09.03.2012 - 19:00 | Son Güncelleme: 09.03.2012-19:00 A-A+

HER YANI YANGINLA KUŞATILAN KADIN: BİLGE OLGAÇ

Türkiye’nin erkek egemen toplumuna ve dolayısıyla Yeşilçamı’na bir kadın yönetmen olarak damga vuran ilk isim Bilge Olgaç’ı, 1994’te bir yangında kaybettik.



Yazı: Agah Özgüç

 Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bu usta ismi bir kez daha anmak istedik

 

Erkeklerin egemen olduğu Yeşilçam’da ‘kadın yönetmen’ olmak, dışarıdan görüldüğü gibi öyle kolay değildir. Erkek egemen bakışıyla o yıllarda kamera arkası, günümüzdeki kadar da açık değildir kadınlarımıza. Bu alandaki özgürlük, kamera önündeki kadın oyuncular için geçerlidir. Bu popüler alan, bir ‘meta’ olarak sömürüye, bir ticari mal gibi kullanıma en yatkındır da ondan.
Bilge Olgaç, 1960’lı yılların başında devreye girip, hemcinslerinin önünü açar. Sık sık kullanılan ve ona özgü bir tanımlamayla ‘en uzun soluklu kadın yönetmen’dir gerçekten. Kadınca bir Yeşilçam savaşından sonra kafasında kurguladığı ‘son film’ini çekemez yazık ki. Bilge Olgaç, bu kez afişlere değil, yaşamının son sayfasına acılı bir imza atar. Başrolünü bizzat kendisinin tek başına oynadığı bu trajik öykü, bir yaşam kaynakçasının boğazda düğümlenen son çığlığıdır.


‘İpekçe’de Perihan Savaş ile Gülsen Tuncer.

Ustası Memduh ÜnBilge Olgaç’ın Yeşilçam serüveni 1963’de başlar. Filmlerde prodüksiyon amirliği yapan gazeteci Vecdi Benderli’nin eşidir. Dönemin çok satan Yelpaze Dergisi’ne duygusal öyküler yazmaktadır. Olgaç’ın öykülerinden biri, Memduh Ün’ün dikkatini çeker. Ve Bülent Oran’ın senaryolaştırdığı öykü ‘Kısmetin En Güzeli’ adıyla çekilir. Fatma Girik’le Fikret Hakan’ın başrollerini paylaştığı filmin yönetmeni de Memduh Ün’dür. Ne var ki Ün, kendi çektiği filmi beğenmeyecek ve şöyle diyecektir: “Kötü bir film bu. Başarısızlığın nedeni de senaryonun çapaçulluğu kuşkusuz. Bülent Oran’ın yazdığı senaryoyu okuduğum zaman keçileri kaçırıyordum neredeyse. Bilge’nin derli toplu hikayesi, abuk subuk bir şeye dönüşmüştü.”
23 yaşındaki Bilge Olgaç ise, hayatından memnundur. Ustası Memduh Ün’ün sayesinde senaryo yazmayı, kurgu tekniğini öğrenir. Ayrıca ünlü yönetmenin de birinci asistanıdır. Olgaç, beş filminde asistanlık yapmasına karşın, nedense ustasından yönetmenlik teklifi almaz. Belki de zamanı gelmemiştir.
Bilge Olgaç, yapımcı/yönetmen Memduh Ün’ün sahibi olduğu Uğur Film şirketi adına vermediği bu fırsatı, 1965’te yakalar; ‘Üçünüzü de Mıhlarım’ adlı filmde. Ve ona bu fırsatı verip arka çıkan da konfeksiyon türü küçük bütçeli B tipi filmlerin yapımcısı Hasan Kazankaya’dır.


Olgaç’ın ‘Üçünüzü de Mıhlarım’ filminde Yılmaz Güney ve Tuncel Kurtiz.

