Kısa turnuvalarda bazı takımlara fikstürün çok iyi davrandığına sıkça şahit olduk: Almanya, 2002’de finale kadar hiçbir büyük takımla oynamadan geldi, Uruguay’ın da 2010 yolu onlardan çok kötü değildi. Devlerden sadece tarihin en kötü Fransa’sıyla karşılaştılar, onlarla da berabere kalmaları dünya üçüncülüğü maçına kadar önlerini açtı.
“Fikstüruguay”a haksızlık yapılamayacak tek konuysa inanılmaz Diego Forlan performansı. Bugün final oynanacak, muhtemelen altın topu Villa/Sneijder ikilisinden biri kazanacak. Ama arkalarındaki takımın yardımı göz önüne alındığında turnuvanın en efektif oyuncusunun açık ara Forlan olduğunu düşünüyorum. Birinci maçta üç pas yapmakta güçlük çeken Uruguay, onun “dokuz buçuk numara” pozisyonunu alışıyla adeta evrim geçirdi. Üstelik saha içinde 5 adım gerilemesi onu gol atmaktan alıkoymadı, “kaleye yaklaşamıyorsam uzaktan atmalıyım” dedi ve 4’ü olağanüstü toplam 5 sayı yaptı.
Dün takımının birinci golünde attığı ara pası da harika... Hatta son anda kaleye gönderdiği temdit frikiğinin direkte patlaması bile güzeldi. Forlan belki turnuva sonunda altın ayakkabıyı ya da altın topu alamayacak, ama benim gönlümde ikisini de onun hak ettiğini söyleyebilirim.
* * *
En az Forlan kadar mutlu bir biçimde evlerine dönen Almanlar’ın dün tabeladaki neticeyle çok ilgilenmediklerini biliyoruz, çünkü bu dereceyi 2014 takımının aldığının farkındalar. Şimdiden Neuer’in, Khedira’nın, Mesut’un ve Müller’in dörder yaş olgunlaşmış hallerini düşünüp bir sonraki kupayı kaldırma hayalleri kuruyorlar.
Löw’ün soğuk algınlığı geçiren yıldızlarını kenarda oturtup bu kupada şans bulmamış bütün oyuncularını sahaya sürmesi 2014 takımı için de güzel bir yatırımdı. Serdar’ın da girişiyle (üçüncü kaleci Wiese hariç) bütün Alman oyuncuların eve döndüklerinde anlatacakları, 2014’te tecrübe olarak kullanacakları hikâyeleri oldu. Doğrusu buradaki 7 maçta 16 gol atan Almanlar’ı 2014’te Güney Amerika’da izlemek için sabırsızlanıyorum...