Geçtiğimiz Nisan’da Inter’in Barcelona karşısındaki defansif futbolunu eleştirmek için gazeteler “Mourinho, kalenin önüne otobüs çekti” yazdığında Portekizli Hoca bu iddiayı yalanlamamıştı: “Evet, kalenin önüne otobüs, hatta uçak çektik. Ama ilk maçı 3-1 kazanmıştık, rövanşta 10 kişiydik ve bu özel bir durumdu. Şampiyonlar Ligi kupasını o futbolla kazanmadık”... Hagi’nin Fenerbahçe maçında tercih ettiği formasyon ve oynattığı oyunun da Barcelona-Inter gibi o güne özel olduğunu düşünmüştük. Galiba yanılmışız...
Galatasaray, kendi evinde Antalya karşısına da Fenerbahçe’yle oynayacakmış gibi çıktı. Eğer bir duran top organizasyonuyla Servet’in sayısı gelmeseydi, maç üç gün üç gece golsüz gitmeye müsaitti. Sarı-kırmızılılar aynen Kadıköy’deki gibi önce savunmayı düşünüyorlardı, rakip duran toplarda kendi ceza alanı dışında Antalya 4, Galatasaray’sa sadece 1 kişi bırakıyordu. Dün oynayan 14 Galatasaraylı içinde sahaya kafasında gol atma düşüncesiyle çıkan adam sayısı iki buçuğu geçmez (Pino, Misimoviç + yarım Emre)... Ama iki buçuk gol düşünceli adamla da maç galip bitirildi, bu da Hagi’nin kazanç hanesinde muhakkak...
Hagi’nin kazanç hanesine yazılabilecek bir diğer artı da rakibin izlendiğine, çalışıldığına delalet eden karelerdi: Tita’nın hızına karşılık süratli Serkan-Sabri ikilisi tercihi önemli bir detay. Duran topların dönüşünde sayısız gol üreten Tita’yı Serkan’ın, Necati’yi Barış’ın beklemesi de öyle... 60’daki Cana/Emre değişikliği ve Misimoviç’in 10 numara pozisyonuna geçişiyse Hagi’nin ofansla ilgili tek hamlesi. Yine de 2-1 galipken Rumen Hoca’nın sahadaki yetenekli adam sayısını bir artırmasının hakkını vermek gerek.
* * *
Futbol kısırı gecenin konuşulmaya değer diğer iki adamından biri Bünyamin Gezer’di... Hakemlikte en tepeye gelişini otoritesine borçlu olan Gezer, genç bir futbolcu “bu otoriteyi gördüğünde (diplomasi diliyle tanıdığında)” Hulusi Kentmen misali yumuşuyor. FIFA kural kitabına göre ihtarlık bir faul yapan oyuncu boynunu büküp özür dilediğinde kartı affedilemez, böyle bir şey ancak 70’lerin Yeşilçam filmlerinde olur!
Maçın üzgün kahramanıysa Antalya’nın genç stoperi Musa Nizam’dı... Altyapıda santrfor pozisyonunda oynayan genç Musa attığı golde bu özelliğini gösterdi, ama Nizam’ın yaptığı sert fauller konusunda biraz daha özenli olması gerektiği kesin...