Obra'nın gidişine izin vermek

Fenerbahçe’nin basketbol şubesindeki yapı, organizasyon ve başarı Türkiye’de kulüplerin nasıl yönetilmesi gerektiğinin karşılığı bir numunesiydi. Öyle ki Aziz Yıldırım döneminde futbol şubesinde olan tüm olumsuzlukların, yanlışların karşısına bile yıllarca bu koyulmuş; Başkanın futbolu da bu şekilde yönetmesi için bir eleştiri merkezi olmuştu.

Fenerbahçe’nin basketbol şubesi Türkiye’nin marka değeri haline gelmişti. Öyle ki yıllarca futbola akıtılan milyonlarca euroluk yatırıma, borca karşın bir türlü başarılı olunamazken, basketbol 25-30 milyon euro bütçelerle Avrupa’da da şampiyonluk kazanılabileceğinin ispatı haline gelmişti.

Kaç kişi başarı gelen günlerde bunların tam tersini söyledi?

Ben söylemiştim ve böyle bunun tam aksini düşünüyordum” diyen kaynağı ile birlikte ispat etsin, görelim.

Fenerbahçe’nin bugünkü yönetiminin seçimler öncesinde böyle bir bildirisi oldu mu?

Yani; “Fenerbahçe Baskebol Şubesi’nin bütçesi yönetilemez seviyededir, bu şekilde her sene açık vermesi kabul edilemez; bu nedenle yönetime gelir gelmez, basketbola ayrılan bütçeyi gelir gider dengesine uygun hale getireceğiz.” şeklinde bir cümle okuduk, herhangi bir yerde duyduk mu?

Hayır…

Ancak Sn. Ali Koç seçimlerden sonra FBTV’deki ilk Camia’ya Sesleniş programında bu duruma bir vurgu yaptı.

18 Mayıs 2019 günü Fenerbahçe’nin Euroleague Final Four’da aldığı yenilgiden sonra şöyle bir tweet atmıştım.

Sporun içinde kazanmak kadar kaybetmek var. @FBBasketbol yıllardır bunu bize çok iyi öğretti. Dün akşamki üzüntüm Fenerbahçe'nin maçı kaybetmesi değil, bu kayıp üzerinden Fenerbahçe yönetiminin basketbolu yeniden yapılandırmaya, hatta küçültmeye kalkışmasıdır. Bu ihtimal var!”(*)

Tweete kaynaklık eden de Yönetimin her fırsatta basketbol bütçesinin “sürdürülemez” olduğuna dair vurgusuydu.

Yani görünen köy için kılavuza gerek yoktu. O günlerde kimi kişilerle sosyal medyada tartıştık. Her seferinde yanılmış olmaktan büyük mutluluk duyacağımı da özellikle belirttim.

Ama günün sonunda geldiğimiz yer beni haklı çıkardı.

Yine “yanılmışım!” diyemiyorum. Bunun için gerçekten çok üzgünüm.

Kağıt üzerinde hesap yapmaya başlarsanız Türkiye’de hiçbir yatırıma girişmezsiniz. Hele Fenerbahçe gibi bir Kulübü asla büyütemezsiniz.

1990’lı yılların başlarında Türkiye’de GSM Lisansı için bir ihale yapılmıştı. İki yatırımcı ellerinde ne var ne yok satarak bu ihaleye girip lisans almıştı. Biri Turkcell, diğeri Telsim. Çok anlamlıdır; Türkiye’nin diğer yatırımcı grupları GSM’e yatırım yapmanın, hele böylesi paralar vermenin rasyonel olmadığını açıklamışlardı. Bir süre sonra GSM şirketleri öyle paralar kazanmaya başladılar ki o gün için rasyonel olmayanın aslında ilerisini görememek olduğu kısa sürede anlaşıldı.

Bugün Endüstri 4.0 hatta pandemiden sonra konuşulmaya başlanan 5.0’ın ana aktörü haline geldi.

Fenerbahçe’nin Şubat 1998’de neyi vardı? Bugün geldiği yer neresi?

