Gol sesinin çıkmadığı bir geceye sahne oldu Başakşehir Fatih Terim Stadyumu. Esasen bu sessizlik ve onun ardında gizlenen karanlık, uzun bir süredir sinmiş durumda Galatasaray’ın üzerine! Rakipler değişse de aynı verimsizlik, aynı üretkensizlik, aynı beceriksizlik, aynı kalitesizlik, aynı bezginlik devam ediyor sarı- kırmızılılarda. Geleceğin kapkara silueti de tamamlıyor tablodaki fonu.

Başakşehir karşısına son maçlardaki orta saha ve santrafor tercihini değiştirerek çıktı Domenec Torrent. İlk on dakika baskılı ve oyuna tamamen hâkim olan bir Galatasaray izledik. Ancak bu on dakikadan sonra yine eski maçlardaki haline döndü sarı- kırmızılılar; yaratıcılıktan, üretkenlikten uzak, verimsiz ve cılız...

Gerçekten de bu on dakikanın ardından önce oyunda dengeyi kurdu Başakşehir ve sonrasında da üstünlüğü eline aldı. Buna rağmen onların da bildiğimiz üretkenliklerinden uzak oluşları, Galatasaray’ın şansı oldu.

İkinci yarı ise yirmi beş dakika Başakşehir fırtınası izledik. Bu bölümde tamamen sahadan silindi sarı- kırmızılılar. Erick Pulgar ve Gomis’in oyuna dâhil olmaları, çok az da olsa vitamin oldu Galatasaray’a. Emre Belözoğlu’nun değişiklikleri geç yapması, aynı şekilde Aleksic’i de 90+2’de sahaya sürmesi, Okaka’yı ise yanında oturtması Cim Bom’un lehine olan diğer gelişmelerdi. Esasen Emre Belözoğlu, ilk on bir tercihi ve değişikliklerdeki zamanlaması ve tercihleri ile iyi bir performans sergileyemedi. Özellikle maça Guldbrandsen yerine Okaka ile başlaması daha doğru bir seçim olabilirdi.

Ancak yine de farkı kaçırdı Başakşehir. Nitekim on kurtarışla rekor kırdı Fernando Muslera. Öyle toplar çıkartı ki, bir hafta önce kendisi aleyhine konuşan Torrent’e nazire yaptı adeta.

Muslera dışında öne çıkan isimlerin başında stoperler geldiler Galatasaray’da. Nelsson önemli müdahalelerde bulunurken Alpaslan, alkışlanacak bir performans sergiledi. Çok kritik kademelere girdi, çok kritik müdahaleler yaptı. Gelgelelim Marcao’nun yokluğunda geriden oyun kurma becerilemedi. Brezilyalı futbolcu bu anlamda oldukça arandı.

İleride ise fark yaratan oyuncu 36 yaşındaki Babel oldu. Hollandalı futbolcu, vasatlar ordusu haline gelen takımda hücum anlamında özellikle ilk yarıda çabalayan, top tutan, adam eksilten, yaratıcı özellikler gösteren tek isimdi.

Yine ilk yarıda Berkan, mücadele isteğini ortaya koymaya çalıştı. Ama bu iş sadece koşmakla olmuyor, topla maharet de lazım. O da maalesef Berkan’da yok!

Sarı- kırmızılıların genç yeteneği Kerem, bu maçta da etkisiz kaldı. O durunca, Galatasaray’ın tek adamın performansına dayalı sistemi de duruyor!

Bunun dışında bekler pek varlık gösteremediler. Hele Boey, ne savunmada vardı ne de hücumda! Şans verilmediği için eleştirilen Mostafa, yokları oynadı. Gomis’in şu hali bile Mostafa’dan formayı alır. Nitekim 68’de oyuna giren Gomis, ileride daha fazla aksiyona neden oldu.

Vasatlar kervanına Taylan, bonservisiyle alınan Cicaldau ve oyuna sonradan giren Morutan da dâhil oldular.

Barış Alper Yılmaz ise futbolun ne kadar ilginç bir oyun olduğunu ispatlama fırsatını kaçırdı. Başakşehir’in farka gitmesini Muslera’nın önlediği maçta 90+2’de Babel’in yerine sahaya sürülen genç futbolcu, yakaladığı net fırsatta topu direğe nişanladı. Eğer o topu gol yapabilseydi, Galatasaray böyle bir karşılaşmadan üç puanla ayrılma ironisini yaşayacaktı.

Evet, Galatasaray sessiz, Galatasaray vasat. Gelecek ise karanlık. Seçim yapılamadı ve belirlenen tarih geç. O tarihten sonra yeni yönetimin ekonomik durumu incelemesi, gidecek futbolcuları belirlemesi ve gerçekleştirebilirse transfer yapması lazım. 5 Ağustos’ta lig başlayacak. Süre çok kısa, Ekonomik durum ise belirsiz.

Galatasaray sessiz, Sessizliğin ardı ise büyük bir karanlık…