Fenerbahçe kazanamadı ama kendisini toparlamak, yeni futbolcularını hazırlamak için çok önemli bir zaman kazandı. Galatasaray, çok iyi başladığı ligde, böyle hazırlıksız ve eksik yakaladığı rakibi karşısında berabere kalarak, gerçekten büyük balık kaçırdı. Üstelik av mevsimi başlamışken...

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Fenerbahçe zaman kazandı. Bu, Galatasaray maçını kazanmak kadar önemli... Galatasaray, henüz yeterli hazırlığı ve kadrosu olmayan Fenerbahçe karşısında beraberlikle yetinerek büyük bir fırsat kaçırdı. Galatasaray kazansa 9 puan olur, Fenerbahçe 4 puanda kalırdı. 3 haftada 5 puan fark, Fenerbahçe’de ciddi bir moral bozukluğu, sıkıntı yaratırdı. Galatasaray için kaçan balık büyük oldu.

Gol yoksa, Falcao yok. Galatasaray adeta bir eksik oynuyor. Tıpkı Fenerbahçe maçında olduğu gibi... Falcao’nun sadece gole değil, oyuna da katkısı olmalı... Ama bu yaşta, bu fizik gücüyle çok kolay değil...

Galatasaray’da müthiş bir stoper ikilisi var. Luyindama ile Marcao... Oyun bilgileri, mücadeleleri bir yana, yapılarıyla, fizik güçleriyle rakibi eziyorlar. Rakip üç adım atıyor, Luyindama üç adım atan rakibini yarım adımda yakalıyor. Linnes “Altın yedek”... Bir oyuncu, bir maçı kötü oynamaz mı... Linnes’e ne zaman ‘gel’ deseler, adam hazır kuvvet... Tam bir Kuzeyli kültürü ve disiplini...

Fenerbahçe, savunmasının iki kanadına Gökhan ve Caner’i alarak en iyisini yaptı. Büyük takımlarda büyük oyuncular oynar. Bunu Galatasaray karşısında bir daha gördük. Orta alanda Ozan’dan vazgeçmek kolay değil... Ozan, Fenerbahçe’nin dikine ve hızlı hücum geliştiren tek oyuncusu...

Fatih Hoca maçtan sonra, “Oyuncu istikrarı da önemli” dediğine göre mutlu olmadığı isimler var. İki maç iyi, bir maç kötü oynarsan, bu takım istikrarı adına sıkıntı yaratır. Fenerbahçe maçında Falcao, Feghouli, Belhanda hiç yoktular. Emre Kılınç ile Arda Turan sol kanadı hızlandıramadılar.

Galatasaray Babel’i sola alınca, Erol Bulut Hoca’nın Gökhan’ın önüne Nazım Sangare’yi alarak bir hamle yapabileceğini düşündüm. Erol Hoca bunu yapmadı. Nazım, futbol özellikleriyle, hücum ve savunma anlayışıyla sağ önde de oynayabilecek bir oyuncu... Sağ önde oynamak için Deniz Türüç’ün çok daha fazlasına ihtiyacı var. Bu kadarı ilk on bir için yetmez.

Enner Valencia ilk maçında, yani geçen hafta “Umutsuz vaka” gibi görünmüştü. Galatasaray maçında iyi mücadele etti, yüksek topları aldı. Thiam gibi bir golcü, halen kendini ve fizik gücünü bulabilmiş değil, acaba niye?

Fenerbahçe bu sezon ilk defa savunmasından hızlı çıkışlar yaptı, depara kalktı, dikine gitti, rakip Galatasaray olmasına rağmen “Al gülüm-ver gülüm” yapmadı. Fenerbahçe bu sezon şampiyon olmak istiyorsa hızlı çıkışları alışkanlık haline getirmek zorunda...

Galatasaray maçına çıkıyorsun, ilk defa yan yana oynayacak iki stoperi takıma koyuyorsun. Erol Hoca burada cesur bir adam attı... Lemos-Tisserand ikilisi sanki tutacak gibi... Ayrıca Gustavo’nun bu ikilinin önünde çok etkili oynadığını ve Galatasaray ataklarını başlamadan, tehlikeli noktaya gelmeden silip süpürdüğünü söylemeliyiz.

Taylan Antalyalı sezona çok iyi başladı ama üstüne çok yük bindiği kesin... Acaba yanına Etebo eklense, orta saha ve savunma anlayışı biraz daha güçlü duruma gelse, bu hücum gücünü olumsuz etkiler mi acaba?

Erol Bulut bu kadar eksiğe ve son derece hazırlıksız yakalanmasına rağmen, ilk derbi maçında özellikle taktik anlayışla geçerli not alıp mevcut kredisine ekstra güç sağladı.

Ne olursa olsun, Galatasaray sol önü için, ben halen bir Onyekuru hızı arıyorum. Ayrıca geride kalan maçlarda gördük ki, Galatasaray en büyük silahı hızlı hücuma çıkışları... Bu anlayış fren yaparsa, Galatasaray sıkıntı yaşar.

