Benzer sıkıntıları yaşayan iki takım karşılaştı dün akşam İstanbul’da. İkisinin de amacı, bir ölçüde de olsa nefes almaktı ve bunu başaran Galatasaray oldu. Ancak bu nefes Cim Bom’a tam bir rahatlama için yeter mi, bilmiyorum. Çünkü gelecek adına çok umut veren bir futbol ortaya koymuyor İstanbul’un sarı- kırmızılıları.

Dün akşam maça iyi başlayan Galatasaray oldu. İlk dakikalardaki sağlı sollu ataklar, Galatasaraylı taraftarları heyecanlandırdı.

Lakin bu durum kısa sürdü ve İstanbul’un sarı- kırmızılıları giderek oyundan düşerlerken İzmir’in sarı- kırmızılıları oyunda dengeyi kurdular ve ilk yarının sonunda Luyindama’nın hatasını iyi değerlendirerek skor olarak da öne geçmeyi başardılar.

Galatasaray, saman alevi gibi parladığı kısa süre dışında çok üretken olamadı ilk yarıda. Beklerin hücuma katkıları yok denecek kadar azdı. Orta sahada da üstünlük kurulamadı. Dakikalar ilerlemesine rağmen gol bulunamaması, Galatasaraylı futbolcuların telaşlanmalarına ve bunun sonucu olarak da daha fazla hata yapmalarına neden oldu.

Galatasaray’ın kronik zayıf halkası haline gelen Luyindama, kaptırdığı topla takımının gol yemesine sebebiyet verdi. Ancak burada Göztepeli Halil Akbunar’ın mücadelesini ve golü atan Ndiaye’nin vuruşunu da göz ardı etmemek gerekir.

Esasen Göztepe, oyunda dengeyi kurduktan sonra maçı istediği kıvama getirmişti. Kendi sahasında takım halinde savunma yapan ve rakibe alan vermeyen Göz Göz, kimi zaman ileride yaptığı baskıyla da etkili olmaya çalıştı. Nitekim bu maçta santrafor arkasında hatta kimi zaman ikinci bir santrafor gibi görev alan Halil Akbunar, doğru adama yani Luyindama’ya yaptığı baskıyla topu kazanmasını bildi ve pozisyon, Ndiaye’nin güzel vuruşuyla golle sonuçlandı.

Fatih Terim, ikinci yarıya çift santrafor ve kalabalık bir hücum hattıyla risk alarak başladı. Gerçekten de ikinci yarıya baskılı başlayan Galatasaray, önce Göztepe kalecisi İrfan Can’ın hatasıyla beraberliği yakaladı ardından da Morutan’ın güzel golüyle öne geçti.

Ancak 56. dakikadaki bu golden sonra oyun olarak yine geriledi Galatasaray. Cim Bom’un şansı, Göztepeli futbolcuların çok fazla becerikli olamamalarıydı. Esasen bu sezon performans anlamında takım olarak çok kötü Göztepe. Galatasaray maçını kaybetmelerine de temelde bu neden oldu.

Yukarıda da belirttiğim gibi Galatasaray galibiyet hasretine son verdi ama ilerisi için yine umut vermedi. Oyuncuların form durumları, performansları, fiziki ve mental durumları iyi değil. Hatta sezon başından bu yana her maç bir gerileme söz konusu. Göztepe maçının her iki devresinin başı, bu konuda bir istisna oldu. Ama saman alevi gibi parlayan bu birkaç dakikalık oyun ve performans, kalıcı başarı için asla yeterli olmaz. Sarı- kırmızılı taraftarlar, doğal olarak Lazio maçındaki oyunu ve performansı bekliyorlar. Elbette o maçın konumu ve havası farklıydı. Lakin Galatasaray hüviyetindeki bir takımın o performansı sezon genelinde göstermesi gerekir.

Göztepe açısından ise sezon başından beri özellikle vurguladığım kadro yetersizliği sorunu her geçen hafta daha çok etkisini gösteriyor. Sezon başında Ünal Karaman yönetiminde doğru ve yeterli bir kadro kurulamadı. Bunun dışında oyuncular fiziki açıdan da yeterli bir görüntü vermediler. Futbolcuların form durumu kötüydü ve performansları da yetersizdi. Yeni teknik direktör Nestor El Maestro döneminde de kötü görüntü ve puan kayıpları devam ediyor.

El Maestro’nun Jahovic’i mutlaka takıma monte etmesi lazım. Jahovic’siz bir oyun anlayışının çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Lourency’de gösterilen ısrar, Jahovic için de gösterilmeli!

Göztepe, sadece İzmir değil Türk futbolu için önemli bir kulüp. Bu nedenle Göztepe’deki tüm bileşenler acil olarak bir araya gelip bu durumdan kurtuluş için bir plan belirlemeliler.