Denizlispor atağında hakem aut noktasını işaret etti, görmeye alışık olmadığımız şu çarpıcı itiraz Rüştü'den geldi..

Denizli’nin öncelikli hedefi gol yememek olan, pas yapma konusunda büyük sıkıntı yaşamasına rağmen duran toptan/bireysel yetenekten bulduğu gollerle maç kazanan takımı sahnedeydi yine... Maç öncesi taktik tahtasında yine yabancı kontenjanı problemi yaşanmış gibiydi: İtalya-Almanya tecrübeli merkez dörtlü, takımı ligin en iyi savunmacı ekibi haline dönüştürüyordu; ama Denizli’ye kalan iki kontenjan forvet bölgesi için yetmedi. Allah’tan İbrahim kontenjanı açık da, sahaya çıkabilecek 5 yerli bulunabildi. Yoksa 4 stoper, 3 sol kanat, 1 ön libero, 1 sağ kanat oyuncusuyla 11’i yapıp maç kazanmak kolay iş değil.
Denizli’nin niyetiyse iki kelimeyle “iyi futbol”du yine... 4-3-3 benzeri ofansif bir oyun oynuyorlar, orta sahaya biraz beceri sosu ekleyebilseler içeride herkesi yenebilecek kadar pozisyon da üretebilirler. Öndeki üç milli yabancı forvetleri hareketli oyunlarıyla savunmayı zorluyorlar; ilk yarıda bir topları da direkten dönmese, belki rüzgâr da maçın kalanında onların lehine esecekti.
Maçı izlememişseniz yukarıdaki Denizli’lerden hangisi Denizlispor, hangisi Mustafa Hoca diye düşünmüş olabilirsiniz. Enteresandır, ilk paragraftaki 4 stoperli takım Mustafa Denizli’nin, ikinci paragraftaki üç forvetli ofansif ekipse Denizlispor! Bu Denizlilerden birinin gelecek yıl Devler Ligi’nde, diğerinin Bank Asya 1. Ligi’nde olma ihtimalini düşününce gerçekten garipsiyor ve Mustafa Hoca’nın uzmanlığına bir kez daha saygı duyuyor insan.
* * *
Dünün saygı duyulacak esas adamıysa Rüştü Reçber’di. Futbolcusu, antrenörü ve hakemiyle Avrupa’nın eliti içine girmiş Türkiye’yi paçasından aşağı çeken en büyük problem: “erdem zafiyeti”... Hakemi ve rakibi aldatmanın âdiyattan sayıldığı, en basit taç atışında bile haksız kazanç sağlamaya çalışan ve yüzü hiç kızarmayan 500 küsür adamın yarıştığı Süper Lig’de böyle bir sporcu olduğu için çok şanslıyız.
30 senedir hemen her gece rüyamda Süper Lig’de futbol oynadığımı görürüm. Eğer rüyalarım 1 günlüğüne gerçek olsa ve bir seferliğine yeşil çime çıkma şansı bulsaydım; sizi temin ederim, Hagi gibi bir frikik, Rıdvan gibi bir çalım atmanın değil, Rüştü gibi topun kornere çıktığını itiraf etmenin gururunu yaşamak isterdim. İyi ki varsın Rüştü...