Konya, Adana’yı yenerken de ahım şahım futbol oynamamıştı, iki duran topla maçı koparmış ve hemen geriye yaslanmışlardı. İkinci maça da daha birinci dakikadan geriye yaslanmış olarak başladılar. Ziya Doğan, ilk maçta 10 numara pozisyonunda gözüken Abdülvahit’in formasını Ufukhan’a vermiş, onun iki stoperin arasına gömülmesiyle de 5-4-1 gibi bir düzen benimsemiş. Ufukhan, Ziya Doğan’ın yeni Ayman’ı gibi: Tatsız sert! Eğer önümüzdeki yıl bu takım Süper Lig’de olursa bu çocuğun sert müdahalelerini bolca tartışırız sanırım...
Tabii Konya’nın Süper Lig’de olabilmesi için Altay’a da yenilmemesi gerek. Adana’nın ve Karşıyaka’nın forvetleri çok becerikli değildi ama Burak Çalık iyi bir gününde olursa Altay’ın şansı olabilir bu ketum savunmaya karşı.
* * *
Konya’nın Erdal’la bulduğu ve 3 puanı getiren gol bugün çok konuşulacaktır, ama bu pozisyonda Karşıyakalıların da bariz bir ihmali var. Kaue topu dışarıdan çevirmiş olsa bile, o pozisyonda İzmirli futbolcuların (özellikle Kıvanç ve Erçağ’ın) oyundan kopup hücumu seyretmeleri anlamsız. Top Kaue’nin ayağından çıktıktan sonra 2 Konyalı daha paslaşıyor ve 20 metre mesafeden atılan şutla gol geliyor. O dakikada çok amatörce davrandı Karşıyakalılar...
Meselenin bir diğer boyutu daha var ki, Türkiye işin bu kısmını Erman Toroğlu’nun tuvalet kağıdı ve direk demonstrasyonlarından tanıyor. En özet haliyle, topun tabanının çizgiye değmiyor olması, meşin yuvarlağın sahayı terk ettiği anlamına gelmez. Çünkü önemli olan topun yerdeki bütün izdüşümüdür, tarihte tabanı çizgiye değmeyen birçok topun yüzde yüz sahayı terk etmediği görülmüştür. Bu açıdan da sporcuların bu tarz pozisyonlarda çok ısrarcı olmamasında, oyuna devam etmelerinde fayda var.