Yönetilemeyen Büyüklük Fenerbahçe” kitabımda çok daha detaylı anlattım buraya küçük birkaç alıntı alacağım;

2011 yılının ilk beş ayında art arda 4 büyük kulüp borsada tarihi zirvelerine ulaşmıştı. Trabzonspor 21 Ocak’ta 27,60 puanla 580 milyon TL piyasa değerine ulaşırken Beşiktaş ise 492 milyon TL piyasa değerine ulaştı. 2011’in ilk 6 ayı içerisinde Galatasaray ve Fenerbahçe zirvenin tadını çıkardı. Galatasaray 5 Nisan’da 135,84 puanla 1 milyar 100 milyon TL piyasa değerini buldu. Fenerbahçe ise 28 Nisan’da 102,60 puanla 2 milyar 500 milyon TL gibi muazzam bir piyasa değerine ulaştı. Bu zirvelerden sonra 3 Temmuz sürecinin etkisiyle büyük çöküş başladı.(**)

27 Haziran 2011 tarihli Merkez Bankası kuruna göre Euro paritesi 2.32 TL.

Fenerbahçe

1.077.500.000 €

Galatasaray

474.138.000 €

Beşiktaş

212.000.000 €

Trabzonspor

250.000.000 €

Toplam

2.013.638.000 €

Tablonun anlamı Fenerbahçe’nin 13 yılda geldiği yer, ekonomik büyüklüktür.

Bu ekonominin nasıl yok olduğuna odaklanmak yerine “bunu beceremiyorlar” diyerek yönetime talip olanların bakış açısı ise kağıt üzerinde rasyonel olup olmadığına bakmak oluyor.

Elde her şekilde değer üreten, zenginlik potansiyeli olan cevheri kaçırarak, düzeni bozarak yeniden daha makul bütçelerle başarılı olmayı ummak.

Futboldaki karşılığını gördük. Yaşıyoruz. Bu bir şans meselesi, talihsizlikler silsilesi değildir.

Futbolun iki sene içinde geldiği yer ve hedef Süper Lig’de ilk 5 arasına girebilmek oldu.

Fenerbahçe’nin bugün futbol aklı var mı yok mu ya da kim tarafından temsil ediliyor onu anlamaya çalışıyoruz.

Obradovic bu ülkeye sadece başarılar, şampiyonluklar getirmedi; spor paradigmasını da kökünden değiştirdi.

Fenerbahçe’nin basketbol şubesinin çok iyi planlanmış, organize edilmiş; profesyonelleri tarafından doğru yönetilen bir modeli ve bir basketbol aklı vardır.

Bu modeli sadece kağıt üzerinde bir organizasyon şeması olarak görmek ve içindeki isimleri değiştirerek işleyeceğini beklemek de bizim ülkemize ait bir hayaldir.

Ne kendiniz böyle hayaller kurun ne de kalabalıkların bunlara inanmasını bekleyin.

Obradovic elbette sonsuza kadar kalmayacak, isimler mutlaka değişecek, Fenerbahçe’nin basketbol takımında 2013-14 sezonundan kaç oyuncu var?

Bu bir süreçtir.

Her şeyi bir anda değiştirmek, değiştirmek değil yok etmek anlamına gelmektedir!

Fenerbahçe yıllarca süren müessese takımlarının hegemonyasına 2007 yılında son verdi. Salonunu yaptı ve onun içini doldurmayı başardı. Takımının sezonluk kombinesini satın almak için sıra beklenir olundu.

Tüm bunlar yanlış mıydı?

Fenerbahçe’nin Euroleague Şampiyonu olması yanlış mıydı?

Hayal miydi?

Peki yönetmenin tek yolu küçültmek midir?

Küçültmek yerine nasıl büyütürüm ya da elimdekini korurum şeklinde bir planlama yapılamaz mıydı?

Bu şekilde yönetilemez Fenerbahçe…

Yönetemezseniz; beceremezsiniz!
Beceremezseniz; gerçekleştiremezsiniz!
Gerçekleştiremezseniz; mazeretlendirirsiniz!
Mazeretlendirirseniz; uzaklaşırsınız!
Uzaklaşırsanız; küçülürsünüz!
Küçülürseniz; kaybolursunuz!

Ama yönetilemezse de o "büyüklük" daima baki kalır!

(*) https://twitter.com/uzaygokerman/status/1129684131246477312

(**) http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/3-temmuz-3-milyar-tl-goturdu-23594375