Herkes Rijkaard’ı Milan’dan hatırlıyor ama kariyerinin büyük bölümü Ajax’ta stoper oynayarak geçti.

80’li-90’lı yılların önemli kanat oyuncularından Chris Waddle, İngiltere-Mısır maçının ardından Theo Walcott için “O, bir türlü futbolu öğrenemiyor” yorumu yapmış: “Walcott topu ayağına aldığında doğru kararları veremiyor, nereye koşacağını kestiremiyor, ne zaman defansın üstüne gideceğini/ne zaman verkaç yapacağını bilmiyor. Herkes onun genç olduğunu söyleyip duruyor ama Rooney de Fabregas da onun yaşındayken futbolu pekâlâ öğrenmişlerdi”
20 yıl önce Walcott’un bölgesinde oynamış, onun kanatta yapması gerekenleri de başarıyla yapmış Waddle’ın samimi eleştirilerini okuyunca, zihnim beni 2 hafta önceki G.Saray-Eskişehir maçına götürdü.
Maçın 19’uncu dakikasıydı... Galatasaray kendi yarı sahasında pas yaparak oyunu ileriye taşımaya çalışıyordu, top da defansın göbeğinde Servet’in ayağındaydı. O sırada orta sahanın yakınlarında, sol taç çizgisi kenarında olan Elano boştu, iki kolunu da havaya kaldırarak top istedi. Onun hemen arkasındaki Neeskens de Servet’e aynı yeri işaret etti. Servet, rahat durumdaki Elano’yu gördü, topu ona doğru yollamaya çalıştı.
Ama olmadı... Top Elano’nun 4-5 metre uzağından geçerek arkadaki Neeskens’i buldu. Hollandalı futbol efsanesi, kösele ayakkabılarının üstüyle kusursuz bir stop yaptı. Topu oracıkta bıraktı, arkasını döndü ve kulübeye doğru yürürken Rijkaard’la göz göze geldi. Muhtemelen Rijkaard-Neeskens ikilisinin o dakikada Servet hakkında düşündükleri, Waddle’ın Walcott için söylediklerine benziyordu.
* * *
Rijkaard, Rijkaard’ını arıyorRijkaard da aşağı yukarı Chris Waddle’ın yaşlarında... Waddle’ın 80’li-90’lı yıllarda yaptığı ve Walcott’un bugün yapamadığı işlerin bir benzeri de Rijkaard-Servet düzleminde yaşanıyor. Herkes Rijkaard’ı Milan’daki orta saha günlerinden hatırlıyor, ama Hollandalı Hoca’nın kariyerinin büyük bölümü Ajax’ta stoper oynayarak geçti. Futbolu, 1995’te 33 yaşındayken Ajax’ın Şampiyonlar Ligi şampiyonu stoperi olarak bıraktı. Bugün Servet’in topu her kötü stopunda, her yanlış çalım denemesinde, her hatalı pasında muhtemelen Rijkaard da aynı şeyleri düşünüyor: “Servet çok iyi bir kesici, çok yürekli ve çok çalışkan ama top kullanma konusunda kendini bir adım ileriye götüremiyor.”
Zaten Rijkaard’ın sürpriz bir kararla Trabzon maçına Emre Güngör’le başlamasının altında da büyük bir ihtimalle bu gerçek yatıyor. Ama Emre’nin de Galatasaray’daki iki buçuk sezonunda top kullanma konusunda çok ilerlediğini söylemek güç...
* * *
Oysa Rijkaard’ın 2003-2008 arasında bugünün Barcelona’sının temellerini atarken yaptığı en önemli değişim, sahadaki 10 oyuncunun tamamının başarıyla katıldığı bir pas trafiğiydi. Daha ikinci sezonunda Oleguer’in yerine Marquez’i defansın göbeğine monte etme nedeni buydu. Beklerde yetenekli Belletti ve Van Bronckhorst’un oynamasının, Iniesta’nın 20 yaşındayken ilk 11’e girmesinin nedeni de... Eğer Çigrinskiy beklenen çıkışı yapabilse, kariyerine kötü bir Sevilla gecesi kaydetmeseydi; Guardiola’nın Puyol’un formasını ağır ağır Ukraynalı oyuncuya devretmeyi düşünmesinin sebebi de aynı düşünceydi: Sahanın her metresini pasla geçebilme düşüncesi...
Belli ki Galatasaray’ın elindeki oyuncu listesi bu düşünceye bire bir uymuyor. Yaz döneminde Hollandalı Hoca’nın transfer marketinde bir yetenekli stoper, bir de top kullanabilen orta saha oyuncusu arayacağı muhakkak. Eğer Rijkaard, aradığı iki yeni Rijkaard’ı bulabilir, Galatasaray gelecek sezon hemen her metreyi pasla geçebilecek bir oyuncu listesine sahip olursa; o zaman belki sezonun en kritik maçında 1-0 mağlupken 90 dakikayı sadece 1 oyuncu değişikliğiyle tamamlamaz, daha fazla müdahale edebilir oyuna...