Lig TV’nin “Son 10 yılda falanca-filanca derbileri” programı, bu aralar en büyük favorim oldu. Nedeni ise... Uğur Meleke

Lig TV’nin büyük maçlar öncesinde yayınladığı “Son 10 yılda falanca-filanca derbileri” programı, bu aralar en büyük favorim oldu. Kaydedip tekrar tekrar izliyor, bu ülkede son 10 yılda hemen hiçbir şeyin değişmediğini, 2001’de hangi konuda hangi adamlar hangi lafları ettiyse, 2010’da da senaryonun bire bir aynı olduğunu görüyorum.
Değişen ufak tefek şeyler muhakkak var tabii: Sivasspor’dan sonra Bursaspor’un da kupaya bu kadar yaklaşması güzel mesela... Çakır’ın Avrupa’da yarı final yönetmesi başka bir gurur. Rüştü’nün Denizli maçında hakeme yaptığı itiraf da öyle. Her şeye rağmen güzel bir sezondu yani 2009-2010... Peki daha güzel bir sezon için ne yapmalı? 2010-2011’de daha güzel bir lig yaşanması için bu ülkede artık ne değişmeli?

10) Denizlispor
Denizlispor ve o tarz yönetimlerin hepsi... İlk 3 haftada F.Bahçe, G.Saray ve Kayseri’ye yenildiği için Erhan Altın’ı, 6 maç sonra da Beşiktaş ve Bursaspor’a yenildi diye Nurullah Sağlam’ı gönderenler değişmeli. TFF, antrenörlere koyduğu bir sezonda iki sözleşme sınırını acilen kulüplere de getirmeli.

9) Türkiye Kupası
Grup sistemi küçüklerin şansını çok azalttığı gibi, sanıldığı gibi büyüklerin ilerlemesini de garanti altına almadı (Bkz. Beşiktaş)... Hele beşli grup sistemi, puan durumunun takip edilmesini imkânsızlaştırdı. Bir de Manisa gibi yarı finalde dahi sahaya yedek kadroyla çıkanların olması işin tadını iyice kaçırdı.
İngiltere’de bu sezon Wolves’a (hafta içindeki Manchester maçına) yedek kadroyla çıktığı için 40 bin dolar ceza verildi. Ligin değerini, kupanın değerini korumak için burada da bir şeyler yapılmalı.

8) Galatasaray
G.Saray’ın sezona başladığı 4 milli stoperden ikisi maçları evinde, biri tribünde, biri kulübede izliyor. Sahada Neill’la Hakan oynuyor! Yine sezona başlanan 5 merkez oyuncudan biri (Linderoth) futbolu bıraktı, biri (Barış) Kadir’i sakatlamaya kalktı, ikisi kulübede oturuyor, sahaya (maskeli bile olsa) M.Topal çıkıyor. Dünyanın en başarılı teknik adamlarından birini transfer eden sarı-kırmızılılar, bu yıl onun kafasındaki oyun şablonuna uygun adamları bulmalı.

7) Seyircisiz maçlar
Diyarbakırspor hadisesiyle tekrar gündemimize oturdu, Antep-Manisa akşamı da en az Diyar’ın maçları kadar kahırlıydı. Seyircisiz maç cezasına acilen bir alternatif bulunmalı... Zaytungcular, seyircisiz maç yerine vuvuzelalı maç önerisi yapmışlar; TFF muhakkak daha akılcı bir yöntem bulacaktır!

6) Beşiktaş
Messi’nin önceki gece Villarreal ağlarına gönderdiği ikinci top, bu sezonki 42’nci golüydü. Rooney bu yıl tüm turnuvalarda 34, Drogba da 33 sayıya ulaşmış durumdalar. Beşiktaş’ınsa bu yazı yazıldığı dakikalarda ligdeki gol sayısı 35’ti. Önümüzdeki yıl Denizli, bu kısırlığı çözmeli.

5) Lig TV takımları
Beşiktaş ve F.Bahçe’yi yenen, 4 büyüklerden 9 puan alan Antep’in (gün itibariyle) ligdeki sıralaması 12’ncilik... Televizyondan yayınlanan maçlarda Beşiktaş, F.Bahçe ve Trabzon’a karşı galibiyetler alan Manisa, ligde kalmayı ancak 31’inci hafta sonunda garantileyebildi! Bu tarz ekiplerin Bursa’ya, İBB’ye bakıp daha fazlasını üretmeye çalışması lazım.

