay oynuyor ve o da kaybediliyor, stoperler evlere şenlik…

Stoperler demişken, Fenerbahçe gibi bir takımda oynayan bir stoper, iki hafta arka arkaya böyle acemice, insana saç baş yoldurtan penaltıları nasıl yaptırır?

İşte o zaman ister istemez kalite konusu gündeme geliyor. Ben, Fenerbahçe’nin stoperlerinin sarı- lacivertli takımda oynamak için yeterli olmadıklarını düşünüyorum. Bu anlamda, sezon başında stoper transferinde daha doğru bir politika izlenebilirdi.

Sonuç olarak yukarıdaki liste uzayıp gider. Çünkü sorun çok. Elbette bununla eş zamanlı olarak yanlış da çok. Ve tabii bunlar yeni değil, bir sürecin sonucu. Gaziantep maçı, bunun sadece son örneği oldu. Bu arada, her şeye rağmen hâlâ şampiyonluğun en güçlü adayının Fenerbahçe olduğunu belirtmek istiyorum. Eğer yanlışlar sonlandırılır ve doğru bir yol tutturulursa, sarı- lacivertlilerin şampiyonluk ipini göğüslemeleri benim için sürpriz olmayacaktır.

Yazının devamı...

Adım Adım Zirveye

6 Aralık 2020

Galatasaray, Hatayspor karşısında son haftalardaki başarılı performansının gerisinde kaldı ve zorlandı. Bunun temel nedeni, Hatayspor’un Cim Bom’un son haftalarda karşılaştığı takımlara göre daha iyi ve daha diri bir görüntü sergilemesiydi.

Gerçekten de konuk takım iyi bir maç çıkarttı. Eğer son tercihlerde ve son vuruşlarda başarılı olabilselerdi, maçın sonucu daha farklı olabilirdi. Bu anlamda Galatasaray’ın aldığı 3-0’lık galibiyetin büyük bir önem taşıdığını belirtmek gerekiyor.

Esasen son tercihler ve son vuruşlardaki başarısızlığı Galatasaray da yaşadı ki bu, sarı- kırmızılıların son zamanlarda sık yaşadıkları bir durum. Nitekim Cim Bom, Hatayspor karşısında da son maçlardaki kadar olmasa da net pozisyonlar bulmayı başardı ama bunları son derece kötü vuruşlarla harcadı. Örneğin zor pozisyonda harika bir gol atan Diagne, daha uygun durumdaki iki pozisyonu kötü vuruşlarla değerlendiremedi. Özellikle 52. dakikada kale önünde bomboş pozisyonda topu dışarı vurması inanılır gibi değildi.

İşte bu kaçan pozisyonlar, Hatayspor’un oyunda kalmasına neden oldu. Özellikle ikinci yarıda konuk takımın daha etkili olduğunu gördük. Galatasaray orta sahası, bu devrede rakibine gerekli reaksiyonu gösteremedi. Esasen Fatih Terim bu bölümde, yani ikinci yarının ortalarında orta sahaya bir takviye yapabilirdi. Sarı - kırmızılılar belki o zaman oyunu daha erken koparabilirlerdi.

Galatasaray’ı rahatlatan ve oyunun gidişatını değiştiren, Pablo’nun kendi kalesine attığı gol ve kırmızı kart oldu. Böylece sarı- kırmızılılar, zorlandıkları bir karşılaşmadan 3-0’lık bir galibiyetle ayrılmayı başardılar.

Bu karşılaşma özelinde özellikle değinilmesi gereken bir kaç isim olduğunu düşünüyorum. Orta sahada özellikle ilk yarıda başarılı bir maç çıkartan Feghouli, ilk golde Diagne’ye zor ama güzel bir pas gönderdi. Diagne de zor pozisyonda mükemmel bir gol attı. Gerçekten ustalık gerektiren tam bir golcü vuruşuydu. İkisini de tebrik etmek gerekiyor. Ama böyle zor bir pozisyonu golle sonuçlandıran Diagne, çok daha kolay pozisyonlarda da topu ağlara gönderebilmeli. Öte yandan Falcao’nun yokluğunda Diagne’nin sıraladığı bu gollerin, kendisinin geleceği ve kariyeri adına oldukça önemli olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

Üçüncü golü atan genç Kerem Aktürkoğlu’na da değinmeliyiz. Genç futbolcu güzel bir gol attı. Zor zamanlar geçiren kulüplerimiz için gençlerin başarılı olmaları çok önemli. Kerem de bu maçta attığı bu güzel golle gelecek adına umut verdi. Dilerim yolu ve bahtı açık olur…

En son kaleci Fatih’e değinmek istiyorum. Fatih, bu karşılaşmada da yine hiç güven vermedi. Şu haliyle Galatasaray’ın kalesini koruyabilecek bir durumda gözükmüyor.

