Topa sahip olmayı, topla oynamayı seven iki takımın mücadelesinde gülen taraf, istediklerini sahaya daha çok yansıtabilen Galatasaray oldu.

Takımını derbiye çok iyi hazırlayan Fatih Terim, kadroyu da oyun planına göre şekillendirdi. Nitekim geçen haftaya göre dört farklı oyuncuyla takımını derbiye sürdü tecrübeli teknik adam. Yedlin, Saracchi, Babel ve Falcao tercihleri, maç öncesinde de söylediği gibi Fatih Terim’in ‘’ tecrübe ‘’ üzerine odaklandığını gösteriyordu. Tabii bir de özellikle hücumda yere sağlam basan bir güç ve dinamizm.. Bilhassa Yedlin ve Saracchi tercihleri, işin savunma kısmının yanında ofansif bir dinamizm ve rakibin etkili kanat bindirmelerine bir ket amacı da taşıyordu.

Gerçekten de maçın başlamasıyla birlikte oyuna ağırlığını koydu Galatasaray. Sarı- kırmızılılar, uyguladıkları baskı ile Beşiktaş’ın top yapıp oyun kurabilecek ayakları olan Souza, Atiba, Ghezzal ve Rosier’i etkisiz hale getirdikleri gibi orta sahada da tam bir hâkimiyet kurdular. Bu bağlamda Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes ve Emre Akbaba çok iyi bir maç çıkarttılar. Esasen Galatasaray takım halinde iyiydi, aksayan futbolcu yoktu. Ancak bu orta saha üçlüsü, oyunun iki yönünde de çok başarılı bir performans sergilediler.

Sarı- kırmızılılar adına gecenin en büyük hatasını Donk yaptı ve penaltıya sebebiyet verdi. Ancak bu beraberlik golünden kısa bir süre sonra yine penaltıdan Falcao ile tekrar kazanılan üstünlük, Cim Bom’un oyun planında aksama ve motivasyonunda düşme yaşanmasını engelledi.

İkinci yarıda da oyun üstünlüğü anlamında değişen bir şey olmadı. Sergen Yalçın’a göre kulübesi çok daha güçlü olan Fatih Terim, 63’den sonra gençleri sahaya sürmeye başlayarak dinamizmi düşürmemeyi ve rakibin bırakacağı boş alanları Kerem Aktürkoğlu ve Emre Kılınç gibi hızlı gençlerle kullanmayı düşündü. Bu gençlerin yanında denge unsurunu da Arda Turan gibi tecrübeli bir isimle oluşturdu. Nitekim bu üçlü, sarı- kırmızılıların üçüncü golünü hazırladı. Kerem’in Rosier’den dönen topunu kapan Emre Kılınç, hızlı bir şekilde sol çaprazdan içeri girdi ve çıkardığı topta da Arda Turan fileleri gördü.

Beşiktaş, maçın hiçbir bölümünde oyun üstünlüğünü rakibinin elinden alamadı. Galatasaray’ın etkisiz hale getirdiği Souza, Atiba, Ghezzal ve Rosier dışında Ljajic ve Gökhan Töre de pek varlık gösteremediler. Gökhan Töre, N'Koudou’nun yerini dolduramadı. Üstelik özellikle ilk yarıda Ghezzal’ın olduğu sağ kanada çok fazla gitti. Böyle olunca da siyah- beyazlıların sol kanadı eksik kaldı.

Esasen Beşiktaş, özellikle Aboubakar ve N'Koudou gibi eksik oyuncularını çok aradı. Sahadaki önemli isimler de Galatasaray’ın etkili oyunu karşısında çözüm üretemediler.

Galatasaray ise yukarıda da belirttiğim gibi takım halinde iyi bir maç çıkarttı. Tecrübe ve gençliğin doğru bir harmanlaması, takımın maça her anlamda iyi hazırlanması ve bunu sağlayan maharetli bir teknik direktör ve hem bu teknik direktörün hem de kulübün karakterinde olan hırs ve azmin futbolcular tarafından sahaya yansıtılması, sarı- kırmızılıların galibiyetinin şifrelerini oluşturdular.

Galatasaray bu galibiyetle ‘’ şampiyonluk yarışında ben de varım ‘’ dedi. Beşiktaş’ın şampiyon olarak ayrılma ihtimalinin bulunduğu derbide Aslan, tam anlamıyla zirveye bir pençe attı. Öyle ki, bitime iki hafta kala lider Beşiktaş’ın ikinci Fenerbahçe ile arasındaki puan farkı ikiye, üçüncü Galatasaray’la da üçe düştü. Heyecanın iyice kızıştığı bu yarıştan bakalım kim zaferle ayrılacak?