Fenerbahçe'yi potansiyel suçlu gören zihniyetin temsilcisi Fırat Aydınus

Hatırlayacağınız gibi bundan bir süre önce İTÜ bir rapor yayınladı. Bilimsel istatistik verilere dayanan bu çalışmaya göre Fenerbahçe ligin son on yılda en fazla gol atan takımı olmasına karşın en az penaltı kazananıydı. Buna rağmen kamuoyunda Fenerbahçe'nin rakiplerine oranla daha fazla penaltı kazandığı yönünde genel bir algı vardı.

Her şeyi değiştirebilirsiniz, atomu bile parçalayabilirsiniz ancak yerleşik hale gelmiş düşünce sistemlerini, kanaatleri, şartlanmışlıkları, önyargıları ortadan kaldıramazsınız.

Fenerbahçe maalesef Türkiye'de bu pozisyona gelmiştir, getirilmiştir. Bu son yirmi yıllık çok özenli bir çalışmanın eseridir.

Aktörleri vardır.

3 Temmuz'u planlayan, organize eden, gerçekleştiren ve sonuca bağlamak isteyen zihniyet hem bunun bir parçasıydı hem de onun yarattığı algıdan yararlanıyor, besleniyordu

Bu algı artık Türkiye'nin yalanlarla dolu, yanılsamalı gerçeğidir. Gerçeğidir ancak asla hakikati değildir.

Şimşek Hırsızı isimli filmde, çalınmış şimşeğin peşindeki üç kafadar Las Vegasvari bir eğlence dünyasının içine düşer. Ortada dolanan alımlı ve güzel garsonlar ellerinde taşıdıkları tepsilerdeki içki kadehlerini herkese karşılıksız sunarlar. İçkiyi içtikleri sürece kişiler ortamın dünyanın en güzel yeri olduğu hissine kapılırlar ve başka da bir şey düşünmezler, istemezler. Sonsuza kadar aynı şekilde orada yaşayabileceklerdir.

Ancak bunun gerçeği örten bir yanılsama olduğunu fark eden kahramanımız içki içmeyi reddeder ve kısa bir süre sonra da etkisinden kurtulur.

Açıkçası spor dünyamızda bu yanılsamalarla dolu yalan algıyı besleyen bir sürü kaynak olduğunu görüyoruz. Bir süre sonra bu kaynakların işi gücü bu oluyor.

Ortaya çıkan yanılsama ister istemez herkesi etkiliyor; etkisi altına alıyor.

Eskişehirspor-Fenerbahçe karşılaşmasının hakemi Fırat Aydınıus çok kötü bir yönetim ve irade göstermiştir.

Fırat Aydınus dün Caner'i attığı pozisyon ve uzatma dakikalarında verdiği penaltı kararıyla hem bu yanılsamanın etkisinde olduğunu ispat etmiş; aynı zamanda bu yanılsamanın devamlılığı konusunda da eylemde bulunmuştur.

Caner'e gösterdiği kırmızı kart anlaşılması mümkün olmayan bir öznel karardır. Çileden çıkan Fenerbahçe teknik patronu Aykut Kocaman'ı yatıştırmak için "bu kendisinin kararı olduğu, öyle gördüğü veya duyduğu yönünde" bir açıklama yapma zorunda hissediyordu.

Verdiği kararın objektif olmadığı, tamamen hislere, önsezilere, önyargılara bağlı alınmış olduğu öylesine belirgindi ki; normal şartlar altında saha içinden uzaklaştırması gereken Aykut Kocaman ile dakikalarca fikir alışverişinde bulundu.

Fırat Aydınus aslında hiçbir şey duymadı. Duyduğu şey belki de küfür bile değildi. Ancak o kadar önyargılı, daha önceden şartlanmıştı ki herhangi bir tepkiyi bambaşka bir şeye dönüştürerek Caner Erkin'in ihraç etti.

Geçen senelerde buna benzer şartlanmışlıklarla Emre Belözoğlu muhatap olmuştu. Emre öyle bir hale geldi ki Fenerbahçe'den ayrılmak zorunda kaldı.

Ortada basit bir hata olsa zaten böylesi bir yazıya da gerek kalmazdı.

Ancak bugün Fırat Aydınus verdiği kararlarla maçın teknik yönünün de analizinde önüne geçmeyi başarmıştır. Zaten konuşmanın da anlamı kalmamıştır.

Çünkü ortada iki takıma karşı eşit yönde karar verme yetkinliğini, kararlılığını ve tarafsızlığını yitirmiş, önyargıları güçlü şartlanmış bir hakem vardır.

Öyle ki; karşılaşmanın son dakikalarında taç çizgisine yakın bir pozisyonda Sezer'in girdiği bir ikili mücadelede yediği dirseği bile görmekten aciz durumdadır. Yardımcı ve dördüncü hakemlerle birlikte.

Bu şekilde hakemlik yapmaya devam etmesini kabul etmek bir yana düşünmek bile fazlasıyla iyimserlik olacaktır.

http://twitter.com/uzaygokerman