4) Kaygısızlar
F.Bahçe-Trabzon’un ZTK finalinde buluşması, sarı-lacivertlilerin de ilk ikiyi garantilemesiyle ligde beşinci olmanın bir esprisi kalmadı. Durum böyle olunca 5’le 8’inci basamak arasındaki 4 takım hedefsizler ligine eklendi. Küme düşme hattında da Ankaraspor-Denizlispor ikilisi zaten alt tarafı rahatlatmıştı. O zaman da ligde sıralamanın 31’inci hafta sonunda hemen hemen netleşmesine çare üretemiyorsunuz.
Oysa son Avrupa bileti 4’le 7’nci sıra arasındaki takımlara play-off neticesinde verilse, ya da en azından son küme düşecek ekip, 13’le 16’ncı arasındaki dörtlünün play-out’u ile belirlense hedeflilerin sayısı artacak.

3) Şike
Şike yapanlara karşı mahkeme devrede, ama şike ithamcılarının durumunu henüz bilmiyoruz. Bobo, Franco ve Murat’ın uğradığı saldırılar cezasız kalırsa, önümüzdeki sezon bu ithamların sayısının artacağını bilmek için kâhin olmaya gerek yok. Bu tarz ithamlarla sadece bu oyuncuların değil, ligin haysiyeti zedeleniyor. Kamuoyunun futbol ailesine duyduğu azıcık güven de tamamen bitmek üzere.

2) MHK
32 haftada 43 penaltı düdüğü çalınması; hakemlerin beyaz noktaya gidiş sayısının son 5 sezonun her birine kıyasla yüzde 30 oranında düşmesi mühim bir detay. Hakemler yaz aylarında üstlerindeki baskıyı azaltacak çalışmalar yapmalı, MHK hakemlerin öğreniminden çok psikolojisine konsantre olmalı.

1) Sporcular ve hakemler
Sporcular ve hakemler birlikte oyun oynayabilmeyi öğrenmeli. Hakemler, bir futbol sahasına gelmiş 26 kişilik bir arkadaş grubu içinden o maçı yönetmek için seçilmiş 4 adam gibi davranabilmeli, işi otorite gösterisine çevirmemeli. Sporcular da en ufak bir taç atışından menfaat sağlamak için bile hakemleri aldatmaya çalışmaktan vazgeçmeli.
Rüştü’nün Denizlispor maçında hakeme yaptığı korner itirafı her iki taraf için de milat olmalı: Birincisi, Rüştü futbolu bıraktıktan sonra marketten elma çalmayacağı için, orada da Denizlili meslektaşlarının hakkını gasp etmek istemedi. Bu davranış, sporcu kardeşlerine harika bir örnek...
İkinci detay da, Abdullah Yılmaz’ın o pozisyonda Rüştü’ye inanmayıp aut kararı vermesi... Bu, hakem ailesiyle futbolcu ailesi arasındaki derin güvensizliğin bir göstergesi. Futbolcular bu hadiseden ders çıkarıp, hakemlerin onlara neden bu derece güvensiz olduğunu sorgulamalı... Hakemlerin bu kareden çıkaracağı dersse, maçı trafik cezası makbuzuyla ya da mahkeme tutanaklarıyla yönetmediklerinin bilincine varmaları gereği... Yeni sezonda hakemler futbolcularla arkadaş olmalı, insan hatalarını kabullenip düzeltebilmeli.


Super Deporte
Muhtemelen bir ay öncesine kadar ismini çoğumuzun duymadığı bu İspanyol gazetesi, şu sıralar büyük yayın organlarımızın manşetlerini süsleyen en önemli kaynak durumunda...
Super Deporte, Valencia merkezli bir spor gazetesi... Yani AS’ın Madrid, Sport’un Barcelona ağırlıklı haber yapması gibi onların da ilgisi Valencia üzerine... 10 bin civarında satıyorlar, ülkenin tiraj sıralamasında 58’inci (yazıyla elli sekizinci) gazete konumundalar. İspanya’da 300 bin tirajlı Marca’nın başı çektiği 6 günlük spor gazetesi içinde de beşinci durumdalar.
M.Topal haberleri doğrudur yanlıştır onu tartışmıyorum, sadece gazetenin güvenilirliğini araştırırken bu rakamlara rastladım, onu paylaşıyorum. Tabii ki Madrid ya da Barcelona değil Valencia merkezli olmaları önemli bir dezavantaj. Ama tirajlarının da bizim Fotogol’le Fotospor’un üçte biri düzeyinde olduğunu not etmek gerek.