Lige kötü bir başlangıç yapan Beşiktaş için 22 günlük bir aranın ardından çıkacağı Denizlispor maçı çok büyük önem taşıyordu. Nitekim siyah- beyazlılar, maçın başlamasıyla birlikte ne kadar iyi hazırlandıklarını ve karşılaşmayı ne kadar ciddiye aldıklarını, sahaya yansıttıkları oyunla gösterdiler. Bununla birlikte Denizlispor’un etkisiz futbolunun da Beşiktaş’ın istediklerini ve hatta daha fazlasını sahaya yansıtmasını kolaylaştırdığını belirtmek gerekiyor.

Yeni transferlerinin takıma uyumuyla oyunu tamamen kontrol altına alan Beşiktaş, Josef’in oyundan atıldığı 67. dakikaya kadar oldukça rahat bir maç çıkarttı ve 3-0’lık bir fark yakaladı. Yeni transferlerden Rosier, hem savunmada hem de hücumda etkili oldu ve siyah- beyazlıların üçüncü golünde Larin’e güzel bir asist yaptı. Aynı şekilde Ghezzal da iyi bir maç çıkarttı ve henüz tam hazır olmamasına rağmen ilerisi için oldukça umut verdi.

Josef, Beşiktaş orta sahasına adeta ilaç olduğu gibi Sergen Yalçın’ın Atiba’yı ileride daha rahat kullanmasını da sağladı. Nitekim Denizlispor karşısında da Atiba’yı Aboubakar’ ın arkasında hatta çoğu zaman yanında ikinci bir santrafor gibi izledik. Bu verimli ortaklık da kendisini skor olarak gösterdi. Beşiktaş’ın ilk golünü Aboubakar’ın pasıyla Atiba atarken Aboubakar da maç içerisinde bir gol ve bir asiste imza attı. Bir nevi Fenerbahçe’deki Ozan Tufan’ın rolünü üstlenen Atiba’nın Aboubakar ile yakaladığı bu uyum, bundan sonraki maçlarda da siyah- beyazlılara çok fazla katkı yapacağa benziyor. Tabii burada yeri gelmişken 37 yaşındaki Atiba’ya ve profesyonelliğine büyük bir övgü ve tebrik göndermek gerekiyor.

Sergen Yalçın’ın Denizlispor karşısında dikkat çeken bir diğer tercihi de Larin’i sol açıkta oynatmasıydı. Esasen Larin bu bölgede görevini başarıyla yerine getirdi. Rakibini kovaladı, içeriye girerek hücuma katkı sağladı ve takımının üçüncü golüne imza attı.

Larin’le gelen bu üçüncü gol sonrasında iyice rahatlayan Beşiktaş’ın farkı daha da arttırması beklenirken Josef’in 67. dakikada gördüğü kırmızı kart sonrasında her şey tersine döndü. Siyah- beyazlı futbolcular panik havasına bürünürlerken Denizlispor oyuna tutundu ve skoru 3-2’ye getirdi. Hatta bir de penaltısı verilmedi.

Kısacası Josef’in kırmızı kart gördüğü 67. dakikanın öncesi ve sonrası birbirinden siyahla beyaz kadar ayrıydı. İşte Beşiktaş’ın bu 67. dakikadan sonraki bölüm için gerekli dersleri çıkartması gerekiyor. Siyah - beyazlılar, Erzurumspor karşısında on kişi kalan Galatasaray’ın gösterdiği gibi bir reaksiyon gösteremediler ve yukarıda da belirttiğim gibi 3-0’lık skora rağmen paniklediler. Bunun sonucunda da takım savunmasında hatalar yaptılar ve Denizlispor’un maça ortak olmasını sağladılar. Eğer hakem Alper Ulusoy, N’Sakala’nın Özer’e yaptığı penaltıyı verseydi şu anda çok daha farklı bir skoru konuşuyor olabilirdik.

Bu arada takım savunması kadar kaleci Ersin’in de gollerde, özellikle de ilk golde hatalı olduğunu belirtmek gerekiyor. Ersin, genç bir kaleci. Umarım kısa sürede kendisini çok geliştirir. Ancak geçen sezon kaleyi devraldığı günden bu yana maalesef güven vermiyor. Bu anlamda Beşiktaş’ın bir kaleci sorunu olduğunu da belirtmemiz lazım.

Sonuç olarak Beşiktaş, 67 dakikalık futbolundan umutlanmalı, o dakikadan sonrası için de gereken dersleri çıkartmalı. Ben, 67 dakikalık futbolun maç geneline yayılacağını ve Beşiktaş’ın çok daha iyi olacağını düşünüyorum.