Sonuç: Fenerbahçe maçı kazanamadı ama kendisini toparlamak, yeni futbolcularını hazırlamak için çok önemli bir zaman kazandı. Galatasaray çok iyi başladığı ligde, böyle hazırlıksız ve eksik yakaladığı rakibi karşısında berabere kalarak, gerçekten büyük balık kaçırdı. Üstelik av mevsimi başlamışken... Maç berabere ama, maçın kaybedeni Galatasaray...

Derbinin karnesi

Maçın en iyisi: Gustavo (Fenerbahçe)

Maçın en iyileri: Luyindama, Taylan (Galatasaray), Altay, Caner (Fenerbahçe)

Maçın en kötüsü: Belhanda, Feghouli (Galatasaray)

Maçın kötüleri: Deniz (Fenerbahçe), Emre Kılınç, Falcao (Galatasaray)

Maçın kalitesi: Orta

Maçın heyecanı: İyi

Kendi için, Türkiye için!

Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılma hakkımız çok ciddi oranda tehlikeye girdi. Ülke puanımız sıkıntıda... Bu konuda İskoçya ile çekişiyoruz.

1 Ekim’de Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi için İskoç takımı Glasgow Rangers ile deplasmanda oynayacak. Bu maça sadece Galatasaray’ın maçı olarak bakmak, hele rakipsen “yenilsin” duygusuna kapılmak asla doğru değil... Galatasaray kendi adına, ülke adına mutlaka kazanmalı...

Galatasaray kaybederse, bu sadece Galatasaray’ın yenilgisi olmaz, Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ın, Trabzonspor’un, Türkiye’nin yenilişi olur. Galatasaray kazanmalı... Kendi için, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor için... Türkiye için...

Futbol sadece parayla olmuyor

Süper Lig’de ilk defa oluyor. Bu sezon çıkan üç takım F.Karagümrük, A. Hatayspor ve BB. Erzurumspor 1, 4 ve 5. sırada bulunuyor. İşini bilirsen “acemilik” falan hikaye...

A. Hatayspor’un iki stoperi Yusuf ile Pablo Santos’u üç maçtır çok dikkatli izliyorum. Bu ikiliye dikkat... Kusursuz oynuyorlar.

Toplam kadro değeri 7 milyon olan Portekiz takımı Rio Ave, Beşiktaş’ı elediğine göre, bu iş sadece parayla olmuyor demek ki...

Konyaspor’da Aniciç’in yokluğunda Uğur Demirok’un yanında ikinci stoper olarak oynayan Abdülkerim’i çok beğendim.

Trabzonsporlu Afobe’nin gol vuruşları mükemmel... Topu alan Afobe’yi bulsun. Boş geçecek gibi görünmüyor.

Fransa’nın Rennes kulübü Uğurcan Çakır’ı almaktan vazgeçmiş. Çok sevindim. Uğurcan Çakır çok daha büyüklerde oynamalı...

Son pişmanlık neye yarar?

Beşiktaş Yönetimi’ni çok merak ediyorum. Özellikle bu son Konyaspor yenilgisinin ardından acaba ellerindeyken gitmelerine izin verdikleri Gökhan Gönül ile Caner Erkin’i arıyorlar mı, bir pişmanlık duyuyorlar mı acaba? Ama duysalar ne olacak, son pişmanlık işe yaramıyor.

Hayatının maçı!

Beşiktaşlı Vida, futbolculuğunun en acemi döneminden, en kariyerli dönemine kadar herhalde kendisi için adeta kabus olan ikinci bir maç yaşamamıştır.

Konya’nın ilk golünde uzaktan topa dokunuşu Beşiktaş kalesine korner oldu. İnanılması gerçekten zor ama Beşiktaş savunması yürüyerek yerine dönerken, Konya korneri çabuk kullanıp golü attı.

Hadi ikinci gole lafım yok. Üçüncü golde bir kısa geri pas yaptı, Konya takımı topu alıp, üçüncü golü attı. Bitmedi, dördüncü golde penaltı yaptı ve Konyaspor durumu 4-0’a getirdi. Vida’ya “Hayatından bir maç sil” deseniz, bir saniye düşünmez, Konyaspor maçını siler.

Tek teselli Aboubakar

Beşiktaş için bir teselli var; Aboubakar... Konya maçının ikinci yarısında oyuna girdi, çok hazır göründü. Çok hareketli oynadı, pozisyonlar yarattı, Konyaspor savunmasını çok zorladı. Geçen yıl hayal kırıklığı ile geçen bir sezonun ardından, Aboubakar’ın bu kadar iyi başlangıç yapacağını beklemiyordum. Beşiktaş golcüsünü buldu.

