28.04.2013 - 19:35 | Son Güncelleme: 28.04.2013-19:35 A-A+

AFRiKA’DA VAHŞi RÜYA

Objektifini Kenya’ya çeviren Erol Doğaner, yabani hayatta çektiği fotoğrafları sergiliyor Kalamış Marina’da.



NEŞE MESUTOĞLU / nese.mesutoglu@milliyet.com.tr

 Doğaner, “İyi fotoğraf üretmek için çok fazla etkenin bir araya gelmesi gerekiyor. Profesyonel hizmet almak büyük avantaj” diyor

Afrika maceranız nasıl başladı?
5 yıl önce başladı. Uzun yıllardan beri fotoğraf çekiyorum, dünyanın birçok ülkesine sadece fotoğraf için gittim ama hayalimde Afrika vardı. Hatta rüyalarıma bile girmeye başlamıştı. 


 Bu seyahatte hangi destinasyonu seçtiniz? 
Afrika’da Kenya üzerinde yoğunlaştım. Programı Sedventure’ın başındaki Süha Derbent’in danışmanlığında yaptık. Program Nakuru ve Masai Mara’yı kapsayan 10 günlük bir safariyi içeriyordu.

Bu safari bambaşka
Vahşi yaşam fotoğrafçısı Süha Derbent’le safarinin farkı neydi? 

Süha’yla ilk kez safariye çıktım. Dünyada sayılı vahşi yaşam fotoğrafçılarından biri. Onunla safariye katılmak müthiş keyif veriyor. Tam bir uzman. Birçok arkadaşım Kenya’da safariye katıldı ve fotoğraf açısından olumsuz koşullarla boğuşup neredeyse hiç fotoğraf çekemeden döndüler. Oysa ben gerek konaklama kalitesi, gerek fotoğraf verimliliği açısından hiç  sıkıntı çekmedim. İyi fotoğraf üretmek için çok fazla şeyin bir araya gelmesi gerekiyor ve Sedventure bunları profesyonel bir hizmet olarak sunuyor.

Bu seçim size hangi alanlarda danışmanlık alma fırsatı sundu?
Safari öncesi sürekli telefonda Süha’dan bilgi alıyordum. Bir kez de karşılıklı uzun bir görüşme yaptık. Sorduğum her sorunun karşılığını net bir şekilde açıklıyordu. Bu da benim çok iyi hazırlanmamı sağladı. Süha gerek Nakuru’da, gerekse Masai Mara’da tüm bölgeyi avucunun içi gibi biliyor. Hangi hayvanın fotoğrafını çekeceksek, o hayvanı eliyle koymuş gibi buluyor. 


 Mesela?
Örneğin ağaç üzerinde yatmakta olan bir leopar görmüştük. Süha, leoparın ağaçtan inerken hangi daldan geçip aşağıya atlayacağını önceden tahmin ederek fotoğraf çekim açımızı o kadar iyi ayarlamıştı ki, mükemmel kareler yakalayabildim.

Sırada dağ gorilleri var Fotoğraf çekimlerinde en heyecan duyduğunuz şey neydi?
Tüm hayvanların dinlenme anlarını, annelerin yavrularını korumak için nasıl çırpındıklarını, onlarla yaptığı oyunları, bir çitanın avını, zebrayı kovalama anını görüntüleme fırsatı buldum. Beni en çok etkileyen, bir aslan ailesinin öküz başlı antilopu dört saat süresince parçalara ayırarak karınlarını doyurması ve bu süreç içerisinde çıkardıkları sesler oldu.

 Fotoğraflamanın en zor olduğu hayvan hangisiydi? 
Fotoğrafını çekmekte zorlandığım tek hayvan leopardı çünkü sayıları az. Ayrıca, diğer yırtıcı hayvanların aksine leoparlar yalnız yaşayıp, yalnız avlanıyor. Onları yakalayabilmek için elinizde dürbünle bazen saatlerce ağaçların üzerinde arama yapmak zorundasınız. Leoparı bulmakla iş bitmiyor, onun bulunduğu ağaca ne kadar yaklaşabileceğiniz de belli değil. Doğru ekipmanla çıkmadıysanız fotoğraf çekmeniz mümkün değil, bu durumda ancak izleyici olarak kalıyorsunuz.

 Afrika seyahati hayatınızda ne değiştirdi?
Bana göre Afrika büyülü bir kıta, dönüş günü geldiğinde programı birkaç gün daha uzun tutmadığım için pişman olmuştum. Yakında yine Süha Derbent’le dünyada sadece 600 civarında kalan dağ gorillerini fotoğraflamak üzere Uganda’ya gideceğiz. Dolu dolu bir gezi olacağından hiç kuşkum yok.

SERGi KALAMIŞ’TA

Erol Doğaner’in ‘Vahşi Rüya’ isimli fotoğraf sergisi, 3 Mayıs’a kadar Kalamış Marina’daki Hai Sushi Restaurant’ın sergi salonunda gezilebilir. Sergi, daha sonra Gaziantep’te Doğanlar Sanat Galerisi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.

Etiketler
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.