Yazının devamı...

Doğrular Farka Taşıdı

29 Kasım 2020

Galatasaray, geçen haftaki Kayserispor maçının neredeyse birebir aynısını yaşadı Rize deplasmanında. Rakip kaleyi ablukaya alıp maçı tek kaleye çeviren bir Galatasaray, bu ataklara set çeken bir kaleci, sayısız pozisyona rağmen yine penaltıdan gelen üstünlük golü ve çok kötü oynayan bir rakip.

Gelgelelim Galatasaray, geçen haftaki trajik senaryoyu bu sefer yaşamadı. Bunun temel nedeni de Fatih Terim’den sahadaki oyunculara kadar herkesin doğruları yapmasıydı. Nitekim bu doğrular sarı- kırmızılıları farka taşıdı.

Öncelikle Fatih Terim’den başlayalım. Tecrübeli teknik adamın, yedi hatta Muslera ile birlikte sekiz eksikle Rize’ye gelen ve geçen hafta oldukça trajik bir kayıp yaşayan takımını bu maça iyi motive ettiğini söylemeliyiz. Ayrıca Kayseri maçından dersler çıkartıldığı da belli oluyordu. Takımın defanstaki duruşu, Taylan’ın daha fazla aktif rol alması, Diagne’nin ileride sabit durmayı bırakıp hareketlenmesi gibi şeyler bunun en bariz örnekleriydi. Öte yandan Fatih Terim, geçen haftanın aksine Çaykur Rizespor karşısında oyuncu değişiklikleri için acele etmedi ve oyun sistemini de bozmadı.

Gelelim oyunculara. Sarı- kırmızılı futbolcuların çoğu her ne kadar geçen hafta da başarılı bir futbol sergilemiş olsalar da Rizespor karşısında daha pozitif bir görüntüdeydiler. Örneğin geçen haftaki Kayseri maçının eleştirilen isimleri arasında yer alan Oğulcan, Rizespor karşısında daha gayretli ve daha başarılı bir performans ortaya koydu. Taylan adeta bir maestro gibi takımının ataklarını orta sahadan yönetti ve güzel futbolunu jeneriklik bir golle süsledi. Orta sahada ona eşlik eden Feghouli alkışı hak etti. Diagne, yukarıda da belirttiğim gibi stoperlerin kucağında sabit durmak yerine hareketli bir oyun ortaya koydu. Böyle olunca da rakip stoperler için kolay kontrol edilen bir santrafor olmaktan çıktı ve onların dengesini bozdu. Ayrıca arkadaşlarına da boş alanlar yarattı. Yaptığı hat- trick ise hem ona hem de Galatasaray’a ilaç oldu. Diagne’nin moral ve kendine güven açısından böyle bir şeye ihtiyacı vardı. Cim Bom’un da böyle bir Diagne’ye. Ancak yine de golcü futbolcunun çok eksikleri var. Son vuruşları hâlâ çok kötü. Rize maçında da uygun pozisyonları çok kötü vuruşlarla harcadı. Attığı penaltı golündeki vuruşu kötüydü. Keza ikinci goldeki vuruşu da iyi değildi. Ama bu gol, hazırlanış açısından tek kelimeyle şahaneydi.

Kısaca Diagne’nin daha fazla çalışması gerekiyor. Özellikle son vuruşlarını geliştirmeli.

Sol kanadı mekik gibi dokuyan Emre Taşdemir’i de unutmamak gerekiyor. Son bölümde oyuna giren Sekidika’yı da beğendim. Ama Donk’a özellikle değinmek istiyorum. Gerçekten çok yönlü bir futbolcu. Hangi mevkide görev verilse oynuyor. Rize karşısında da stoperde hem defansif anlamda hem de geriden oyun kurma anlamında çok başarılıydı. Donk gerçekten Galatasaray için bir şans. Tabii Tudor zamanında gözden çıkartılan ve taraftarlar tarafından da istenmeyen adam ilan edilen Donk’un Fatih Terim’in dokunuşuyla bugünkü durumuna geldiğini de unutmamak gerekiyor.

Sonuç olarak Galatasaray, Rize deplasmanında iyi futbolla dört gollü bir galibiyet aldı. Şimdi soru şu: ‘’ Sakatlar ve karantinadakiler döndüklerinde Fatih Terim formayı kimlere verecek? ‘’

Yazının devamı...