İlk yönetmenlik denemesiİsminden de anlaşılabileceği gibi maço ağırlıklı bir ‘erkek filmi’dir ‘Üçünüzü de Mıhlarım’. Ve de tam bu sırada magazin basının kucağına düşen ‘olaylı bir film’e dönüşür. Şöyle ki, filmin vizyona gireceği günlerde başrolü oynayan Yılmaz Güney, dönemin ve gece yaşamının sosyete lokali Kulüp 12’de bir tartışma sonucu, orkestra şefi İlhan Ferman ve iki arkadaşını sustalı bıçakla yaralar. Tuncel Kurtiz, Kalipso Kralı Metin Ersoy ve gece kulübünün şantözü oyuncu Gülsün Kamu, o olaylı gecenin tanıklarıdır. Yılmaz Güney, filmdeki rolünün etkisiyle ‘üç kişiyi mıhlayıp’ o sahneyi gerçekten yaşar. Bu olayla reklamı yapılan film, bir ilk deneme olarak Olgaç’a bir şey kazandırmasa da, ‘Üçünüzü de Mıhlarım’ vizyona girdiğinde gişe rekorları kırar.
Bilge Olgaç’ın bu ilk dönemlerinde özgün ve ses getirebilecek filmler yapması imkansızdır. Çünkü Kazankaya’nın maaşlı, memur yönetmeni gibidir. Arada bir ‘Nikahsızlar’ (1966) ve ‘Öksüz’ (1968) gibi biraz daha düzgünce filmlerle kendini yenilemeye çalışsa da, asıl ilk çıkışı 1970’de Kerim Korcan’dan uyarladığı ‘Linç’le gerçekleşir.
Olgaç, 2. Adana Film Festivali’nde (1970) sinema yaşamının ‘ilk var olma savaşı’nı vermeye hazırdır, bir ‘kadın yönetmen’ olarak... Karşısında ‘Umut’ filmiyle Yılmaz Güney, ‘Bir Türk’e Gönül Verdim’le de Halit Refiğ gibi, sinemanın iki ağır topu olmasına karşın yenik düşmez. ‘Linç’, üçüncülüğü kazanırken, Bilge Olgaç da En İyi Yönetmen seçilir.


Yönetmen Bilge Olgaç, ‘Kanunsuz Toprak’ adlı filminin çekiminde Hülya Darcan’la birlikte.

Osman Şahin birlikteliğiErkek egemen toplumun ‘vurun kadına’ gibi ayrımcı bakış açısına yönelik, ‘mağdur ve mazlum kadın öyküleri’ sergilemeyi düşlemektedir Olgaç. Bu döneme kaymasında asıl güç kaynağı Osman Şahin’dir.
Bilge Olgaç-Osman Şahin birlikteliği ‘Gülüşan’dan (1984) başlayarak ‘İpekçe’ (1987), ‘Gömlek’ (1988), ‘Aşkın Kesişme Noktası’ (1990) ve ‘Kurşun Adres Sormaz’a (1992) dek uzanır. Osman Şahin’in yöresel öykülerine, senaryolarına dayalı, çarpıcı olaylar üzerine kurulu bu edebiyat uyarlamaları, önemli bir toplamı oluşturur Bilge Olgaç’ın sinemasında.
1994 yapımı ‘Bir Yanımız Bahar Bahçe’, ne yazık ki ‘son filmi’dir. Yeni çekeceği ‘Ölüme Doğru’ adlı filmin avansıyla Taksim civarında kiraladığı evinde çıkan yangında kedisi Recep’i kurtarabilmek uğruna kendini feda eder. Ve ne acı ki, bir yanı ‘bahar bahçe’ değil, her yanı ‘yangın’la kuşatılan bir kadının adı olur
Bilge Olgaç.

Yazının tamamını bu ayki Milliyet Sanat’ta okuyabilirsiniz.

Etiketler
Bilgi YarışmasıEfsanevi müzik grubu Dire Straits'in gitaristi ve vokali hangisidir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.