Galatasaray – Altay karşılaşması, güzel bir mücadeleye sahne oldu. Kazanmak zorunluluğuyla sahaya çıkan Galatasaray, oyun anlamında beklemediği kadar agresif bir Altay buldu karşısında. Özellikle ilk 20 dakika sahada doğruları yapan ve oyun üstünlüğünü elinde tutan siyah- beyazlılardı. Nitekim bu süreçte skor üstünlüğünü de elde etmeyi başardılar.

Galatasaray ise özellikle orta sahada sorun yaşadı. Taylan ve Berkan’dan oluşan orta saha kurgusunda yaratıcılık anlamında sorun yaşayan sarı- kırmızılılar, Cicaldau’yu çok aradılar.

Geriden oyun kurmakta zorlanan ve çıkışlarda sıkıntı çeken Galatasaray, bunun sonucu olarak set oyunu kuramadı ve rakip kalede istediği verimliliği elde edemedi. Cim Bom, ancak kaptığı toplarda hızlı çıkışlarla ve rakip defansın arkasına atılan toplarla tehlikeler yaratabildi.

20 dakikadan sonra Altay’ın maçın başındaki performansının gerisine düşmesinin de etkisiyle Galatasaray, oyunda ağırlığını daha fazla hissettirmeye başladı. Nitekim sarı- kırmızılılar, bu bölümde Halil Dervişoğlu ile beraberliği yakalamayı başardılar.

İkinci yarıya daha agresif başlayan ve oyunda üstün olan taraf Galatasaray’dı. Özellikle 69’da yapılan üç oyuncu değişikliğinin ardından oyunun kontrolü tamamen sarı- kırmızılılara geçti. Bunda Morutan faktörünün çok belirleyici olduğunu bilhassa belirtmek gerekir.

Galatasaray’ın oyun üstünlüğü ve rakip kaledeki baskısı kısa süre içerisinde meyvesini verdi ve sarı- kırmızılılar, Diagne ile öne geçmeyi başardılar. Fakat Galatasaray’ın oyun üstünlüğünü elinde tuttuğu dakikalarda dahi mücadeleyi bir an olsun bırakmayan ve yanlış tercihlerden dolayı ileride etkinlik sağlayamayan Altay, geriye düştükten sonra oyunu bırakmadı ve rakip kalede daha fazla görülmeye başladı. Nitekim bir süre sonra da penaltı ve beraberlik golü geldi.

Altay’ın kazandığı penaltı çok tartışıldı. Aynı şekilde Galatasaray’ın ilk golü öncesinde Halil Dervişoğlu’nun Altaylı Murat Akça’ya yaptığı faul de bir başka tartışma konusunu oluşturdu.

Galatasaray’ın orta saha sorunu bu maçta da kendisini net olarak hissettirdi. Sarı- kırmızılıların yaratıcı bir orta saha oyuncusuna ihtiyaçları var.

Aynı şekilde bekler de problemli. Altay, bu karşılaşmada kenarlarda ve geride açıklar verdi. ( Zaten siyah- beyazlılar, Nadiri’nin yokluğunda sol bekte forvet oyuncusu Kazımcan’ı oynatmak zorunda kaldılar. ) Fakat Galatasaray bekleri bu açıkları değerlendiremediler. Yedlin, Galatasaray’da oynayacak kaliteye sahip gözükmüyor. Van Aanholt da bir türlü istenilen seviyeye ulaşamadı.

Tabii santrafor sorunu da ayrı bir konu. Galatasaray’ın birinci santraforunun kim olduğu sorusu cevabını bulabilmiş değil. Maça göre değişen santrafor tercihleri bu mevkide oynayan üç futbolcunun da devamlılık sağlayamamalarına neden oluyor.

15. Hafta itibariyle liderle oluşan 16 puanlık fark da bir başka sorunu oluşturuyor. Tabii bu konuda Galatasaray yalnız değil. Fenerbahçe ve Beşiktaş da zirveden uzaklaşma hususunda sarı- kırmızılılara eşlik ediyorlar.

Yedi haftadır üç puan alamamanın sıkıntısıyla sahaya çıkan Altay, çok iyi bir mücadele örneği sergiledi. Zaten mücadelenin son ana kadar nefes kesmesinde siyah- beyazlıların bu performansı çok etkili oldu.

Altay sadece İzmir değil Türk futbolu açısından da önemli bir kulüp. Bu karşılaşmada iki takımın da başında yer alan kişilerin Altay altyapısından çıkmaları bunun en güzel örneği. Siyah- beyazlılar, ligi iyi bir yerde bitirebilecek bir kadroya sahipler. Başlarında da Mustafa Denizli gibi bir tecrübe var. Altay gibi kulüplerin başarıları olmaları, Türk futbolunun gelişimi açısından da büyük önem taşıyor.