Doymuşluk ve golcüsüzlük

Okan Buruk Hoca’nın maç sonu yaptığı açıklamaya katılıyorum. Başakşehirsporlu bazı futbolcular şampiyonluk sonrası kepenkleri kapatmışlar. Formsuz olursun kabul, çalışıp yakalarsın. Ama duygusuz olursan, seni şampiyonluğa götüren o duyguyu o hırsı kaybedersen, bir daha zor yakalarsın. Başakşehir’in yaşadığı budur. Doymuşluk, tatmin olmuşluk hissi... Bir de iyi bir golcü özlemi...

Sapunaru ve Pedro olmalı

Elbette sahaya çıkacak on bir konusunda en iyisini hocalar bilir. Buna rağmen Kayserispor’un hocası Bayram Bektaş’ın Sapunaru ve Pedro Henrique’siz bir takımı sahaya sürmesine şaşırdım. Nitekim, oyun daha ilk yarıda 2-0 Erzurumspor lehine gelişti. Bayram Hoca, ikinci yarının başında yanlışı düzeltip Sapunaru ve Pedro Henrique’yi oyuna aldı ama o zamana kadar atı alan Erzurum’a vardı bile...

Mertlik kazansın

Kayserispor-Erzurumspor maçını izliyorum. 26. dakikada Erzurumsporlu Kaan Kanak’ın, Kayserisporlu Muğdat Çelik’e bir müdahalesi oldu. Muğdat öyle feryat etti, yerde öyle kıvrandı ki, Allah korusun “Bir yeri kırıldı” sandım. O feryatları atan Muğdat, 10 saniye sonra kalkıp tazı gibi koşmaya başladı.
Yapmayın, hakemi, maçı izleyenleri bu kadar kandırmayın. Meslektaşlarınızın alın teri ve ekmek parası ile bu kadar oynamayın. Siz kazanamıyorsanız bile bırakın mertlik kazansın.

Zemin, zemin, zemin...

Televizyonculuğa başladım, zeminlerden şikayet ettim. 40 yıl sonra televizyonculuğu bıraktım, gene zeminlerden şikayet var. Allah aşkına bu kadar zor mu zeminleri düzeltmek... Para mı harcamıyoruz, uzmanını mı kullanmıyoruz, ne oluyor da düzelmiyor bu zeminler...

Sapunaru ve Pedro olmalı

Elbette sahaya çıkacak on bir konusunda en iyisini hocalar bilir. Buna rağmen Kayserispor’un hocası Bayram Bektaş’ın Sapunaru ve Pedro Henrique’siz bir takımı sahaya sürmesine şaşırdım. Nitekim, oyun daha ilk yarıda 2-0 Erzurumspor lehine gelişti. Bayram Hoca, ikinci yarının başında yanlışı düzeltip Sapunaru ve Pedro Henrique’yi oyuna aldı ama o zamana kadar atı alan Erzurum’a vardı bile...

2-2 ve son dakika golleri

Gaziantepspor önceki hafta kendi sahasında son dakikada yediği golle Karagümrük’le 2-2 berabere kalmış ve teknik direktör Sumudica, antrenmanda futbolcularına veryansın etmişti. Gaziantep bu hafta da gene son dakika golüyle bu defa Göztepe maçında beraberliği kurtardı.
Son 2 hafta, 2-2 sonuçlanan 2 maç ve son 2 maçın son dakikalarında gelen 2 gol... Gerçekten ilginç...

Cemal Ersen daha gerçekçi

Hürriyet, “Şahane Trabzonspor” diye başlık atmış. Milliyet’te, Trabzonspor’u çok yakından takip eden Cemal Ersen’in yorumunun başlığı “Skor aldatmamalı”. Maçı çok dikkatli izleyen biri olarak, Sevgili Cemal Ersen’in başlığını daha gerçekçi buluyorum.

İkisinden de damlası çıkmaz!

Hürriyet Spor Müdürü Mehmet Aslan ile, kendi deyimiyle “emekli gazeteci” İbrahim Seten’i çok iyi tanırım. Sevgili Aslan ile Seten’i eleştirebilirsiniz, kabul...
Ama tanıdığım Aslan ile Seten’i miksere atıp suyunu çıkartsanız, Fetö’nün bir damlasını bulamazsınız.

Haftanın ‘EN’leri

Haftanın süperi: Novikovas (BB Erzurum)

Haftanın takımı: Erzurumspor, F.Karagümrük, İH Konyaspor

Haftanın hocası: Mehmet Özdilek (Erzurum), Şenol Can (F. Karagümrük), İsmail Kartal (İH Konyaspor)

Haftanın futbolcusu: Uğur, Abdülkerim, Shengelia, Ömer Ali (İH Konyaspor), Ramazan (F. Karagümrük), Afobe (Trabzon), Luyindama (Galatasaray), Gustavo, Caner, Altay (Fenerbahçe), Oberthan (BB Erzurum), Soner (Göztepe)