Fenerbahçe, Antalyaspor karşısına teoride ideal kadro ve dizilişle ancak ne oynayacağını bilemez bir durumda çıktı. Çünkü futbolcular futbolu unutmuştu.

Bu teknik direktörün eseridir.

Şöyle bir beklenti var; doğru seçilmiş bir kadro ve pragmatik bir planlama ile ligde iyi bir yer elde edilebilir, Kupa kazanılabilir.

Kuşkusuz Antalyaspor bunu yapabiliyorsa, Fenerbahçe de yapmalıdır değil mi?

Antalyaspor’un iki golü de hazırlanış bakımından taktik çalışma ürünüydü. Hele ikinci gol.

Birinci golü Pazartesi günü Fenerbahçeli futbolculara ceza olarak 50 defa izlettirmek gerekiyor.

Aynı şeyi Fenerbahçe için söyleyebilir miyiz?

İlk golde Ozan bir koridor bulup ceza sahasına girdi ve yakın bir pas vererek skoru 1-0 yapılmasını sağladı. Fenerbahçe’nin ceza sahasına girip, benzer bir pozisyon hazırlığı oldu mu maç boyunca?

Sağdan soldan sonuca etki etmeyecek şişirilen top sayısı nedir?

Hangisini daha fazla izliyoruz sezon boyunca?

Peki Antalyaspor neredeyse her ceza sahasına yaptığı ortada topu kendi futbolcusu ile buluşturmayı başarırken, Fenerbahçeli futbolcular bunu neden beceremiyor?

Sezonun bu haftasında ligde ilk defa forma bulmuş Ekici ve Falette ile, ilk kez orta alanda oynayan Jailson’un ne yapmasını bekliyoruz?

Sürekli yeri değişen Ozan’ın?

Kaç defa yerleri değişti bu oyuncuların?

Zajc?

Fenerbahçe, Antalyaspor kalesine, kaleciyi rahatsız edecek kaç şut gönderdi?

İsmini saydığım bütün futbolcuların sahada olması gerektiğine ve bunlarla Fenerbahçe’nin başarılı olacağına inanıyorum ve düşünüyorum.

Ama bunun bir yolu, yordamı, plan, programı var.

Artık kibarlık etmeyelim; Ersun Yanal’da bu plan olmadığı gibi, sezon başında takımı başarıya götürecek bir programı bulunmadığını düşünüyorum.

Düşünmek geçti, artık net olarak sahada görülüyor bu.

Fenerbahçe’nin başına son yıllarda hiç bu kadar işinin gereğini yapmayan bir teknik direktör gelmemişti.

20 yıl önce Turhan Sofuoğlu’nun çok basit, sonuç alan bir planı vardı; elindeki o kadro ile derbileri kazandı.

Toprağı bol olsun Aragones en başarısızlardan biridir, ayakta uyurken, takımı sahada maç kazanacak yolu bulurdu.

Advocaat pragmatist ama en gerçekçi teknik direktördü.

Diğerlerini yazmıyorum, hepsine ayıp olur.

Bu durumda an itibarıyla sorumluluk Yönetime geçmiştir. Dört gün sonra oynanacak Kupa eşleşmesinde metafizik bir beklenti ile kuşun taşa çarpması için dua mı edecek yoksa, o maçı kazandıracak bir teknik yönetimin takımın başında olmasını mı sağlayacaktır?

Fenerbahçe’nin Avrupa macerası için son şansı Kupa görünüyor.

Yok önümüzdeki sezon da feda edilecekse o zaman kamuoyu bilgilendirilsin ki herkes pozisyonunu ona göre alsın.